ustad310lm.jpg

1876 yılında Bitlis’in Nurs köyünde doğdu. Geleneksel dini eğitim gördü. 1908’de II.Meşrutiyet’in ilanından hemen önce İstanbul’a geldi. 1909 tarihinden sonra hayatını Doğu Anadolu’da sürdürdü.

 


1911’de İstanbul’a döndü. I.Dünya Savaşı’nda Teşkilat-ı Mahsusa’da çalıştı. Doğu Cephesi’nde Ruslar’a karşı savaştı. 1915-1917 arasında Ruslar tarafından savaş esiri olarak alındı. Savaştan sonra ülkeye döndü ve Cemiyet-i Müderrisin ve Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Milli Mücadele hareketine katıldı. 1923’te iktidardan desteğini çekti. 1925 yılında çıkan bölücü isyanlara karşı milli bütünlükten yana tavır aldı.
Önce Isparta yakınlarında bir köye ardından Eskişehir (1935), Kastamonu (1936), Denizli (1943) ve Afyon Emirdağ’a (1945) sürüldü. 1950’de DP iktidara gelince serbest bırakıldı. Risale-i Nur Külliyatı adı altında topladığı eserleri kaleme aldı. 1960 yılında vefat etti.

[kml_flashembed movie="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=2077952083978616101" width="470" height="350" wmode="transparent" /]

tam ekran

Digiturk Film Paketi ile Televizyondan Film izle


11,491 kişi izledi Kişi İzlemiş
200 Kişi Yorum Yapmış
Film Hakkında Yapılan Yorumlar




mehmet
18 February 2008 - 8:08 am

Emeği geçen herkesden Allah razı olsun, çok beğendim
her müslümanın mutlaka izlemesi gerekir. Allahım bediüzzaman saidi nursi hazetlerinden razı olsun

cemil
18 February 2008 - 9:12 am

ustat hazretleıne slm saygı duaıle.

efe
18 February 2008 - 9:20 am

allah razı olsun ustad hazretlerı

tuna
18 February 2008 - 10:32 am

SİTEYE KOYANLARDAN ALLAH RAZI OLSUN.BENDE CD.Sİ VARDI ÖNCEDEN DE İZLEMİŞTİM.MERAK EDENLER VE SAİD-İ NURSİ HZ.NE ÖNYARGISI OLANLARDA İZLESİNLER.ÖMRÜNÜN 25 YILI HAPİSLERDE GEÇMİŞ,ÇOK ZULÜMLER GÖRMÜŞ ÜSTADIN RUHU ŞAD,MEKANI CENNET OLSUN…AMİN…

fahri
19 February 2008 - 5:36 am

bütün insanlara tanıtılması gereken üstadımız için yaptığınız hizmetten ötürü allah razıolsun…

BirGaripDünyaLı
19 February 2008 - 10:28 am

Allahuteala dinini yalnız bırakmaz. Her Asırda boyle buyuk alimler vardır. Onları bılene gorene ve tabi olana ne mutlu. Selam ve Dua ile

AYHAN
20 February 2008 - 1:47 pm

istediğim tek şey hemşerimin dönemde yaşamaktı emeğinize sağlık……………

necrotr
21 February 2008 - 9:04 am

Allah Razı olsur

Mükemmel bir eser olmuş umarım günümüz gençleri izleme fırsatı bulurlar ve Allah onlara idrak edebilmeyi ihsan eyler Amin!

cemsisbot
22 February 2008 - 10:23 am

İnsanlıga Allaha hizmeti yaşam tarzı edinmiş mübarek insanların günümüzde değeri daha güzel anlaşılmaktadır.Anlayanlara ne mutlu.

AYŞE
22 February 2008 - 1:51 pm

böyle güzel insanların belgesellerini koymak bile bir hizmettir.Tüm insanlığın tanıması gereken bir zaman aliminin belgeselini izlerken bir yandan sevindim bir yandan göz yaşlarımı tutumadım.Emeklerinize sağlık..Allah bizi İslam yolundan Peygamber Efendimizin şevkatinden said nursinin dualarından ayırmasın.

nurcan
25 February 2008 - 2:49 am

dinlemeye değer

akinci
27 February 2008 - 10:47 pm

yalandan evliya olmaz ne ustadı bi kere sakalsız olmaz evliya kimi kandırıyonuz cıkarın bu belgeseli insanların kafasını karıştırmayın kimseyi aydınlatamaz bunu arkasından giden bi kere bidat olur gercek evliyaya tabi olun bitlisten evliyamı cıkar vatan haininden başka gercek evliyaya tabi olun arayında bulun

ALİ
28 February 2008 - 12:16 pm

iş kişinin boyunda değil fatih abdülhamit varda said nursi neden olmasın.bir kere ben türksem benden daha türkdür said nursi bu vatanı en iyi koruyacak bir kişidir.bence günahına girme.sevmeyebilirsin ama kötüleme.isterse ermeni olsun bu dini birşey.saygı duy ama sevmezsen sevme.keramet sakalda değil hem .farz değil.

ALİ
28 February 2008 - 1:22 pm

çok güzelmiş ama yav bi afyonlu olarak utandım breee şerefsizler kimse o üstada afyonda en ağır eziyeti yaşatmışlar.canları cehnneme gitsin.bu mahluklar üstadın ölüsünden bile korkacak kadar acizler.yani bunlar hiç ender hiç yani hiçlik içinde hiçler.

flozof
01 March 2008 - 8:35 am

hizmete adanış bir ömür kim ne düşünürse düşünsün allahu teala zaten onu seçmiş sevmiş üstüne laf söylenmz

gürkan
02 March 2008 - 10:27 am

bediüzzaman said nursi üstadımızın hayatını bilmekle onun yazmış olduğu eserlerin bu zamana ve tüm canlılara son derece faydalı olduğunu düşünüyorum. eğer cenneti satın almak istiyorsak, namazımızı ve okuduğumuz yüce kitabımız kur’anı daha iyi anlamak istiyorsak üstadımız hayatını mutlaka öğrenin ve onun eserlerini mutlaka okuyun.

alparslan
03 March 2008 - 8:40 pm

iş ne sakalda ne de ırktadır. fakat bidat ehillerinin peşinden gitmemek gerekir. Sultan Abdulhamit Hanın tahttan indirilmesine sebep olan dahası mürsidi olmayan icazeti olmayan birilesine tabi olmak ne derece sağlam olur. bütün evliya zatların mürsidi vardı. icazeti (peygamber efendimiz aleyhisselam zamanından beri hep icazetle gelindi) bu zat o evliyalardan çok daha mı üstün de mürşitsiz icazetsiz haliyle övünüyor. karalamak değil gerçeklere dikkat çekmek istedim saygılar…

barbaros
04 March 2008 - 5:46 am

koçum sana kim anlattıysan yalnış anlatmış eger sen bu lafları konusuyosan asıl sen türk degillsin akinci

Aliayberk
04 March 2008 - 9:12 am

Emeginize ellerinize saglik.Basarili calismalarinizin devamini diliyorum.

gebertirimvalla
06 March 2008 - 8:47 am

bi ketodan bi medyum memişten ne farkı varki?? uyanın biraz:( din istismarcıları böleleri

cuneyt
07 March 2008 - 4:31 am

Adam tam bir kökten dinci . Takdir edenler gitsin iranda yasasin avrupada degil.

cuneyt
07 March 2008 - 4:40 am

Adam tam bir kökten dinci . Takdir edenler gitsin iranda yasasin avrupada degil.Simdi bunu yeni modeli var biraz entel danteli ama abd de yasiyo fethullah gülen.

seher
07 March 2008 - 6:45 am

Böyle yaşayabilmek ne şerefli, insan taktir etmesini bilmiyorsa en azından hakaret etmemeli.

ömer
08 March 2008 - 8:32 am

Dokunmayın o büyük zata zaten dokunamazsınız.Onu tanıyıp ta vicdan ehli hiç bir insan onu eleştiremez.Öyle zatların davası Allah(C.C),Hz.Muhammed (S.A.V)ve Kuran-ı Kerim in insanlara anlatılmasıdır.Allah ondan ebediyen razı olsun

özcan
09 March 2008 - 8:53 am

allah riza olsun ustadimiz kendisi çok büyük bir alimdir kendisin çok seviyorum

burhan
10 March 2008 - 2:02 am

üstada kotu eleştiriler yapanlar gunumuzdekı kımseye benzetmeyınız ustadı.birde aynaya bakın kımseye faydasız luzumsuz ınsanlar.komınızmın yandasları

doğan
12 March 2008 - 8:23 am

BU BELGESELİ BURAYA KOYANDAN ALLAH RAZI OLSUN
ÜSTAD HAZRETLERİNİ ELEŞTİRMEYE ONUN HAKKINDA HİÇBİŞEY BİLMEYENLER KALKIŞMASIN.DİN OLGUSUNU SOYLA KARIŞTIRMAYALIM ÇÜNKÜ DİNİN SOYU OLMAZ…PEYGANBER EFENDİMİZ ARAPSA BİZ ONUN YOLUNDAN GİTMEKLE TÜRKLÜĞÜMÜZDEN OLMAYIZZ..BU ÇİLE İNSANI BİZEN DAHA TÜRK BUNU SAVAŞ YILLARINDA RUSLARA ESİR OLUŞUNDAN TUTUN MİLLETİMİZİ KURTULUŞA ÖRGÜTLEMESİNE KADAR GENELLEYEBİLİRSİNİZ..BİR DE FETHULLAH GÜLEN HOCA EFENDİYİ ABD DE YAŞAMAKLA İTHAM EDEN İNSAN ..SEN HANGİ ÜLKEDE TÜRK BAYRAĞINI DALGALANDIRIPTA İSTİKLAL MARSIMIZI OKUTTUNDA BU YARGIYA VARIYORSUN..BENCE SEVDİĞİM DEDİĞİN TÜRKİYEYE BİR YARAR VERECEKSENİZ HİZMET İNSANLARINA SADECE SAYGI DUYMANIZ YETERLİ OLUR SİZ OTURUN YİNE KÖS KÖS YERİNİZDE AMA SAKIN KISKANMAYIN..
ALLAH HAK YOLCULARININ YAR VE YARDIMCISI OLSUN..

ferhat
14 March 2008 - 10:57 pm

ben bitlisliim ve saadi nursinin resimleri var bizde yaptığınız belgeselde çok güzel saadi nursi ve sizden allah razı olsun

elisa
18 March 2008 - 12:52 pm

bediüzzaman said nursi ve yandaşları vatan haini,abd yandakçısıdır…en iyi örnekte fetodur.abd ve ab yalakası adi bir adamdır ve onun sözde nurlu ama asılda nursuz cemaatide vatan hainidir,,,

nusret akgün
19 March 2008 - 9:49 am

yaşasın zalimler için cehennem

nusret akgün
19 March 2008 - 9:54 am

rus bozmaları tanımazlar üstadı onu insan olan ve damarında islam kanı olan tanır. avrupa bozması şahsiyetsizler, merak etmeyin sizin aptalca sözleriniz bizleri davamıza birkat daha sarılmaya iter.

kioo
20 March 2008 - 4:53 pm

nusret akgün merak etme sen abd ve batının en büyük oyununa kanmışsın

nusret akgün
24 March 2008 - 1:47 am

dengesiz sen nerde mürekkep yaladın.

nusret akgün
24 March 2008 - 1:50 am

bu vatana can verenler manevi değerler için can verdeler senin gibi lakayd gençlik için değil. şimdi ecdad olsa idi kılıçlarını sana yönlendirirdi.

onur
24 March 2008 - 11:17 am

eleştilemeyecek kimse olmaz bu ne saçmalıktır…adam alimmiş sırf bu yüzden saygıyı hakediyor ama o kadar başımıza peygamber yapamıyacağımıza göre..Allah rahmet eylesin o kadar..sapla samanı karıştırmayalım..peşinden koşulacak biri olamaz kitap tektir dinimiz tektir ve orda sölüo zati…abartmıyalım..sevgiler

Ali
24 March 2008 - 1:59 pm

Bu videoyu siteye koyanlardan ALLAH razı olsun.

cüneyt
24 March 2008 - 4:32 pm

Jetpa Yimpas Deniz feneri Sayayim mi daha srefsizler.Tamam neyse o zamanda olmus bitmis fakat halen bu insanin adini alip onun izinde oldugu gözüken feto ve saz arkadaslari hadi onlarida birak su yorumlara bak .COK YAZIK .Hicmi akliniz kafaniz yok nedir bu

murat
26 March 2008 - 10:46 am

Allah cumlemizi şefaatlerine nail eylesin .

admin*
26 March 2008 - 11:15 pm

ZALİMLER İÇİN YASASIN CEHENNEM..!!! ÜSTADI KÖTÜLEYEN CAHİLLER..! HENUZ ONU TANIMADAN BÖYLE KONUŞMAYIN..SAİD NURSİ İSMİ TARTISILAMAZ.

istanbulgaria
28 March 2008 - 2:28 am

MUTLAKA İZLEYİN…Ne kadar hoşgörüsüzsünüz, yazılanları okudum da, pes vallahi, tek yaptığı sey tüm hayatı boyunca bir şeyler öğrenmek, bunları paylaşmak, yıkıcı yok edici hiç bir eylemi yok, sizin yolunuzu bilmem ama dünyevi herşeyi elinin tersiyle itmiş, kendini dine vermiş, ama bununla birlikte hayatını hapishanelerde, sorgu odalarında, sürüldüğü yerlerde geçirmiş… Herkez fikrini özgürce söylemeli, Eyleme geçmemiş düşüncesinden ötürü kimse baskı, sürgün hayat yaşamamalı, Senin yolun sana, onun yolu onadır, Birde başkaları ile kıyaslamamalı… Öldüğünde hiç bir malı yoktu, Cenazesi bile rahat bırakılmadı, Devlet eliyle Bilinmeyen bir yere nakledildi…

hotertr
30 March 2008 - 6:48 am

EN KOLAY YOLU SEÇMEYİN!!…Kişileri kendilerinden yada eserlerinden tanımak yerine, başkalarından duyduklarınızla tanımak seçilmiş en kolay yoldur.Biz bu dünyada Albert Einstain,Edison gibi insanlara dahi insanlık için yaptıklarından dolayı Allah razı olsun dedik Bediüzzaman gibi hem fenni ilimde hem dini ilimde bir efsane bir dahii olmus birini yargılamak insafsızlık olur.Üstadın gittiği yolda bayraktarlık yapan vatan sevdalısına da Allah ömür versin.

seydişehir
31 March 2008 - 1:46 am

insanlkarın beynini yıkamayın. radyo konusunda bu sesler nasıl yayılıyor bu kadar diye sorduklarında, “melekler vasıtasıyla” diyen bir cahilin peşinden gitmeyin. yazıktır. bunlar islam değil.

alper
01 April 2008 - 3:42 am

bidat ehillerinin peşinden gitmemek lazımdır bu iş şakaya gelmez…
Yazilarindan nakli esas almadigini ögünerek söylüyor sonra “(Yazdigim eserlerde, nakil suretiyle kale kîle gitmedim, yanimda da hadis kitaplari yoktur)(Mektubat 19)” diyor. oysa ki islamiyet nakil dinidir akıl dini değildir buyurmuş islam alimleri.
(Seleflerim; C.Efganî, allâmelerden Misir Müftüsü merhum M.Abdüh, müfrit âlimlerden Ali Suavi, Hoca Tahsin ve Ittihad-i Islâmi hedef tutan Namik Kemal diyor. Bunlar mason idi. Böylece masonlarin yolunda oldugunu gizlemiyor. (Tarihçe-i Hayat s.67)
amaç kotülemek değil, doğruyu göstermektir…

alparslan
01 April 2008 - 3:45 am

bidat ehillerinin peşinden gitmemek lazımdır bu iş şakaya gelmez…
Yazilarindan nakli esas almadigini ögünerek söylüyor sonra “(Yazdigim eserlerde, nakil suretiyle kale kîle gitmedim, yanimda da hadis kitaplari yoktur)(Mektubat 19)” diyor. oysa ki islamiyet nakil dinidir akıl dini değildir buyurmuş islam alimleri.
(Seleflerim; C.Efganî, allâmelerden Misir Müftüsü merhum M.Abdüh, müfrit âlimlerden Ali Suavi, Hoca Tahsin diyor. Bunlar mason idi. Böylece masonlarin yolunda oldugunu gizlemiyor. (Tarihçe-i Hayat s.67)
amaç kotülemek değil, doğruyu göstermektir…

murat
01 April 2008 - 7:26 am

DÜNYADA Kİ MÜSLÜMANLAR ABD EMPERYALİZMİNE KARŞI SAVAŞIRKEN SAİD NURSİNİN PEŞİNDEN GİTTİKLERİNİ SÖYLEYENLERİN LİDERİ ABD de CIA KORUMASI ALTINDA YAŞAMAKTADIR.AMERİKAN ASKERLERİNİN İŞGALİNE UĞRAMIŞ MÜSLÜMAN ÜLKELERİN VADANDAŞALRINDAN UTANMALI AMERİKANIN YEŞİL KUŞAK PROJESİNE HİZMET EDEN SÖZDE MÜSLÜMANLAR.

esra sümeyye
03 April 2008 - 12:29 am

said nursi bu zaman da yani ahir zaman da Kuran’ı Kerim’i en iyi şekilde usulüne uygun olarak anlatmıştır eğer Mevlana ‘nın zamanında olsaydım onun gibi yazardım mevlana ahir zamanda olsaydı benm yazdıklarımı yazardı diyor…onu tanımadan kitapları okumadan asla karşı bir eletride bulunamazsınız..ve kulaktan dolma bilgilerle kimseye iftira atmayın..

yılmaz
03 April 2008 - 8:52 am

BEDÜZZAMANA HAKARET EDENLER GİTSİNLER ESERLERİNİ OKUSUNLARA HEPSİNİ DE DEĞİL 1 SAYFA OKUSUNLAR ANLAYARAK HADİ ŞİMDİ AÇIN BİR SAYFA İNTERNETE HER TARAFTA VAR OKUYUN NE KAYMEDERSİNİZ Kİ.AMA ANLAMANIZ ŞART S.A

karakul
04 April 2008 - 5:48 am

ben bu belgeselden önce amerikalıların yaptığı işgenceleri gösteren belgeseli izledim. Şimdi sizler dünyanın nerede olduğunu görmek için anlattığım belgeseli izleyin. Ve mademki bu kadar dindarsınız! neden bahsettiğim zulümü yapan ABD ve AB cilere tavır yerine onların dizinin dibinden ve emrinden çıkmayan adamlarınız, ırak ta yüzbinlerce kadına ve kıza yapılan tecavüz hakkında ne düşünüyorlar acaba. Şimdi gerçekçi olun lütfen,Dinimizi her şeye alet etmeyelim.

gülali
07 April 2008 - 3:11 am

öncelikle bu eseri yapan ve yayınlayanlarardan ALLAH(CC) razı olsun.hz.üstadın hayatının bukadar sıkıntılı geçmesinin tek bir sebebi vardı oda “ALLAH(CC)NURUNU TAMAMLAYACAK”gerçegindeki sebebler dairesinde kendisine isnad edilen vazifeyi bitemamiha yerine getirmek.işte o vazifenin içinde üstadın biz müslümanlara açtıgı yol sadece imanın yoludur.ve en önemli gerçek olan ölümü bizlere hatırlatmasıdır.yani kabri yani ahirete açılan kapıyı.şunu kesinlikle unutmayın kabir kapısı üç yola açılır gayrisi yoktur.1.ehli iman için cennete.2.inanıpta inandıgı gibi yaşamayan gaflete dalmışlar için ebedi bir cehenneme.3.inkar edenlere yani kafirler için ise ebedi bir idama açılan kapıdır.işte Hz üstadın üzerinde durdugu tek konu kabrin 1.yol olan cennete açılmasıydı.arkadaşlar yorumlarınızı yaparken onagöre yapın nefsinize uymayın.ALLAH TÜM İNANANLARI 1.YOLDAN yanına alsın.Amin.

hasan
07 April 2008 - 3:16 pm

Şu adamın suratına bak iki de kahve iç. Ustada bak. İnanmıyorum ya tarihten biraz bilginiz olsun ya. Şimdi ben bu adamdan haz etmiyorum ya ben şimdi dinsiz, imansız oldum. Allah dini kendi çıkarlarına kullanıp da milleti peşinden koşturanların binbir türlü belasını versin diyorum başka birşey demiyorum. Doğuda ki ayaklanmaları kim çıkardı? Ülkeyi bölmek için elinden gelen herşeyi yaptı. Kurban olduğum allah akıl vermiş. Şeyhlerden, tarikatlardan, tekke vs ne çektiyse ülke bundan çekti. Balık hafızalı olmayalım. İster Türk ister Kürt ne milletten olursa olsun bunlara itibar etmeyin. Bir de yünümüz olsa koyundan farkımız ne olacaktı

ramcho
08 April 2008 - 11:38 pm

topluma özellikle yanlış tanıtılmaya çalışılan bu büyük islam alimini, hakkıyla tanıtan bu belgeselden ötürü çok teşekkürler.

konuralp
11 April 2008 - 3:34 pm

bu nursuzlarin simdiki reisi neden somalide veya okulu oldugu diger musluman ulkede yasamiyorda? amerikada yasiyo bunlar vatan haini amerika CIA ajani …TANRI TURKU KORUSUN

ahmet
15 April 2008 - 12:08 pm

üstat hz.lerinin eserleri binler aded sayısında bizleri saran günahları ve şeytan oyunlarına karşı risalesiyle tek başına aynı kuvvette mukavemet eden,isminide aldığı gibi bu yüzyılın hem islami bilimin hemde fen bilimlerinin aynı anda en yüksek derecede kendisinde bulunduran bediüzzaman ismini yani zamannın güzeli,zamanın en farklı ve hiç duyulmamışı,görülmemişi gibi ilgi uyandırıp hayretleri cezbeden zatıdır.allah rahmet eylesin.amin

hasan
15 April 2008 - 3:56 pm

Yav hemen benim üstte yazan eleman ne demiş yavvv:) Türkçe konuş abi türkçe!

fatih
17 April 2008 - 11:08 am

herkesin örnek almasi gereken bir insan hele bizim cagimizda böyle insanlara dah da fazla ihtiyacimiz var

soydan
19 April 2008 - 11:21 am

Arkadaşlar iyi güzel övüyor övünüyorsunuz. anlatıyor dua ediyorsunuz. kendini allaha dine vermiş bir zatı taktir etmek elbette normaldir. ancak; çıkardığı isyanla pek çok insanın ölmesine, kardeşin kardeşi vurmasına sebebiyet veren, ülkedeki kürt kökenli insanlara, “biz bir tohum ektik, gerisini siz getireceksiniz” diyen bu zat değilmidir? inglizle fransızla anlaşıp müslüman ülkeyi gavura satan padişahın peşinden giden onun yanında olan o değil midir? pekiii kendini dine veren insan böylesine dünyevi işlerle uğraşır mı? kendini dine veren kişi isyan çıkarıp silaha sarılır mı? Bu nasıl dindarlıktır? mevlana hangi gün eline silah almıştır? bu kişinin devamı olan kişi dünyaya eziyet eden amerikaya sığınır mı? ettiğiniz ayıptır. Birde dediğinix gibi cehennem günahkarlarla ağzına kadar dolacaktır. ama kim gide ekim kala belli olmaz, hüküm vermek size düşmez. allah allah deyip günaha girmeyiniz!!! cennette bizim cehennemde bizim, dersinki sen gidersin, bakarsın sen gitmişsin oradan el sallarsın… son olarak açık konuşayım said nursi eğer ülkeye karşı isyan çıkarmasaydı yada engel olsayd sonsuz saygı duyardım, belki peşine takılmaz ama saygı duyardım. ancak bir katile saygı duymak müslümana yakışmaz.

yucel
24 April 2008 - 2:55 pm

arkadaşlar sapkınlığın derecesi yok
ölümün zamanı yok
mahşerin hesabı dengesiz hayat süren insanda asla yok
kokuyu farklı açıdan bakarak almak gerekli
bir zamanlar bi kadın sevmiştim taki yanlış yoldaymışım
nitekim öylesi bi dünya gördüm ki o anda dahi nasıl olur böyle bildiğim insanlar böyle olamaz demiştim
bu devirde gerçekten para ile imanın kimde olduğu belli deil
kim alim kim bilir kim bilmez oda belli deil
ama bi gerçek biliorum kuran
bilmiorum ama yolumun dosdoğru olduğu hakikatleriyle belli
bu arkadaşların atatürke sövdüğünü biliorum
bu arkadaşların cumhuriyete inanmadığını da biliyorum sempatik bu arkadaşlar ama ki malesef hayat maddedardır herkese farklı ambians içermez hayat ki mana bile insana verilse insanlara anlatılması için sebebiyet verilmesi şarttır
bunca şeyin ardına belirsizlik yaşamak nedendir ki
kökten dinci dien arkadaşlar bi defa bu memlekette din biraz olmasın istiolar sanırım ha kendi içlerinde inanç olabilir bu ayrı bi yorum
fethullah denmiş kendi halinde bi adam artı yönde bişeyler yapmaya çalışıor
el alemin banka soymasından kat kat iidir
kısacası vatanınıza aşık olunuz olan ve olmayanlara karşı isyan yerine şükürü hedef nokta biliniz isyankarlıktan kaçınınız güzellikleri görün ki iyilik yapanları görün ki iyiliklerde sizi bulsun ve yaptığınız iyiliklerde görülsün bu mana alemidir
ki hayat maddidardır o halde bırakın size zararı dokunduysa gerekeni yapın bakın ne zararı olmuş size canınızı mı almış paranızı mı sömürmüş napmış vatana mı sövmüş
şaşarım ben bu akla
uzun lafın kısası
okuyup öğrenin ki sağlam konuşasınız

murat
26 April 2008 - 11:54 pm

muhteşem bir hayat ve muhteşem bir belgesel

emre
27 April 2008 - 12:01 am

sol görüşlü bir insanım hayatımda sağ kavramı yok denecek kadar azdır.Ama bu belgeseli izledim ve izlemekle yetinmeyip kişi hakkında araştırma yaptım gerçek bir dünya vatandaşı ve olaylara kayıtsız kalmayan tepkisini her şeye karşı koymasını bilen ve sonucunda 28 yıl kadar hapis ve sürgün hayatı yatan bir insan …TEK SÖYLEYECEĞİM ELEŞTİRMEK KOLAY DAVASI UĞRUNA BİR GÜN HAPİS YATAN BİR İNSAN VARSA SAİD NURSİYİ ELEŞTİRSİN YOKSA SAYGI GÖSTERİP SUSSUN….

varlık_ve_yokluk
27 April 2008 - 8:30 am

davası ugruna illa insanın hapis yatması diye bir şey söz konusu olamaz saçmalıkdan başka birşey değildir bu ;)
üstelik b.s. nursi denilen adam hapis yatması onun ülkemize karşı bir tehtit oldugunu gösteriyor eserlerinde evrim teorisine(okudumamışdır allah bilir),sosyalizme,ateistlere karşı agır cümleler söyüyor sonra hoşgörüden bahsediyor ben buna gülerim.islam alimmiş buna sıfatını veren insanlar bunun peşinden giden insanlar ,islam alimimş arıyorsunuz mevlana,farabi,yunus emre(bana göre has alimdir)
mevlananın düşncelerini avrupa,abd sevmişdir saidi kim seviyor :D mevlana üniversite profösörleri tarafından kabul edilior sevilior(müslüman değil bu adamlar) said ise sevilmior ;) sevilmeye laik biinsada değil zaten oana bakarsanız deniz gezmişde hapis yattı idam edildi alın ha olan bu ozmn böyle mantık olmaz.
said faşistin önde gidenidir ortalıgı islam hoşgörüsü diye bulandırmışdır.islamı yanlış anlatıyordur,bilgilidir lakin islam alimi değildir.
kitaplarını okuyun anlarsınız zaten basit cümlelerden oluşmuş kitaplar eski türkçe ile yazmasalar zaten okadar basit bi insan oldugu anlaşılır
Bir barbarlık dönemi başlıyor; bilimler de ona hizmet edecekler.

ayseutku
28 April 2008 - 11:20 am

Said-i Nursi kimdir?
1877 yılında Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde doğan
ve 24 mart 1960 tarihinde ölen ve bidayette Saidi Kürdi diye anılan
bir şahsın esas gayesi, Türklüğü tahrif ederek ayrı bir Kürt
devleti kurmaktır. Nitekim yaşamı boyunca bu amacını
gerçekleştirmek için etkinlik göstermiştir.

ayseutku
28 April 2008 - 11:21 am

Doğduğu bölgeden İstanbul’a gelen Said-i Kürdi, 31 Mart
ayaklanmasına katılmış, Milli mücadele döneminde Kürt Teali
Cemiyeti kurucuları arasında yer almıştır.

(kaynak Marmara Brifingi: Orgeneral turgut Sunalp, Korgeneral
Abdurrahman Ergeç, Tümgeneral Recai Engin, Tümgeneral, Memduh
Ünlütürk, Tümgeneral Fazıl Polat, Kur. Alb. Fikret Küpeli…) Bu
zamandan 1950′ye kadar risaleleri yaymaya ve cemaatini büyütmeye
devam etmiştir.

ayseutku
28 April 2008 - 11:22 am

1950 sonrasında yazmış olduğu risalelere dayanan cemaatini iyice
güçlendirmiş ve bu dönemki DP hükümeti le işbirliğine
girmiştir. Atatürk’ün başlatıığı toprak reformunu yarıda
bırakarak bölgesinin ağalara ve şeyhlerin elinde kalmasında
büyük pay sahibi olan Said-i Nursi zamanın iktidarı Adnan Menderes
tarafından eli öpülerek el üstünde tutulmuştur.

1960 ihtilaliyle birlikte Adnan Menderes ve diğerleri asılmıştır.
Said-i Nursi’nin cesedi de İhtilal subayları tarafından ortadan
kaldırılmıştır.

ayseutku
28 April 2008 - 11:23 am

Volkan Gazetesi
Şeriat devleti isteyenlerin bütün hareketlerinin gerisinde
emperyalizmin çirkin yüzü sırıtmaktadır. 31 Mart irtica olayında
da Derviş Vahdeti’nin ve Melanzade Rıfat’ların iplerini elinde tutan
gerçek güç emperyalizmdir.

15 Aralık 1908 tarihli Volkan, İngilizlerin adem-i merkeziyetçiliği
sayesinde Kıbrıs’ın “küçük bir İsviçre” haline geldiğini ileri
sürmektedirler. Oysa ki Kıbrıs İngiltere hükümetinin Osmanlı’dan
alacaklarına akrşılık rehin aldığı fakat ilk bahaneyle el
koyduğu veişgal ettiği, nüfusunun da Yarıya yakınının Türk
olduğu bir topraktır. İngilizlerin burayı tek kurşun bile
sıkmadan dalavereyle ele geçirmesini ve sömürge kurmasını Volkan
gazetesi alkışlamaktadır.

ayseutku
28 April 2008 - 11:26 am

8 Nisan 1909 tarihli Volkan: “İngiliz Hükümetinden, kuvvetli,
mütefennin, her surette müterakki, hami-i insaniyet bir hükümetin
mevcudiyetini hala mutasavver mir?” diyerek bugünkü Amerikan
dalkavukluğuna andırır biçimde İngiltere’nin her yönden
propagandasını yapmaktadır.

İşta 31 Mart olayının başkahramanı Derviş Vahdeti dahi,
günümüz Amerikan şeriatçılarına benzer biçimde koyu bir İngliz
İngiliz şeriatçısıdır. 31 Mart yobazları önlerine çıkan
ilerici subayları şehit ettikleri halde hristiyan kafirlere karşı
davranışlarında son derece “centilmen”dirler. Yobazlara 31 Mart
günü yollarda rastladıkları hristiyanlara korkmamaları için
teminat vermişler, yabancı elçiliklerin kapılarına da nöbetçiler
dikmişlerdir.

ayseutku
28 April 2008 - 11:28 am

İsyandan sonra hükümet 31 Mart olayında ünlü “Intelligence
Service”e mensup İngiltere elçiliği baştercümanı Fitz Maurice ile
onun ihzmetindeki yerli işbirlikçilerin marifetlerini saptamışlar
ama bu konuyu kurcalamaktan kaçınmışlardır.

31 Mart Ayaklanması
Halkın temsil edildiği parlamentonun kaldırılarak, Padişahın
mutlak egemenliğinin geri getirilmesi için çıkan ve sloganı: “Halk
burada çoban nerede?!” olan bu ayaklanma Mustafa Kemal Atatürk’ün
komuta ettiği Yıldırım Orduları tarafından bastırılmıştır.

Bu ayaklanmada önemli rol oynayan Volkan gazetesi’nde de yazıları
çıkan Said-i Kürdi Isparta’ya sürülmüştür.

ayseutku
28 April 2008 - 11:29 am

Kürt Teali Cemiyeti
1. Dünya savaşında yenilince yurd emperyalistler tarafından daha
önce yapılmış anlaşmaya uygun olarak işgale başlandı. Ülkenin
her yerinde Yunan ayrılıkçısı, Ermeni ayrılıkçısı Kürt
ayrılıkçısı cemiyetler türemeye başladı.

Isparta’daki sürgünden memleketine dönen Said-i Kürdi yine
İngilizlerin işgal planına uygun olarak Doğu’da ve güneydoğuda
İngiliz hükümeti destekli bir Kürdistan kurulması amacıyla “Kürt
Teali Cemiyeti” kurucuları arasında yerini aldı.(kaynak: Marmara
brifingi, 1971)

Bir yandan işgalcilerle mücadele eden Ankara hükümeti bir yandan da
İngiliz destekli gerici isyanları bastırmakta başarılı olunca
Said-i Kürdi bu sefer M. Kemal’le görüşmek için Ankara’ya gitti.
Amacın şeriat devleti kurmak olmadığını, ulusal temele dayanan
devlet kurmak olduğunu anlayınca bundan vazgeçti.

Bugün dahi Nurculukta cuma namazı kılınması farz kabul edilmez.
Çünkü Said-i Kürdi’nin anlayışına göre ülke hala “müslüman”
değildir. “Dar-ül harp”tir. Yani şeriatı getirmek için
savaşılması geren topraklardır.

ayseutku
28 April 2008 - 11:30 am

Bu anlayışa uygun olarak çıkan ve arkasında İngiliz desteği
olduğu resmi belgelerle kanıtlanmış olan Şeyh Sait isyanına
katıldığı için İstiklal Mahkemesince yargılandı ve birçok ilde
sürgün yaşadı. İngiliz destekli bağımsız Kürdistan isteyen bu
ayaklanma birçok şehrin yıkımına, ordunun büyük ölçüde kayıp
vermesine ve misak-ı Milli sınırlarımız içinde olan Musul ve
Kerkük’ün İngilizlere kalması ile sonuçlandı.

Nur cemaati’nde Atatürk’ün “Öküz aleyhisselam”, “Beton Kemal”,
“Deccal” gibi isimlerle anılmasınınn arkasında bu şeriatçı
ayaklanmaların uğradığı hezimetler yatmaktadır.

ayseutku
28 April 2008 - 11:31 am

Risaleleri ve fikirleri
Said-i Nursi’nin yaşamı boyunca yazmış olduğu risalelerin tümüne
“Risale-i Nur Külliyatı” denir.

Türkçe konuşan insanların %90′ının anlayamayacağı bir dil
kullanan(ve kişisel düşünceme göre hiç de derin anlamı olmayan
ve birbirinin tekrarı niteliğinde olan) bu eser, başlarda cifir’in
İslam dışı olduğunu söylediği halde(“cifir…, gaybı Allah’tan
başkası bilmez ayetine karşı edep dışı bir davranıştır”)(bkz.
Lem’alar s. 39(yazıldığı tarih 1957) daha sonraki kitaplarında
sık sık cifir kullanarak kendisinin ve yazdıklarının ne kadar
yüce olduğunu anlatır. Buna örnek vermek gerekirse:
“-… İçlerinde bedbaht olanlar da said olanlar da vardır-
anlamındaki ayetin cifir yyönünden sayı değeri 1303 eder. Hud
Suresinde -Emrolunduğu gibi hareket et-, anlamında bir ayet olduğu
gibi Şura suresinin 2. ayetinde de aynı anlamda bir ayet vardır.
-Vav-la başlayan Şura suresindeki ayetin cifir yönünden sayı
değeri de 1309 eder. Bu tarihte bütün muhataplar içinde özellikle
birine Kur’an adına iltifat ediliyor, doğru olmak yolunda buyruk
veriliyor. Birinci tarih(1303)de ise, Risale-i Nurlar müellifi(Said-i
Nursi)nin ilim tahsiline başladığı tarihtir. İkinci ayetin tarihi
ise O müellif(Said-i Nursi)nin harika bir şekilde pek az bir zamanda
ilimce en son noktaya ulaştığı(!), tahsili bitirdikten sonra ders
vermeğe başladığı ve 3 ayda, bir kış içinde, 15 senede ancak
okunabilen 100′den çok kitap okuduğu ve o zamanın o muhitte en
ünlü alimlerinin yanında o 3 ayın mahsulu fakat 15 yılın mahsulü
kadar olan ilimleri kazandığı, ne kadar büyük bir alim olduğunu;
hangi ilimden olursa olsun sorulan her soruya en doğru cevabı
vermekle ispat ettiği tarihe rastlar.”(Tasdik-i Gaybi, s. 61-62, yıl
1958)

ayseutku
28 April 2008 - 11:32 am

Ayrıca Hz. Ali’nin vbg. İslam Dünyası’ndaki ünlü kişilerin
sözlerinden cifir yaparak kendisini haber verdikleri anlamını
çıkartır. Oysa İslam’da gelecekten haber vermek yasaktır!…

Said-i Nursi bir yerde de kendisini şöyle tanıtır:
“İngiltere’nin en yüksek bilim kurulu, Şeyhülislamlık’a 6 soru
sorup cevabını istediği zaman; o 6 soruya 6 kelimeyle cevap veren;
Yabancıların en çok önem verdikleri ve bilginlerinin en esaslı
düstur saydıkları ilkelerine, gerçek ilim ve marifetle karşılık
verip üstün çıkan;
…. Gerek Avrupa filozoflarına, gerek ülemasına ve gerek okullarda
yetişmiş olanlara meydan okuyan, kendisi hiç soru sormadan sorulan
soruları eksiksiz cevaplandıran…”(Lem’alar Risalesi)

İşte Said-i Nursi böyle üstün bir kişi olduğunu kendisi
anlatıyor…

ayseutku
28 April 2008 - 11:33 am

Ayrıca İzmir ve Erzincan Depremleri için şöyle dediğini F. Gülen
kendisi naklediyor:”Ya oralarda hiç hizmet eden yoktu(dine hizmet
eden) veya onlar yenik durumda idiler ki bu bela başlarına geldi.”.
Yani müslümanı varsa bile azınlıktıaydı. Depremler bu yüzden
olmuştu.

Fethullah Gülen de bu söze dayanrak şunu ekliyor( Prizma 2 sf 66): ”
-Devlet bu belayı hazrıladı, altyapı hazır değildi, inşaat
ruhsatı verilmemeliydi vs.- diyorlar. Halbuki İslam inancına göre
maziye ve musibetlere kader açısından bakılır. Artık bu safhada
bize Allah’a tevekkül etmek düşer. Yoksa böyle bir bakış
açısı, musibeti Üstad’ın ifadesiyle ikileştirir.”

ayseutku
28 April 2008 - 11:34 am

Adnan Menderes ve Said-i Nursi
“Ben kütüğü aday göstersem milletvekili seçtiririm.”, “İstersem
hilafeti geri getiririm” söylemlerinde bulunan ve Anaaysayı ihal
ederek diktatörlük yolunda giden Adnan Menderes Doğu’daki ve
Güneydoğu’daki şeyh, ağalık oluşumu düzeltmek için Atatürk
döneminde başlatılan toprak reformunu sürdürmek bir yana oranın
sömürücüleri olan ağalarla ve şeyhlerle işbirliğine girmiştir.
Said-i Nursi’nin de elini öpmek seviyesine kadar düşerek cemaate
hoş görünmeye çalışmış ve başarılı da olmuştur.

Yetiştirilmiş beyinleri ülkeye kazandırmak için Atatürk
tarafından kurulmuş olan köy enstitülerini kapatan ve yerine imam
hatip okuları açan, demiryollarını “komünist işi!” diye bırakan
ve ulaşımda, sanayide, ticarette ülkenin geri kalmasına yol açan
Adnan Menderes ülkeyi Amerikan benzinine bağımlı kılmayı tercih
etmiş, ABD’nin isteği üzerine uçak fabrikasını kapatmıştır.

Demiryollarına halen bir çivi bile çakılmamış olması ülkemizin
Mobil, BP gibi AB güdümlü sermayenin bir nuamralı sömürgesi
yapmakta, Avrupa2nın toplamında daha çok kamyona sahip olmamıza
neden olmakta ve trafik kazalarını bir katliam boyutuna
çevirmektedir. Bütün bunların sorumlusu halka gerçekleri anlatmak
yerine cemaat bilinci aşılayıp uyutanlardır.

ayseutku
28 April 2008 - 11:37 am

Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün“Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu? Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk”ün savaşması zor olmaz. Ama saf Türk halkının görünmeyen sinsi düşmana karşı savaşması çok daha zordur. Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan ve son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürt Said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi”dir. Bu tümce, bir zamanlar çıkarılan ve kime hizmet ettiğini herkesin çok iyi bildiği Özgür Ülke gazetesinde yayınlanmıştır. Yine bu gazetenin ifadesinde ve diğer Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için “devrim şehidi” ifadesinin kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır. Nurculuk savaşla ulaşılamayan bir hedefin sinsi bir düşünce yapısı ile başarılması uğraşıdır. Bu uğraşın ana hedefini de Türkiye”nin doğusunda bağımsız bir Kürdistan kurmadır.

filozof
29 April 2008 - 4:58 am

hakkında pek çok şey duyduğum kendi düşünceme görede görmedğimim için ne arkasına takılıp giderim nede laf edenlere uyarım.. bazı arkadaşlara sorarım yok alim yok muhterem vs.. diyolarda laf edenlerden bi farkları kalmıyor çünkü hakkında atıp tutanlar duyduklarını anlatıyolar övgü diyenlerde cemaatte sağda solda duyduklarını anlatıyor diye düşündüğüm zat..
Arkasından giden azımsanmayacak bir kitlesi vardır..

alpbozkurt_55
29 April 2008 - 1:47 pm

ayseutku arkadaşımıza en içten dileklerimle katılıyor ve teşekkür ediyorum.hepsi bir oyunun parçası ve uşağı.

yucel
30 April 2008 - 10:39 am

ayşe utku bu kadar itinayla yaptıın inceleme neyin nesidir ayrıca kendinizi tanımlarmısınız savunduğunu rejim komunist rejimmidir bunlarıda söylemelisiniz bence
şimdi şöyle birşey var herkes bi taraf tutucaktır ama gerçek olan şu ki said nursi kürdidir ve doğuya okul yaptırmayıda hedeflemiştir yanlız buna sebep olarak oradaki ermenilerin çoğalıp kürtleri deiştirip yakın bi gelecekte türkiye alehtarı yapacaklarıda yatar ki bölede olmuştur lanet olası pkk yı devrimci sosyalist geçinen arkadaşlardan ise bu ayse utku bilmiorum ne derece samimilikle pkk ya vatan haini diycektir hayır sizi tenzih ederim zira içinizdeki esaslı şey benim için çok müim gerçekten vatana millete söven çok sosyalist tanıdım kendi yargılarımda bi açıdan sosyal bi dengeye hakim kılar ve her detayın devletle iç içe olması taraftarıyımdır ama apaçık devlete sövme ilkesi said nursi aklıyla ölçüşmüor hayır yani ayse utku görüş akımları çok şiddetlenior zaten milyon adamda yorum yazmış sebep demekki burda ciddi kati bi ışık var ve kinliyide ona ilgi duyanıda ondan nefret edeni ve ona hayranıda çekebilior sölermisin stalin kaç adamı çekmişti stalin müslüman köylerini yaktırmadımı buda bi görüş akımı
buyrun artı opsiyon bi soru daha size bebek öldürmekmi komünizm yada devrim inanmamakmı duygusallığın çıkış noktası ruhu yoketmek mi daha mükemmel kılan
doğru hayat maddesel ama manada duyguları temsil edior bundan kaçmak çözüm deildir
buyrun hodri meydan
ayse utkunun bidaha buraya gelceini sanmıorum yorumumun ardına neler yazılmış merak ettim ve okudum ama ki destan yazılmış resmen ki oda bana cvp deil eleştirilen şahısa yazılmış ne bilim demekki önem arzedior

yucel
30 April 2008 - 10:42 am

ayse utku sana göre apo türkmüdür
ayse utku sen kürdmüsün deilmisin ermenimisin deilmisin
yada saf kan türkmüsün deilmisin
bu memlekette bu milleti yöneten kaç adam türkdü ki zaten

yucel
30 April 2008 - 10:47 am

arkadaşlar sapkınlığın derecesi yok
ölümün zamanı yok
mahşerin hesabı dengesiz hayat süren insanda asla yok
kokuyu farklı açıdan bakarak almak gerekli
bir zamanlar bi kadın sevmiştim taki yanlış yoldaymışım
nitekim öylesi bi dünya gördüm ki o anda dahi nasıl olur böyle bildiğim insanlar böyle olamaz demiştim
bu devirde gerçekten para ile imanın kimde olduğu belli deil
kim alim kim bilir kim bilmez oda belli deil
ama bi gerçek biliorum kuran
bilmiorum ama yolumun dosdoğru olduğu hakikatleriyle belli
bu arkadaşların atatürke sövdüğünü biliorum
bu arkadaşların cumhuriyete inanmadığını da biliyorum sempatik bu arkadaşlar ama ki malesef hayat maddedardır herkese farklı ambians içermez hayat ki mana bile insana verilse insanlara anlatılması için sebebiyet verilmesi şarttır
bunca şeyin ardına belirsizlik yaşamak nedendir ki
kökten dinci dien arkadaşlar bi defa bu memlekette din biraz olmasın istiolar sanırım ha kendi içlerinde inanç olabilir bu ayrı bi yorum
fethullah denmiş kendi halinde bi adam artı yönde bişeyler yapmaya çalışıor
el alemin banka soymasından kat kat iidir
kısacası vatanınıza aşık olunuz olan ve olmayanlara karşı isyan yerine şükürü hedef nokta biliniz isyankarlıktan kaçınınız güzellikleri görün ki iyilik yapanları görün ki iyiliklerde sizi bulsun ve yaptığınız iyiliklerde görülsün bu mana alemidir
ki hayat maddidardır o halde bırakın size zararı dokunduysa gerekeni yapın bakın ne zararı olmuş size canınızı mı almış paranızı mı sömürmüş napmış vatana mı sövmüş
şaşarım ben bu akla
uzun lafın kısası
okuyup öğrenin ki sağlam konuşasınız
( aslını astarını tam olarak araştırın okumaktan bilmekten korkmayın “korkma sönmez bu şafaklarda yüzen en son ocak” )

alp er tuga
01 May 2008 - 12:48 pm

yucel stalin turkleri asimile etti kirim turkleri tatar vs turkler olmasaydi yeryuzunde tek muslumani yasatmalazlardi ve istiklal marsini dahi bilmiyorsun ahkam kesiyorsun en son ocak_ dil ALSANCAK saidi kurttur ve kurt millietcisidir. yucel sen turk olduguna eminmisin?

farabi_
03 May 2008 - 3:18 am

ellerinize sağlık emeğinize sağlık daha izlemedim ama çok güzeldir herhalde emeği geçen herkese çok teşekkürler………………………

ata
03 May 2008 - 8:02 pm

buadam kürt teali cemiyetini niye kurdubunun dabi düsünün derim

ahmet gül
05 May 2008 - 10:56 am

bu adamın kim olduğunu pek bilmiyor insanlar.bu adam bir numaralı türk ve türklük dişmanı.bilgi almak isteyenler kanal türkte bu adamla ilgili yayınlanan bir makale var. araştırsınlar ve okusunlar ve bu adamın ne mal olduğunu öğrensinler.körü körüne, adam hakkında bilgi edinmeden adama tapmanın bir alemi yok. bizler bu yüzden bilmeden inanarak bu hallere geldik…biraz araştırın.

yucel
05 May 2008 - 11:55 am

birisi benim türk olup olmadıımı sormuş ben asimile olmuş bi türküm desem çok olmaz herhalde kürt millyetçisi olduuna zaten katılıorum
ayrıca köküm yörüktür ve bende bir yörüğüm zaten bu milletide türkler yönetmez

mehmet
05 May 2008 - 12:36 pm

bediüzzamanın dediği gibi osmanlı nice alimler yetiştirmiş niceler islamın bayraktarı olmuştur. Allah(c.c) hak olandan yana olsun ama işin garip tarafı ibrahim ile nemrut aynı yerde yaşamışlar (urfa da )bişeyler çağrıştırıyor mu? kürt yeali cemiyetinin kuruyuucusu şeyh saiti palodur ki d.bakırlı mdeğil bingöllüdür ben bitlisliyim seyh saiti palo kumutasında görev almış yaşayan bi tanıktan duydum tarihi palavralarınızı… o bile kürtlük için değil şeriat için ayaklanmış konyada ayrı ayrı üç seriat ayaklanması gibi anlayacağın kürtlük değil… bir devletin rejimi değiştirilmiş doğru veya yanlış bunun elbet ayaklanmalar baş kaldırışlar takip eder ama o rejimin karşıt taraftarı yaparbaşkaldırışları… ayse utkuu senin o komutan zincirinin bir devir kuranın ezanı türkçeleştirip arapça olanları yaıp denize döktükleri yıllar şimdi ben sana mı komutanlarına mı gerçekleri bizzat yaşamış adamlara mı aldaniyim ha ben hemşerim olan saiti nursiyi taraftarlığını yapmıyorum kuran var ve değiştirilemeyeceği allahın garantisinde tek kitap onu okuyon ama din alimlerine karşıda (düşmanınız dahi olsa) saygıda kusur etmeyin iftiralardan uzak durun derim allah neyseki ayse utku sana bi hadis söyliyim peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur. İnsan sevdikleriyle beraberdir. sevdiklerinle sana mutluluklar dilerim ama sevdiklerimizede iftira etme bizi üzme. doğru neyse işşallah onu elde edersinde peygamberimizide mutlu edersin haşeyh saitli ha seyh saitsiz …… lütfen kardeşliğimizi bozmayın(türk-kürt) bütün müslümanlar kardeşimizdir. bizi bırakalım çeçen,filisitnli kardeşlerimize bakalım bak kudüs dinlerin direğini hristiyanlara kaptırdık geri alalım peygamberler sancağını emanetimizi ihanet etmeyelim

mehmet
05 May 2008 - 1:06 pm

gitti kudüs hristiyan ve yahudilerin elinde birçok müslüman anne bacıya tecavüz girişimleri nice şehitler dururken tek bir toprakta tek pencereyle bakış açımızı değiştirmeliyiz biz dünyaya şeyh saitleri tartışma bozgunculuk çıkarmaya gelmedik alkahım dinin muzaffer kılmaya allahı yüceltmeye gönderildik ikilikler bizi zayıflatır ikilik çıkartmayalım gelin el ele verip gene islamı zirvfelere çıkartalım türk asıllı osmanlıdaki gibi kürt asıllı selahaddin eyubilerdeki gibi biz ırkımızı seçmedik öyle bi şansımız olmadı ama dinimizi biz seççtik neden ortak paydada birleşmeyelim itiraf etmeliyimki dünyaya çeçen olarak gelmek isterdim ki en iyi islamiyeti onlar yaşadığı için …. ortak amacımız dinimi yüceltmekse neden tartışıyoruz ki cennete tek bir yoldan gidilmiyor sonuçta kimisi daha çok dua ile kimisi daha çok namaz ile kimisi kalb ile kimis akıl ile gidin der. ama ikiside Allah için der. Aynaya baktığınızda kanlar içinde bir filistinli yada bembeyaz yüzlü bi çeçen şehidi görüyonuz mu? da dininize islamiyet müslümanlığa sahip çıkmaya çalışıyorsunuz Allah hepimizi bu korkaklık yüzünden cezalandırmasın varsa cesaretiniz niye bunu tartışmıyorsunuz tarihin değiştirilmesi bir kağıta bağlı bir muhabbete takılı kalıyorsunuz seyh saitin doğru veya yanlış olduğunu kurana bakıp tartın çok merak ediyorsanız
kurana ters bi yazısı varsa yanlış yoksa doğrudur kuran gibi değerli bi teraziniz var. sonuçta risale-i nur da bir dini kaynaktır ve değiştirilebilir bi niteliğe sahiptir. Komşusu aç iken kendi tok yatan bizden değildir h.z Muhammed s.a.v komşun aç değil açtanda beter halde sen hala müslümanım diyebilenlerden misin

ŞaHMaRaN
11 May 2008 - 1:20 am

GERÇEK İSMİ SAİD’E KURDİ DİR FETTULLAH GÜLEN VE ARKADAŞLARI KÜRTLERİ SEWMEDİİNDEN SAİDE NURSİ DİYE HERKESE TANITTILAR AMAÇLARINADA ULAŞMIŞLAR

asimo101
12 May 2008 - 2:08 am

ayse utku ya öncelik le akıl fikir vermesi için bundan sonra allaha her gün dua edecem LÜTFEN okumadan yorum yapma yada tek taraflı okuma bide yazdığın sözde kanıtlarda geçen sözleri neden kesiyorsun ve yapıştırıyorsun tam yazsana asıl ne dediklerini kastettiklerini bi kere sizin de benim de hangi görüş olursa olsun onu okuduktan sonra kabullenmemeli zıttını da okuyup fikir sıkıştırması yaparaktan gerçeklern ne olduğunu anlamalıyız.GİDİP ORDAN BURDAN PARÇALAR KESİP YAPIŞTIRARAK BU İŞ OLMAZ SEN BENİM NE OLDUĞUMU BİLMEZSİN AMA BEN SENİN NE MAL OLDUĞUNU BİLİRİM.Bİ DAHA BİLMEDEN OKUMADAN KONUŞMA OKU DA GEL TAMAM MI AYRICA PALAVRALARINIUZI DAHA TUTARLI SEÇİN Kİ İŞ YAPABİLESİN OK? BİRKERESİNE AYAKLANAN SAİD O DEĞİLDİR AYAKLLANAN ŞEYH SAİD TİR.VE HİÇ Mİ HİÇ GÖRÜŞMEMİŞLERDİR VE DE UĞRAŞLARI FARKLI ALAN LARDIR.BAK EĞER ATIP TUTACAĞINA VEDE SADECE TEK TARAFLI OKUYACAĞINA HERŞEYİ OKUSAYDIN ANŞLARDIN NE DİYİM ALLAH AKIL FİKİR VERDSİN

kadir
16 May 2008 - 12:06 pm

yaw arkadaslar ne kurdistan kurması bilginiz olmadan boyle seyler konusmayın ben kurt deilim ama o zat ın allah için kur an için çalıştığına kalbimden inanıyorum.ayrıca bilginiz olmadan bir konuya yorum yazmanız hiç hoş deil sizi kınıyorum sozum o cümleleri kuranlara allah razı olsun allah rahmet eylesin saygılar..

kadir
16 May 2008 - 12:15 pm

ayrıca ayseutku sen ne yaptıgını bilmeyen birisin allah akıl fikir versin inş. bu dunyada hatalarını anlarsında ahirette pişman olmassın.allah sen ve senin gibileri ıslah etsin size bu duayı ediyorum.baskalarını elestirmek yerine once kendine bir bak.o zat hakkında biraz bilgin olsaydı cok farklı cumleler yazıcaktın.zaman kotu zaman senin gibi insanlara ne desen bos allah ıslah etsin.amin..

gul
17 May 2008 - 1:50 pm

asimo101 arkadasimiz cok guzel soylemis Allah ayseutku gibi insanlara akil versin asimo101 cok dogru soylemissin ama arkadasim oyle insanlar akillanmazlar sadece dedigin gibi gidip ordan burdan sayfalar kopyalamayi bilirler.Cok sey bildiklerini boyle insanlari kotuleyerek cok buyuk isler yaptiklarini zannederler geriye donupde baktiklarinda sadece kendilerini avuturlar.Sen ne biliyorsun bu insan hakkinda bildiklerin hic birsey ve asilsiz suclamalar.Hissediyorum ve inaniyorumki senin gibi insanlar ahirette o buyuk mahkeme onunde on paralik olacaklar cunku bu kisi hakkkinda bildigin birsey var oda hicbirsey bilmemendir.Once bence o adini soyleyipde okumadigin RISALE-i NUR kitabini okuda ondan sonra gel birde demissin “turkce konusan insanlarin %90′ının anlayamayacağı bir dil kullanan” kizim sen bence bu kitabin yuzunu bile acmayiksin yada soyle diyim sen bizimle ayni dili konustuguna eminmisin vallaha sen bu kitabin yuzunu acmis olsaydin anlamadigin bir kucucuk kolay bir kelimenin bile sayfanin assagisinda ozenle hergun yasantimizdaki konustugumuz dil gibi cevrilmis oldugunu gorurdun herkes senin gibi cahil deil bediuzzaman 19. yuzyilda yasamis ama eserlerini 21.yuzyilda yasayan bizler cok iyi anliyoruz.Bediuzzaman ve onun fikirlerini yok etmek isteyenler, sonunda kendileri yok oldu.Bediuzzaman, Nur hizmeti milyonlarin gonlunu aydinlatmaya ve butun dunyayi sarmaya devam etti.Kitaplari butun dillere cevrildi, bilim adamlari RIsale-i Nur eserlerinin daha iyi anlasilmasi icin calismalar baslatti.Bugun dunyanin en cok okunan kitaplari arasinda yer aliyor.Senin gibi insanlar istesede istemesede Kur’an’in olmez bir tefsiri olan bu kitabi rabbimiz vatanimizin selameti ve milletimizin bekasi icin, bu nurlu hizmeti daim etsin, bizleride dahil etsin.Sizleride islah etsin insallah. Toplum boyle insanlarin bilincsizligi yuzunden cokuyor.SOn olarak bu zat hakkinda kotu soz soyleyenlere Bediuzzamanin sozlerinden: “Cenab-i Hakki bulan neyi kaybeder ve Onu kaybeden neyi kazanir?Yani Onu bulan herseyi bulur.Onu bulamayan hicbirseyi bulamaz.BULSADA BASINA BELA BULUR.”Birinde kusur ariyorsaniz once kendinize donup bakin!!!!!!!!

nusret
19 May 2008 - 7:30 pm

ayşeutkuya tarih dersi vermek için kayseriye davet ediyorum.çok zahmet çekmiş ama yazık daha gerçekleri anlamamış.üstadı sevmeyen izlemesin.

nusret
19 May 2008 - 7:32 pm

tebrikler kadir

nuh
20 May 2008 - 1:20 am

ALLAH üstaddan razı olsun…

üstadı anlayamayanlar da varmış… ama nede olsa
geceleri uykularını bölüp şefkatinden ağlamak;

mitingte güya islam için bağırıp sonra kahvede kumar oynamaya benzemese gerek…

hayatının 28 yılını İslam için esaret altında geçirmek;
bazılarımız gibi Ya Allah bismillah Allahu ekber diye bağırıp akşam en sevdiği dizi filmi seyretmeye benzemese gerek…

hem Allah için çekilen soğuk hapis eziyeti;
din isteriz deyip sonra sıcak yatağında maç seyretmeye benzemese gerek…

Allah akıl fikir versin…

nuh
20 May 2008 - 1:27 am

said nursi’nin kürt teali cemiyeti kurduğu filan da yalan.. onun davasını çürütmek isteyanlerin uydurması hani ahmakları belki kandırırız diye….

nusret
21 May 2008 - 12:37 pm

Said Nursî’nin hayatını, mesleğini ve dünya görüşünü lâyıkıveçhiyle bilmeyenler, onunla ilgili söz ve yazılarında hata üstüne hata işlemekten bir türlü kurtulamıyor.

Aradan seksen–yüz yıllık bir zaman geçmiş olmasına rağmen, Üstad Bediüzzaman’ın Mutlakıyet dönemi ile Meşrûtiyet’in ilânı (1908) günlerindeki rolünü bilmeyen, hatta tümüyle yanlış şekilde bilenler var.

Kezâ, onun bilhassa 31 Mart Vak’asındaki (1909) yatıştırıcı yönünü bilmediği gibi, aksine sanki kışkırtıcı bir rol oynamış gibi Said Nursî’yi öyle tanıyan ve tanıtan kimselere rastlamaktayız.

Aynı çarpıtılmış görüşler, maalesef Şeyh Said Hadisesiyle (1925) ilgili yorum ve değerlendirmelerde kendini gösteriyor.

Ne var ki, bu tarihten sonraki dönemler itibariyle, Said Nursî hakkında yazılanlarda, o zâtı herhangi bir vukuatla irtibatlandırmanın esâmisi dahi bulunmuyor.

Meselâ, İzmir Sûikastı (1926) Menemen Hadisesi (1930), Ticaniler Vak’ası (1951), Malatya Hadisesi (1952), 6/7 Eylül Olayları (1955) gibi…

Yani, Said Nursî’nin 1925–1960 yılları arasında geçen 35 yıllık zaman zarfında yaşanmış “irtica–mirtica kokulu” hiçbir hadise ile doğrudan, yahut dolaylı şekilde herhangi bir irtibatı kurulamıyor.

Evet, en ahmakça yorum ve değerlendirmede bulunanların dahi, bu noktada suçlayıcı herhangi bir iddia veya isnatları bulunmuyor. Yok, yok…

Acaba, bu son derece açık ve yalın gerçeğe rağmen, Said Nursî’yi 1925′ten evvelki menfî hadiseler sebebiyle karalamaya çalışanların aklına şu suâlin gelmemesi garip değil mi: “Yazmış olduğu eserleri ve kazanmış olduğu talebeleri itibariyle, özellikle 1925′ten sonra en güçlü dönemini yaşayan Bediüzzaman Said Nursî’nin karıştırıcı, kışkırtıcı, yani menfî herhangi bir hareketine niçin rastlanılamıyor? Kendisi olmadık sıkıntılara düçâr edildiği, hapis, sürgün, zindan, zehirlenme gibi türlü işkenceli bir muameleye mâruz bırakıldığı halde, neden hiç kimseyi incitmedi veya misillemede bulunmadı? Üstelik, misillemede bulunulmamasını ve intikamının alınmamasını talebelerine tavsiye etti, vasiyet etti?”

Evet, kalbinde, vicdanında bu suâllerin cevabını arayan ve bulan bir kimsenin, Said Nursî’yi nisbeten karanlıkta ve sis perdesi altında kalmış olan 1907–1925 yılları arasındaki o çalkantılı dönemler itibariyle de suçlamaya, yahut karalamaya çalışmaz.

Zira, bir kimsenin siyaset, kuvvet veya şiddet yoluyla hedefe varmak gibi bir düşüncesi varsa, bunu hayatının her safhasında fırsat buldukça açığa vurur. Mutlaka bir takım teşebbüslerde bulunur.

Ne var ki, Said Nursî, hayatının hiçbir devresinde kuvvet–şiddet metoduna tenezzül etmiş değil. Bilâkis, bu tarz bir metodun, dahilde hiçbir sûrette kullanılmaması gerektiğine inanmış ve bunu da daima talebelerine ders vermiştir.

Hakikat budur, bundan ibarettir. Gerisi ya kasıt, ya da cehalet kaynaklıdır.

Yazımızın sonunu, Üstad Bediüzzaman’ın “son dersi”ndeki bir ifadesiyle bağlayalım: “Aziz kardeşlerim! Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. …Evet, mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir. …Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir. …Bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle âsâyişi muhafazaya çalışmışım.” (Emirdağ Lâhikası, s. 455)

nusret
21 May 2008 - 12:43 pm

Bediüzzaman´ın Kuva-yı Milliyeye desteği
Yazar: Cevher İlhan
19.05.2008
Her 19 Mayıs’ta, özellikle resmî kanallarında bir dizi “nutuk” çekilir; Anadolu’daki Kuva-i Milliye için övgüler dizilir. Bir şeyhülislâmın “Anadolu hareketi”ne karşı oluşu binbir iftira ve tezviratla İslâmın ve Müslümanların aleyhine istimal edilir.

Ne var ki her defasında cihâdın, İslâmın istiklâl ve haysiyeti, ülkenin şeref ve izzeti ve hükümranlık hakkı için Müslümanlara farz kılındığını ilân eden, İstanbul’un ve Anadolu’nun işgaline kaşı çıkıp Kuva-yı Milliyeye fedakârâne destek veren âlimler ve mücâhidler “unutulur”!

Oysa başta Bediüzzaman Said Nursî olmak üzere, o günkü Osmanlı âlimleri, “cihad fetvası” ve “beyannâmesi” neşretmekle kalmaz; Hilâfet adına cihâdın şartlarını ve ilânını belirlemekle yükümlü devrin Diyanet Dairesi olan Meşihât-ı İslâmiye’de Anadolu ve bütün Osmanlı ülkesinde nasıl tesirli hale gelebileceği yolunda fikirler geliştirirler. Anadolu’daki İstiklâl mücadelesinin bütün İslâm dünyasına iletilmesi ve dünya Müslümanlarının desteğinin alınması üzerinde çalışmalar yaparlar.

Dolayısıyla Bediüzzaman’ın hayatı ve eserleriyle ortaya koyduğu Kuva-yı Milliye desteği, başta Meclis zabıtları olmak üzere bir çok devlet belgesinde tevsik edilmiştir. Bediüzzaman’ın Kuva-yı Milliye hareketine desteğini yok saymak, dahası “aksini” iddia bühtanında bulunmak, olsa olsa “önyargı”nın ötesinde menhus maksatlar hesâbına sinsî bir saptırmadır…

“HİDEMÂT-I BERGÜZÎDE-İ VATANPERVERÂNESİ”

Bediüzzaman, Birinci Dünya Savaşının başlaması üzerine talebeleriyle “Doğu Milis Teşkilâtı”nı kurar. Van-Bitlis cephesinde Gönüllü Alay Kumandanı olarak talebeleriyle birlikte Ermeni komitacılara karşı savaşır.

Esâret dönüşü Harbiye Nâzırı Enver Paşa’nın kendisini Nezârete dâvet edip takdir ettiği, Pasinler’de Harp Cephesinde te’lif ettiği İşârât’ül İ’câz tefsirini bastırmayı teklif edip kağıdını aldığı Bediüzzaman’a, hem de vatana ve istiklâliyete dair hizmetlerini inkâra varan isnadı yapmaya yeltenenler, belli ki sırf bir karalama kampanyasının maşası olmaktalar…

Peki bunlar, Şeyh’ül İslâm Musa Kâzım Efendi’nin Bediüzzaman’a “mahreç” pâyesi verilmesi için hazırlayıp Padişah’a sunduğu tezkerede,“Bitlis’te Ruslarla vukua gelen muharebata (savaşa) iştirak edip esir düşmüş; aşairin (aşiretlerin) harbe sevki hususundaki mesâi-i hâmiyetmendânesine (hâmiyetlicesine mesâisine) ve müşâhid olan hidemât-ı bergüzide-i vatanpervânesine (seçkin vatanperverâne hizmetine) binaen bir rütbe-i ilmiye ile taltifi (ödüllendirilmesi), Harbiye Nezâret-i Celîlesinden (Millî Savunma Bakanlığı – Genel Kumraly Başkanlığı’ndan) iş’ar olunmuş (bildirilmiş) ve âhiren (daha sonra)Dâr’ül Hikmeti’l İslâmiye azâlığına tayin olunarak tanzim edilen irâde-i seniye layhası leffen (sözle) arz ve takdim edilmiştir” denilen belgeye ne diyecekler?

Padişah’ın, Bediüzzaman’a Osmanlının en yüksek pâyesi olan “mahreç pâyesi” verilmesine dair 18 Zilkade 1336 / 26 Ağustos 1334 tarihli “Dâr’ül – Hikmeti’l – İslâmiye azâsından Bediüzzaman Said Efendiye mahreç pâyesi tevcih olunmuştir. Bu irâde-i seniyyenin icrasına Meşihat memurdur” diye yazılan “irâde-i seniyye”si, bütün isnadları ıskartaya çıkaran onlarca “belge”den bir tanesidir.

Bediüzzaman’ın Kafkas cephesinde Ruslarlara ve Ermenilere karşı Milis Kumandanı olarak fedakârâne hizmetlerini görmezden gelmek, ardından Kuva-yı Milliye desteğini ketmedip “Kuvva-yı Milliye karşıtı” göstermek, gerçekleri göz göre göre tersyüz etmektir.

BEDİÜZZAMAN MİLLET MECLİSİ’NDE…

Bütün bu hizmetlerinden dolayıdır ki, zaferden sonra defalarca Ankara’ya davet edilir. Millet Meclisi’nde milletvekillerinin teklifiyle kendisine “hoşâmedi” (hoş geldin merâsimi) yapılır; kürsüye gelerek Anadolu gazilerine ve zafere dua eder.

İngilizlerin İstanbul’u, diğer ecnebilelerin Anadolu’yu işgâlinin, asıl milletin mânevî ve ahlâkî hayatına vurduğu darbeye dikkat çeken Bediüzzaman, “Bana en ziyâde şedid (şiddetli) görünen mânen ahlâkımıza vurduğu darbedir. Çekirdek halinde olan secâya-yı seciyeyi (kötü ahlâkı) içimizde inkışâf ettirdi” diyerek İngilizlerin İstanbul’da ve diğer ecnebilerin Anadolu’da Müslüman gençler ve ahali arasında işgâlle birlikte içki, kumar gibi ahlâksızlığı yaymalarına yanar. Bozulan ahlâkın nesilleri mahvedeceği endişesini dile getirir.

Keza Meclis’te yayınladığı on maddelik beyânnâmede, “Bu inkılâb-ı azimin temel taşları sağlam gerek” uyarısını yapar. İslâm düşmanlarının asıl maksadının mukaddesat ve ahlâkı tahrip etmek olduğunu, bunun için en evvel inancın tahkimine, ahlâkın ihyasına çalışılmasının gereğini belirtir. Mebusların namazdaki gevşekliklerini ikaz eder.

Meclis zabıtlarında da açıkça okunan Kuva-yı Milliyeye desteği hakkında Eskişehir müdafaanâmesinde “evhâmlı bazı iddialara karşı” şu cevabı verir:
“…Ankara’ya dostane gittiğimde, Büyük Millet Meclisi’nin sami’in (dinleyici) locasında görünmemle beraber, İngilizlere karşı Hutuvat ı Sitte nâmındaki eserimle müdafaatımı takdir ile yâd eden meb’usların şiddetli alkışlar ile karşılamaları bunların bu yanlış mânâlarını kökünden keser..,”

Bediüzzaman, Kasım 1918’de İstanbul’a geldiğinde büyük bir ilgiyle karşılanır. Gazeteler İstanbul’a gelişine birinci sayfada verir.

Ardından “ordunun kontenjanı”ndan Dâr-ül Hikmeti’l İslâmiye âzâlığına getirilir. Osmanlı Devleti, ciddî sıkıntılar içinde. 13 Kasım 1918’de İstanbul’a asker çıkaran İngilizler hızla Başkenti ele geçirir.

İşgal gücü sâdece İstanbul’u işgâlle kalmaz, istilâcı politikalarını destekleyecek kamuoyu oluşturmaya çalışır. Bunun üzerine Bediüzzaman, İngiliz propagandalarına kapılanların etkisini kırmak ve halkı ikaz edip uyandırmak için “Hutuvat-ı Sitte” (şeytanın altı aldatması) adlı eserini neşreder.

“Harb-i Umumîde mağlubiyetimizden dolayı fazla müteessir olduğunuzu görüyoruz” diyenlere, “Ben kendi elemlerime tahammül ettim. Fakat, ehl-i İslâmın eleminden gelen teellümât (elemler) beni ezdi…” diye cevap verir. İşgâlci İngiliz kuvvetlerine karşı “Lânetli şeytandan Allah’a sığınırım” (Bakara Sûresi, 168, 208) ve “şeytanın peşine düşüp gitmeyiniz” (En’am, Sûresi, 142) âyetlerini zikrettiği eserin başında şöyle bir giriş yapar.

“Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde insan suretinde şeytanın vekili olan ‘ruh-u gaddar’ fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan el-hannas (şeytan), altı hutuvatiyle (aldatmasıyla) âlem-i İslâmı ifsad için insanlarda ve insan cemaatlarındaki habis menbaları ve tabiatlarındaki muzır madenleri, fiilî propaganda ile işlettiriyor, zaif damarları buluyor” diye yazar.

KUVVA-YI MİLLÎYE’Yİ DESTEKLEYEN MUKABİL FETVASI

İngilizler bu millî direnç ve direnişi kırmak için kontrol ettikleri resmî makamları ve resmî hocaları kullanmaya koyulurlar. İngilizlerin etkisinde kalan bazı çevrelerin de baskısıyla başta dönemin Şeyhülislamı Dürrizâde Abdullah Efendi olmak üzere Kuva-yı Milliye ve Anadolu’daki İstiklâl Harbi’nin aleyhinde fetvalar çıkartılar.

İşte zorla yazdırılan bütün bu fetvalara karşı harekete geçen 76 müftü, 36 ilim adamı ve 11 mebus, fetvalardaki yanlışları ve isnadları tesirsiz hale getiren mukabil fetvalar neşrettiler. Bediüzzaman da bunların başında gelir. (Osmanlı Şeyhülislâmları, 260; Sarıklı Mücâhitler, 300; Risale-i Nur Hakkında İlmî Bir Tahlil, 71)

Daha sonra Tulûat adlı eserinde yayınlanan “Anadolu aleyhine çıkmış olan fetvaya ne dersin?” sualine Bediüzzaman, “Fetva-yı mahz (dine ve Müslümanların maslahatına göre verilmiş bağımsız ve objektif bir fetva) değil ki itiraz edilmesin” diye cevap verir.

Sözkonusu Anadolu’daki Kuvvâ-yı Milliye aleyhindeki fetvanın, işgâli meşrulaştırmak ve Müslümanların direnişini kırmak kasdıyla verildiğini izâh edip, “Kim nazar etse bizzarure muradı anlar” diyerek fetvanın maksadını deşifre eder.

İşgal altındaki bir idâreye bağlı makamın verdiğ fetvanın sağlam olmadığını ve dinlenilmemesi lazım geldiğini belirtir; mukabil fetvada bütün açıklığıyla İstanbul ve Anadolu’daki işgalcilere karşı mücadele edilmesinin bir vecîbe olduğunu açıklar.

Fetva verilmeden önce Anadolu’nun konuşturulması ve Anadolu harekâtın aleyhindeki dâvâda işgâlcilerin değil, ülkenin durumuna vakıf siyasetçilerden ve hiçbir tesir altında kalmayan ulemada müteşekkil bir heyet tarafından “maslahat-ı İslâmiye” (İslâm’ın menfaati ve geleceği) noktasında muhakeme edildikten sonra ancak fetvanın verilebileceğini kaydeder. Cihadın aleyhindeki “fetva”yı reddeder.

“Düşman istilâsına karşı harekete geçenler asî değillerdir, fetva geri alınmalıdır” diye açıkça mukabele eden Bediüzzaman, işgâlcilere arka çıkan fetvaları şöyle değerlendirir:
“Zaten şimdi bazı hakaikda (hakikatlerde) bir inkılâb var. Ezdat (zıtlar) isimlerini değiştirip, mübadele etmişler. Zulme adâlet, cihada bağy (isyan), esârete hürriyet nâmı veriliyor.” (Tulûat, 81)

“KUVA-YI MİLLİYE ALEYHTARI FETVALAR MUALLELDİR…”

Bugün Irak’ta ve Afganistan’da olduğu gibi bazı “yerli” işbirlikçilerin destek çıkmasıyla o gün İngiliz ve Yunanın yaptıklarına sahip çıkanları açıkça kınar. Kuva-yı Milliye aleyhtarı fetvaların “muallel (hastalıklı, eksik, sakat ve kusurlu)” olduğunu ilân ederek şiddetle karşı çıkar.

“Edirne Camiinde, bir İslâm hocasının lisanıyle, Venizelos gibi şeytan zâlime dua ettirilmesi”ne, “Merkez-i Hilâfette, Müslümanlar lisanıyle hizbüşşeytan olan (İngliliz) ve Yunan askererini halâskâr (kurtarıcı), tathirci (temizleyici, pâklayıcı) ilân” edilip “karşısındaki gürûh-u mücâhidini (mücâhitler kafilesini) câni, zâlimi” olarak nitelendirilmesinin garabetine dikkat çeker. (a.g.e.)

Bu vartanın bir vâlidenin veledini (çocuğunu) kendi eliyle öldürerek ve müteessir olmayarak parç parça etmesine benzeten Bediüzzaman, “Hiç mümkünmüdür ki onda hissiyat-ı âliye (yüksek hisler) ve ahlâk-ı sâmiye (yüksek ahlâk) intıfa etmesin! (sönmesin!)” diye İngiliz taraftarlığına dair fetvaları şiddetle takbih eder.
İstanbul’daki İngiliz işgâl kuvvetleri komutanı General Harrington’ın emriyle “idam kararı”yla ölü veya diri ele geçirilmek üzere her tarafta aranan Bediüzzaman, bu eseri, gizli olarak matbaalarda çoğaltarak İstanbul’un önemli yerlerinde dağıttırır. Böylece İstanbul kamuoyunda İngiliz aleyhtarlığı uyanıyor ve İngiltere lehindeki propaganda etkisini kaybeder.

Kafkas cephesinde avcı hattında talebeleriyle ve fedâileriyle birlikte savaşan, İstanbul’da canını ortaya koyarak İngiliz işgaline karşı hayatını ortaya koyarak mücadede eden, “cihâd fetvası”yla Anadolu hareketi aleyhindeki “fetva”nın dinlenilmeyeceğini ilân eden Bediüzzaman’ın Kuva-yı Milliyeye aleni ve büyük desteği, öteden beri başvurulan bütün aksi ve bayat iddiaları bir kalemde silen bir gerçektir…

Her 19 Mayıs’ta bu gerçeklerin hatırlanması gerekir…

(Bu makale 49 kere okundu.)

Copyright © EuroNur – http://www.SaidNursi.de – Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

nusret
21 May 2008 - 12:47 pm

“Ay yıldızlı bayrağımızın kıt’alara hükmettiği, İslâm’ın satvetli ve haşmetli günlerinden daha müşa’şaa bir devrin geleceği muhakkaktır. Risale-i Nur’lar okunurken, Nur âlemine dalan gönüller vecde gelmektedir. Şanlı mazilerden daha şanlı bir istikbal gelecektir.

“İlâhî ışığa âşık gönüller, Nur dershanesine girmeye can atmaktadırlar. Risale-i Nur okuyanlar, dershanelerinde kudsî heyecanlar içinde kalarak dinliyorlar.

“Nur’ların en tatlı, en hisli bir şekilde hasreti, ruhumda yanmaktadır. Ey Nur! Ömrüm sana kurban, ruhum sana hayrandır.

“Risale-i Nur okurken, kalbimde nurlu alevler yanmaktadır. Gamlı gönüller İlâhî bir şuurla, İlâhî bir neşve içinde dolmaktadırlar.

“Risale-i Nur, iç âlemimizi aydınlatan İlâhî bir ışıktır. Nur’lar, iç âlemimizi aydınlatan Kur’anî bir ışıktır. Risale-i Nur’u dikkatle ve gönülden okuyanlar, İlâhî bir vecdin feyyazı olmaktadırlar.”

nusret
21 May 2008 - 12:54 pm

Eğitimde Bediüzzaman modeli
Eğitimde Bediüzzaman modeli
Yazar: Sami Cebeci
12.03.2008
“Hazret-i Mevlânâ benim zamanımda gelseydi Risâle-i Nur’u yazardı. Ben onun zamanında gelseydim Mesnevî’yi yazardım. Çünkü, o zamanda hizmet Mesnevî tarzındaydı. Bu zamanda ise Risâle-i Nur tarzındadır” diyen Bediüzzaman Hazretleri gerçek bir eğitimciydi.

Üstadın en birinci referans ve kaynağı Kur’ân-ı Kerîm’dir. Merhum Mehmed Âkif’in “Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhamı, asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı” beytiyle temenni ettiği hakikate mazhar olmuştur. Asrın mânevî bir doktoru gibi hastalıkların temelini teşhis etmiş, ona münasip mânevî ilâçları Kur’ân eczanesinden terkip etmiştir.

“Bu memleket insanının kalp hastalığı zaaf-ı diyanettir, iman zayıflığıdır. Ancak onu takviye ile sıhhat bulabilir” tesbitleriyle geleneksel ve taklidî bir iman yerine, araştırmaya, akla ve ilme dayalı tahkîki imanın ispatını esas almıştır. Âdetâ bir otobüsün motorunu üretme vazifesini üstlenmiştir. Çünkü, kaportası ve sair unsurları mükemmel olan bir arabanın motoru yoksa, o araba hiçbir anlam ifâde etmez. Tahkîki imandan yoksun mü’minlerin durumunun bu misâlden farksız olduğu, cemiyetin genel havasındaki İslâmî yaşantıdan görülmektedir.

“Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı san’at, marifet ve ittifak silâhıyla cihad edeceğiz” diyen Bediüzzaman, en temel hastalıklardan birisi olan cehalete karşı marifeti ve ilim öğrenmeyi esas almaktadır. Zira, ilim öğrenmek ve beşikten mezara kadar ilim talebinde bulunmak kadın erkek her Müslüman’a farzdır.

Bediüzzaman’ın hayatı boyunca takip ettiği en büyük hedeflerinden birisi; Kafkas, İran, Pakistan, Hindistan ve Arabistan’ın ortasına düşen; Bitlis, Diyarbakır ve Van’da şubeleri bulunan Medresetü’z-Zehra adını verdiği bir üniversite projesidir. Din ilimleri ile fen ilimlerinin beraber okutulması en büyük arzusudur. Gerekçesini ise şöyle izah eder: “Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.” Bu tesbitin ne kadar yerinde olduğunu, seksen sene boyunca yeterli din bilgisi ve eğitimi alamayan gençliğin geldiği perişan durum göstermektedir.

Bahsi geçen üniversite projesinin önemini Sultan Reşat’a kabul ettiren Bediüzzaman, on dokuz bin altın tahsisâtın bir kısmını alarak Van vilâyetinde temelini atmış, fakat, 1. Cihan Harbinin başlamasıyla gerçekleştirememiş. 1. Millet Meclisinde aynı maksadını anlatan ve yüz altmış üç mebusun imzasıyla yüz elli bin lira ayrılan bu proje yine geri kalmıştır. Çünkü, o zaman Ankara reislerinin niyetlerinin çok farklı olduğunu keşfeden Bediüzzaman, dünyayı terk ederek inzivaya çekilmiş ve talebe okutmaya başlamış. Ancak, kaderin garip bir cilvesi olarak, Şeyh Said isyanı bahane edilerek Batı Anadolu’ya sürgün gönderilen ve Burdur, Isparta, Kastamonu ve Afyon vilâyetlerinde mecbûri ikamete tâbi tutulan ve muhtelif hapishanelerde zulmen durdurulan Üstad, o mekânları da bir eğitim alanı olarak değerlendirmiştir. Telif ettiği Nur Risâleleri ile binlerce, şimdi milyonlarca insanın imanının kurtulmasına ve hidayete gelmesine vesile olan Üstad, bütün vatan sathını, şimdi ise bütün dünyayı âdetâ bir açık üniversite haline getirmiştir. Kırkın üstünde yabancı dillere tercüme edilen Nur Risâleleri, binlerce İnternet sitesinden dünya insanlığının mânevî kurtuluşuna hizmet etmektedir.

“Vazifemiz, ihlâs ile imana ve Kur’ân’a hizmet etmektir. Netice ise Cenâb-ı Hakka âittir” diyen Üstad, “İstikbâl yalnız ve yalnız İslâm’ın olacaktır” diyerek, gerçek bir tevekkül ve teslimiyetle en karanlık günlerde bile İslâm âlemine ümit dağıtmıştır.

Asya-Nur Kültür merkezinde heyecanla bu seminerini takdim eden Bedreddin Ergül, âdetâ anlattıklarını yaşıyordu. Katılımcı kalabalık ise tebriklerini sunuyor ve istifâde ettiklerini söylüyordu.

(Bu makale 175 kere okundu.)

Copyright © EuroNur – http://www.SaidNursi.de

nusret
21 May 2008 - 12:59 pm

Muhterem ve şefkatli Ağabeyler,

Berâ-yı mâlumât olarak bu sene, hususan şuhûr-u selâse münâsebetiyle, Rusya’da Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ettiği hizmet-i îmâniyeden hülâseten bahis etmek istiyoruz. Ezcümle:

Önceki mektupta bahsettiğimiz gibi, bu sene Sibirya’nın dört büyük şehrinde dershaneler açıldı. (Yekaterinburg, Omsk, Novosibirsk, Krosnoyarsk) Bunlardan Yekaterinburg ve Novosibirsk’de ikinci dershaneler açıldı. Bilhassa Novosibirsk’de; orası Rusya’nın önemli ilim merkezidir. Yüz bin üniversite talebesi ve binler üniversite öğretim görevlileri olan Sibirya’nın baş şehridir. İkinci bir dershane bu üniversite muhîtinde açıldı. Bu üniversite Novosibirsk’in otuz km. uzağında, ormanlık bir yerde, ayrı büyük bir şehir gibidir. Risâleler, ilim adamları arasında çok kısa müddette intişâr etti ve merakları celb etti. Geçen, dershaneye gelen iki profesör, dersleri dinledikten sonra “Bu kitaplardan dünyâyı titreten ilmî işler yazmak olar” demişler. Orada dershanede kalan öğretim görevlileri İlhan ve Ferhat kardeşler ders verdikleri fakültelerde hizmet ediyorlar.

Bu sene İstanbul’da yapılan Bediüzzaman Sempozyumu’na, Rusya Müftüsü Râvil Hazret’in iştirâki de, Rusya’da Risâle-i Nur’a merâkı daha da arttırdı. Camilerde, müftünün İstanbul’da Bediüzzaman Sempozyumuna iştirâk ettiği ilân edildi.

Burada çok meşhur “Müslümanlar” adlı dergide “Meşhûr-u âlem ve çok muhterem büyük İslâm âlimi ve mütefekkiri Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin te’lif ettiği Risâle-i Nur Külliyâtı ile, bu internet adresleri ile tanış olabilirsiniz. Eserler, dünyanın bir çok dillerinde bu adreslerde mevcuttur.” diye Risâle-i Nur’la alâkalı birkaç internet adresinin de verildiği bir haber vardı. O derginin genel müdürü ile görüşüp Rusça ve Tatarca Risâleleri takdim ettik.

Sempozyumdan döndükten sonra Petersburg’da kırk altı bin kitâbın tab’ı anlaşmasını yaptık. Bir ay içinde hepsinin tab’ı yapıldı. Yirmi bin Âyet-ül Kübra, yirmi bin Uhuvvet Risalesi, üç bin Türkçe Asâ-yı Mûsa, üç bin İngilizce Lem’alar… Her zaman olduğu gibi bu tab’ işinde inâyetler daha bedîhi oluyor. Mesela; üç bin İngilizce Lem’alar’ı basarken yanlış olan bir sayfada bütün makineler birden durmuş. Sebebini anlamamışlar. Sonradan görmüşler ki, o sayfada yanlış birtek sehiv varmış. Eğer makineler durmasaydı, o zaman üç bin kitap tashih olması yahut yeniden basılması gerekiyordu. Asâ-yı Mûsa’nın üst kapağına matbaa işçileri ile bakarken onlardan biri “Asâ-yı Mûsa’nın tercümesi nedir?” diye sormuş. Hacı Kardeş tercümesini Rusça söylemiş ve Asâ-yı Mûsa’nın bütün sihirleri iptal ettiğini anlatmış. Bu sırada oraya ispirtizma ve manyetizmaya âit kitap bastırmak için gelen birisi çok acîp bir görkem alarak matbaadan çıkıp gitmiştir. Basılan kitapları matbaadan arabaya yükleyip (umum çekisi 4 ton) bir kardeşin ambarına götürürken polislerin çok olduğu yerden geçerken birden bir tûfan başlamış. Polisler koşup yerlerine girmişler. Kitapları boşalttıktan sonra hava açılmış.

Petersburg’da iken, Rusya’da çok meşhur bir üniversite olan Leningrad Dakik Cihazlar ve Optika Enstitüsü’nde üç sene önce İslâmı kabul etmiş ve İslâm Hayriye Cemiyeti kurmuş bir profesörle görüştük. Ona, Risâle-i Nur’un esâs ve gâyesini anlattık. Çok hayret etti ve sevindi ve bu kitapları Petersburg’un ilim muhîtine neşr etmeyi kendine bir borç bildiğini ve ilk evvel üniversite profesör ve talebelerinin de iştirâkleri ile bir konferans düzenlemek istediğini bildirdi ve hâzır olduğumuzda ona bildirmemizi ricâ etti. Ona Rusça kitaplardan ve İngilizce Tarihçe-i Hayat ve Ene ve Zerre kitaplarını hediye ettik.

Bir namaz vakti Petersburg Camisi’nde, kardeşler Letonya’dan gelmiş Hava Kuvvetleri emekli albayı, şimdi ise, Riga Müslüman İcmâsının başkanı Ashad Hazret’le tanışmışlar. O, kitapları okuyarak çok memnun olduğunu ve Letonya’da bu hizmete çok ihtiyâç olduğunu söylemiş. Gittikten sonra telefon açıp Letonya’nın yerli ahâ lisinin Risâle-i Nur’u çok merâ k ettiğini ve bu hizmetin orada yerleşmesini ricâ ettiklerini söylemiş. Ashad Hazret, Cum’alarda hutbe ve vaazları Risâle-i Nur’dan tertip ediyor. Sonra Litvanya’dan, orada vazifeli olan bir Türk hoca bize telefon açıp, yarın Litvanya Müftüsü Moskova’ya geliyor. Ona bir miktar kitap vermemizi ricâ etti ve oraya beklediklerini söyledi. Moskova’da bir imam Lem’alar kitabını eline alarak vaazı direk kitaptan okuyarak sonra Rusça izâh ediyor.

Fahreddin kardeşin gayreti ile Kırım’da da çok güzel hizmetler oluyor. Finans-Kredi Kolejinde okuyan bir talebe dershaneye gelip gidiyor ve kitapları okuyor. Bir defa felsefe dersinde Risâle-i Nur’dan anlatmış. Rus olan muallim çok merak etmiş ve kardeş onu dershaneye götürmüş ve o Rus; dersleri dinleyerek sanki çarpılmış gibi olmuş. Kırım’ın ikinci şehri olan Sivastopol’da dershane açmak için güzel zemin var. Eskiden hizmeti tanıyan bir kardeş oradan dâvet ediyor.

Ukrayna’nın büyük şehirlerinden olan Odessa’da bir kardeş (oğlu Bakü’de dershanede kalıyor) orada çok büyük ihtiyâç olduğunu ve orada âcil dershane açılması için kardeşleri dâvet etmiş ve bütün maddî cihetini yükleneceğini söylemiş.

Moskova’da bir Rus kardeşle tanıştık. Dokuz yaşında ilk defa Allah kelimesini duymuş. Sonra hiç unutamıyormuş. Üç sene önce İslâmiyet’le tanışmış, beş aydır namaz kılıyor. Bir Cuma günü kendisi bize yaklaşıp tanış olmak istediğini bildirdi. Biz de Rusça kitapları verdik. Öbürkü Cuma, her kitabı ikişer defa okuduğunu ve çok tatmin olduğunu söyledi. Sonra Türkçe okumak istediğini bildirdi. Uhuvvet Risâlesi’ni verdik. Sonra her kitabı bir nefeste, iki buçuk saatte bitirdiğini ve böylece dört kere tekrar okuduğunu ve kitâ bı eline aldıkça yere koyamadığını ve anladığı kitaplardan daha çok lezzet aldığını söyledi. Şimdi Asâ-yı Mûsa’yı okuyor ve derslere devam ediyor. (1)

Elhamdülillah, an be an, saat be saat, gün be gün Rusya’da hizmetler intişâr ediyor ve kökleşiyor. Mutlaka bu günlerde, aynen Moskova ve Petersburg gibi Rusya’nın çok şehirlerinde ve bilhassa Orta Asya, Türkî Cumhuriyetlerde de kim bilir daha nice hizmetler oluyor.. İnsanlar nûr-u hidâyete kavuşuyorlar!.. İnşâ allah duâ edin; Cenâb-ı Hak, bu hizmette gayret, devâm ve sebât ihsan etsin.

Moskova

24-11 1998

Rusya Nur Talebeleri

Son günlerde Moskova’da hava herkesi hayretlendirdi. Gündüzler gökte bulut yok ve geceler yıldızlar görünüyor. Dikkat edilince, kâinatla Risale-i Nur’un alâkası vâzıhan görünüyor.
Haşiye: Bu mektubu size göndereceğimiz gün, filimler ve Kelimât geldi. İnşâallah İngilizce Tarihçe-i Hayat, Yirmidokuzuncu Söz haşre dâir Risaleler ile Arapça Kelimât’ı tab’a götürürüz. Çünkü; Novosibirsk, Petersburg gibi üniversitenin çoğunluk olduğu yerlerdeki profesörlerden ingilizce bilen çok var. Belki onlardan bazıları, o mecmuaları Rusça’ya tercüme eder diye ümidimiz var.

nusret
21 May 2008 - 1:04 pm

İmam-ı Gazalînin bundan dokuzyüz sene evvel ahlâk ve fazilet sahasında yapmış olduğu fütûhatı; bu asırda Bediüzzaman, iman ve ihlâs vâdisinde başarmıştır.
Evet; Hazret-i Üstadı bu müthiş cihad meydanlarına sevkeden, hep bu eşsiz şefkat ve merhameti olmuştur. Ve bunu bizzat kendisinden dinleyelim:
Bana: “Sen şuna buna niçin sataşdın?” diyorlar. Farkında değilim; karşımda müthiş bir yangın var.. alevleri göklere yükseliyor.. içinde evlâdım yanıyor.. imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise, bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler

nusret
21 May 2008 - 1:13 pm

NUR TALEBELERİNİ RİSALE-İ NURDAN ÇEKMEK
İSTİYENLERİN DESİSELERİNİ BEYAN EDİP, ÖYLELERE
NE ŞEKİLDE CEVAP VERİLMESİ HAKKINDA
ÜSTADIN HÜLASALI BİR MEKTUBU

Aziz Sıddık Kardeşlerim;
Gayet ehemmiyetli bir mes’eleyi (bundan evvel size icmalen beyan ettiğim mes’eleyi) tekrar size söylememe kuvvetli, mânevî bir ihtar aldım. Şöyle ki:
Perde altındaki düşmanımız münafıklar, şimdiye kadar yaptıkları gibi, adliyeyi ve siyaset ve idareyi zâhirî dinsizliğe âlet edip, bize hücumları akîm kaldığı; ve Risale-i Nur’un fütuhatına menfaati olan eski plânlarını bırakıp, daha münâfıkane ve şeytanı da hayrette bırakacak bir plân çevirdiklerine dair buralarda emareleri göründü. O plânların en mühim bir esası; has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak, fütur vermek, mümkün ise Risale-i Nur’dan vazgeçirmektir. Bu noktada o kadar acib yalanları ve desiseleri istimâl ediyorlar ki, Isparta ve havalisi, gül ve nur fabrikasının kahraman şâkirdleri gibi, çelik ve demir gibi bir sebat ve sadakat ve metanet lâzım ki dayanabilsin. Bazı da dost suretinde hulûl edip, korkutmak mümkünse, habbeyi kubbe edip evham veriyorlar. “Aman, aman! Said’e yanaşmayınız! Hükûmet tâkib ediyor.” diye zaifleri vazgeçirmeye çalışıyorlar. Hattâ bazı genç talebelere, hevesatlarını tahrik
için, bazı genç kızları musallat ediyorlar. Hattâ Risale-i Nur erkânlarına karşı da, benim şahsımın kusurâtını, çürüklüğünü gösterip; zâhiren dindar ehl-i bid’adan bâzı şöhretli zatları gösterip; “Biz de müslümanız, din yalnız Said’in mesleğine mahsus değil” deyip, bize karşı perde altında cephe alan zındıklara ve anarşilik hesabına o safdil ehl-i diyanet ve hocaları âlet edip istimâl ediyorlar. İnşâallah bunların bu plânları da akîm kalacak. Böyle heriflere dersiniz:
“Biz, Risale-i Nur’un şâkirdleriyiz. Said de, bizim gibi bir şâkirddir. Risale-i Nur’un menbaı mâdeni esası da Kur’andır. Yirmi senedir emsalsiz tedkikat ve tâkibatla beraber, kıymetini ve galebesini en muannid düşmana da isbat etmiştir. Onun tercümanı ve bir hizmetkârı olan Said ne halde olursa olsun, hattâ Said de El’iyâzübillâh Risale-i Nur’un aleyhine dönse, bizim sadakatimiz ve alâkamızı inşâallah sarsmayacak deyip”, o kapıyı kaparsınız. Fakat, mümkün olduğu kadar Risale-i Nur’la meşgul olmak; elinden gelirse yazmak; ve mübalâğalı propagandalara hiç ehemmiyet vermemek; ve eskisi gibi tam ihtiyat etmek gerektir.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve dua ediyoruz.
Said Nursî
* * *

sailor
21 May 2008 - 2:37 pm

saidi kürdi yandasları uyanın!!!aklınız fıkrınız varsa kuran-ı kerımın ılk emrıne(oku)uyunda kıtabımızı okuyun kendınız degerlendırıp yorumlayın baskaların yorumunun pesınden ahmaklar gıbı kosmayın!!!

burak b.
23 May 2008 - 12:42 pm

hepinize kocaman bir aferin hemen kavgaya tutuşun ne bulursanız.Böyle yapmaya devam edin bazınız vatanı kurtarır bazınız dini kurtarır vay kahramanlar vay!!!

Anti_kmnst
01 June 2008 - 7:04 pm

said nursi çook büyük bir adamadır
o ırkcı deil ırkçılığa karşıydı
o bir alimdir
BİRDE O ABD YANDAŞİ DİYEN BEYİNSİZLER
BİTLİSTEN ADAM ÇIKMAZ DİYOR
SİZE ŞUNU HATIRLATIYIM BİTLİS DOĞUDADIR SİZ DOĞUYLA DALGA GEÇİYORSUNUZ DEMEKİ BATININ KÖPEĞİ OLMUŞSUNUZ…….
”KESİK GÖRMEK İSTEDİĞİN ELİ ÖP” BATI ŞİMDİ ELİNİZİ ÖPÜYOR YARIN KESECEKTİR.!!YAZIIIK

Anti_kmnst
01 June 2008 - 7:07 pm

Said Nursi Kürt Irkçısı mıydı?

Bediuzzaman Said Nursi’yi en iyi ifade eden kaynak eserleri ve hizmetidir. Bunlar tümüyle ortadadır ve incelendiğinde ırkçılığa dair en küçük bir iz bile bulunmamaktadır. Hatta eserlerinin içerisinde menfi milliyetçiliğin zararlarını anlatan ve ispatlayan bir risale de mecvuttur.(1)

‘Avrupa zalimleri milliyetçilik fikrini İslamlar içine atmış, ta ki parçalayıp yutması kolay olsun’(2)

‘Ben dindar ve takvalı bir türkü, bin tane dine lakayt kürde tercih ederim’(3)

Said Nursi’nin talebelerinin büyük bir çoğunluğu anadili Türkçe olan Türklerdir. Dünyanın hiçbir yerinde “A” ırkının davasını güden bir insanın çevresine “B” ırkından insanların toplandığı görülmemiştir ve görülmesi de imkansızdır. Dolayısıyla Said Nursinin talebelerinin çoğunun türk olması herşeyi açıklamaktadır.

Said-i Nursî’ye önceleri Said-i Kürdî denmesi ise eskiden kişiyi tanıtmak için isminin sonuna ait olduğu etnik köken ya da bölgenin eklenmesidir. Böyle bir ek belki şimdi kullanılsa bir ırkçılık sinyali olarak değerlendirilebilir fakat eskiden bu kesinlikle ırkçılığın ifadesi değildi. Mesela Selman-ı Farisî, Suheyb-i Rumî, Buvat-ı Türkî, Mevlana Celaleddîn-i Rumî gibi tamamen tanıtım amaçlı idi.

Said Nursiyî Kürt ırkçılığı ile ittiham edenler hiçbir delil getirmeden sadece karalama duygusuyla hareket eden İslamiyet karşıtlarıdır. Said Nursî hayatını dine hizmet ile geçirmiş ve halen eserleri imana ve Kuran’a hizmet etmektedir. kürtçülük ithamı ise “çamuru at tutmasa bile izi kalsın” düşüncesiyle halkı ve hizmetini devam ettirenleri milliyetçilik duygularını kullanarak ondan soğutmak gayesini gütmektedir. Bu kürttür maksadı da kürtçülüktür sizden değildir düşüncesi oluşturarak amaçlarına ulaşmak istemektedirler.
Ancak Bediuzzamanın eserlerini okuyanlar bu ithamın ne derece hakikattan yoksun olduğunu tartışmasız bir şekilde görmektedirler.

Said Nursî hazretlerinin milliyetçilik ile ilgili görüşleri Mektubattan 26. Mektup ve 29. mektuptaki Dördüncü desise-i şeytaniye bölümlerinden okunabilir.

(1) 26. Mektup (Mektubat)
(2)26. Mektup 3. mesele
(3) Emirdağ lahikası 215. mektup

Basayev
02 June 2008 - 7:33 pm

öncelikle inanan kardeşlerime esselamu aleyküm demek istiyorum.sonra diğer ahmaklara gelin tartışalım Üstad ıda M.F.Gülen ide tartışalım amma M.Kemal ide İnönü yüde daha başka liderleriniz varsa onlarıda.ama siz tartışma kültürünü bilmezsiniz işinize gelmez çünkü sizler ancak hakaret eder küfür savurursunuz.Kürtler sizin için haindir ama Osmanlı gibi dev bir devlette hainlik yapmamış sırtını dönmemiş tek teba da yine Kürtlerdir.adı geçen şahsıda mensubu olduğu dinide içinize sindiremediniz kininiz bundan dolayı ama itiraf edemiyorsunuz samimi değilsiniz bizler ancak Allah a inanır O nun önünde diz çöker ve eğiliriz sizin eğildiklerinize değil.haddinizi bilin ”ŞÜPHESİZ ALLAH (cc) HADDİ AŞANLARI SEVMEZ”.

Basayev
02 June 2008 - 7:47 pm

BIRAKIN RİSALELERİ KAÇ KERE KUR-AN OKUDUK.ACABA ELİMİZİ UZATTIĞIMIZDA ALABİLECEĞİMİZ BİR BAŞUCU KİTABI YAPABİLDİK Mİ?ALLAH’IN İPİNE SIMSIKI SARILABİLDİKMİ?HEP KAVGA İÇİNDEYİZ HEP KISIR TARTIŞMALAR İÇİNDEYİZ YARATILANLARI PUTPERESTLER GİBİ BENİMSEDİK.BİR ÜLKE DÜŞÜNÜN Kİ DİNİ KİTABI,DİNİ PEYGAMBERİ HATTA İMAN ETTİĞİ YARATICININ VARLIĞI BİLE HAYASIZCA TARTIŞILABİLİYORKEN ÜLKE KURUCUSU OLANLAR BIRAKIN TARTIŞILMAYI OLUMSUZ BİR CÜMLEDE DAHİ YER ALDIRILMIYOR.SONRA HEPİMİZ MÜSLÜMANIZ.SİZ HANGİ MÜSLÜMANLARDANSINIZ EFENDİLER?O GÜN GELDİĞİNDE PEŞİNDEN GİTTİKLERİNİZLE BERABER CEHENNEM ÇUKURLARINA DÜŞMEMEK İÇİN SADECE İKİ CİHAN SERVERİ EFENDİMİZE O’NUN SÜNNETİNE VE ALLAHU TEALA NIN İPİNE (KUR-AN) SIMSIKI SARILALIM EN AZINDAN BÖYLE YAPANLARA SAYGI GÖSTERME LİYAKATINI GÖSTEREBİLELİM.

ALLAH HEPİNİZİ RAHMETİYLE KUŞATSIN.
ALLAH HEPİNİZİ BİLİNEN BİLİNMEYEN GÖRÜNEN GÖRÜNMEYEN BELALARDAN ŞEYTANIN VE ONA TABİ OLMUŞLARIN ŞERRİNDEN MUHAFAZA BUYURSUN.

SELAM VE DUA İLE AZİZ SIDDIK KARDEŞERİM….

Muhammed
03 June 2008 - 8:27 pm

VATAN HAİNİ BUNU SEVENLER DE KÖR CAHİL MÜSLÜMANLARDIR.BİLİMDEN VE SEVGİDEN.İNSANLIKTAN VE DİNDEN NE KADAR UZAKLAŞTIĞINIZIN FARKINDAMISINIZ..BU MENDEBURLARA DEĞİL(fettulah gülen)YÜREĞİNİZE İNANIN VE ŞUNU SORUN KENDİNİZE NE OLACAĞIM ?.ALLAH KORKUSU DEĞİL ALLAH SEVGİSİNİ ÖĞRETİN ÇOCUKLARINIZA.cehennem korkusuyla kalplerinizi köreltmeyin cennet sevgisiyle aydınlatın yüreğinizi.YENİ BİR DİN GEREK VE ALLAH’A YALVARIYORUM İSLAMDAN SOĞUDUM.BEN KURBAN EDİLECEKSEM BU YOLDA OLURUM.YETERKİ BU ZİBİDİLERE BAĞLANMAYIN

kenan
05 June 2008 - 12:04 pm

selamun alekum sizle baglantı kurma ümidiyle bunu yazıyorum yaptıgınız şeyler izlemeye değer allah razı olsun.

doctorfuchs
07 June 2008 - 9:50 am

böyle saçma sapan bişi olamaz yorum yazanları okudum da bu ve bunun gibi adamların ciğerini bilen bir insan olarak bunu bu siteye koyanların kötü konuşmayayım ama allah belasını versin pis din istismarcısı yalancı ve düzenbaz bi insan olan bu adamın neler yaptığı tabiki kitabında yazmaz adam bi kere kürt isyanlarının hepsini destekliyor atatürk bir zaman bu adamı meclise davet ediyor bakıyor ki bu adam her kanunda bu dine uymaz caizdir deyip duruyor ki bu kanunlar şuan bizim buralara kadar getirdi bu adamın taraftarlarının da ve başka bu adam gibi ülkemizi bölmeye çalışanlara allahtan rahmet diliyorum çünkü onlar cehennem ateşinde yanacaklar

doctorfuchs
07 June 2008 - 9:51 am

selamun alekum sizle baglantı kurma ümidiyle bunu yazıyorum yaptıgınız şeyler izlemeye değer allah razı olsun.

bunu yazan anca bi radikal dinci ve kör cahil kesinlikle ilkokul mezunudur

doctorfuchs
07 June 2008 - 10:02 am

anti komünist bana herşeyi yazabilirsin senin ve senin gibi cahilleri eğitmeyi çok severim ben seni pis laiklik düşmanı vatan haini atatürk ve başka liderlerimiz miş. sen atatürk gibi bir insan hayatta olamazsın çünkü sende beyin yok olum sen harbi aptalın tekisin çünkü saidi kürt işte alaahın kürdü ile atatürkü kıyaslayamazsın biri ilkokul biri ise koskoca harbiyeyi bitirmiş biri o köhne medreselerde çürürken öteki vatanını milletini kurtarıyordu ahmak kim oluyo lan bu adam ha bu arada her komünist dinsiz değildir bunun açık kanıtını o sıralarda rus işgali altında bulunan türk ülkelerindeki türk komünlerine bak çoğu dindardır ve dinini korumuştur oku da belki artık okumuş dersin kendine

değişik
08 June 2008 - 8:25 pm

sadece şunu bilin atatürk çıkmış söylemiş benim tek övünebileceğim şey türklüğümdür diye… vatan acısından düşünecekseniz bu sözü söyleyenle övdüğünüz adamı düşünün……dini açıdan bakacaksınızda önce bizlere indirilmiş kitaptan ondan sonra bizlere gönderilmiş peygamberimizden ışık alın ondan sonra kendi vicdanınızla kendi mantıgınızla kendi aklınızla hayatınızı dininizi düşüncelerinizi yasayın ..dinimizi bu adamlardan değil kitaptan öğrenin hadisten öğrenin hersey cok açık biraz vicdanınız biraz aklınız varsa

smet
09 June 2008 - 3:07 pm

bunu buraya koyduğunuz için allah razı olsun üstada kötü söz söyleyenler utansın tabi bu ülkede din diye bişey kalmadı onlar yüzünden ama bizide kendilerine benzetemiycekler allah bulsunlar

doctorfuchs
09 June 2008 - 3:08 pm

koçum değişik yürü be bırakmıyalım böle insanlara çünkü böle giderse ortaçağa dönüş yaşarız

biz hala yerinde sayan bütün askeri malzemelerini yurtdışından alan,67 milyar dolarlık beyin göçü veren
bir ülkeyiz

böle insanlar bizi bu hallere düşürüyor
bu insanlara dikkat etmek lazım

ismet
09 June 2008 - 3:09 pm

bunu buraya koyduğunuz için allah razı olsun üstada kötü söz söyleyenler utansın tabi bu ülkede din diye bişey kalmadı onlar yüzünden ama bizide kendilerine benzetemiycekler allahtan bulsunlar

büşra
09 June 2008 - 3:13 pm

burda üstada kötü söz söyleyenler öbür dünyada buna bin pişman olcaklar ama işişten geççek

büşra
09 June 2008 - 3:26 pm

türkiyede ilk ünüversiteyi üstadımız yaptırmış ve kendi parasıyla

değişik
09 June 2008 - 7:40 pm

bir insan iyidir ve ya kötüdür orasını allah bilir allahı bize ne emrettiği nasıl bir yol gösterdiği belli..bu yolda giderken kılavuzun kitaımız olsun ısığı tutan peygamberimiz olsun..yine burdaki bi sitede bitane müthiş din adamı said i MEHDİ ilan etmiş size hayırlı olsun kendisi diyorki din dışı olaylarla mücadele eden herkes mehdiymiş:D ha gayret saidciler ne kadar mücadele ne o kadar mehdilik.. bakın bazılarının kafasıyla ilahi mübarek bi adam olmak ne kadar kolay sizde mehdi olabilirsiniz:D bunu okuyup bana söylenmeyin uydurmadım sallamadım adamın söylediğini aynen size söyledim..sonradan benim kulağımı çınlatmayın ggünah olur

değişik
09 June 2008 - 7:46 pm

birileri pişman olcaksınız demiş birisi allahınızdan bulun demiş..biriside din elden gitti demiş..hepimiz aynı allaha inanıyoruz hepimizn peygamberi aynı hepiniz aynı kitabı okuyoruz ama din elden gidiyo öylemi..!! dinci olmayıp dindar oldugumuz için allahımızdan bulalım ..ahirette pişman olalım..dinimizde elimizden gidiyo olsun.. bunada eyvallah allah çok büyük

tarihiokuyun
10 June 2008 - 9:31 am

bu tartışmaları yapabilmek için tarihi iyi bilmeliyiz
doğru sorular sormalı, her okuduğumuzu doğru kabul etmemeliyiz
akıl süzgecinden geçirmeliyiz
anadoluya türkler bu kadar kolay nasıl gelmiştir, ve yerleşmiştir?
türkler anadoluya gelmeden önce de müslüman mıydı?
islamın avrupaya yayılmasından korkan milletlerin arapların avrupaya doğru ilerleyişini engellemek için savaşçı ve yenilmez türklerin bu topraklara gelmesini ve yerleşmesini desteklemiş olma ihtimalleri var mıydı?
osmanlıların genişleme sürecinde yabancı devletlerle ne oranda işbirliği içinde olmuşlardı?
böyle bir destek vardı ise yükseliş döneminde nasıldı, sonraki dönemlerde nasıldı?
osmanlılar türk müydü, yoksa sadece anadoludaki tebaası mı türktü?
ruslar her zaman bizim kötülüğümüzü istiyordu da ingilizler ve abdliler hep mi iyiliğimizi istiyordu?
ruslara sempati duyanlar vatan hainiydiler de, abdlilere sempati duyanlar neden değillerdi?
türkün tarihte türkten başka dostu olmuş muydu?
neden bu yabancılar hep türklerden bu kadar korktular?
neden yüzyıllarca beraber yaşadıkları halde birden kürtleri, ermenileri türklere düşman ettiler?
neden 200 adet tarikat oluştu?
neden insanlar kendi tarikatı veya mezhebi dışındakileri hep cehennemde yanmakla suçluyorlar?
neden müslümanlığın kendinden olmayana bile hoşgörü göstermesi gerektiğini unutuyoruz? hoşgörüden daha kolay bir yol var mı islamı yaymak için?
neden dinimizin güzelliklerini birbirimize anlatmıyoruz?
neden türklüğün güzelliklerini birbirimize anlatmıyoruz?
neden hem müslüman hem türk olmakla gurur duymuyoruz?
neden ya türklüğümüzle ya müslümanlığımızla gurur duyuyoruz?
neden başkalarına kin duyuyoruz?
başkalarına kin beslemek ne türk ananelerinde ne müslümanlıkta var. neden içimize bu kötü tohumların ekilmesine izin veriyoruz?

maalesef bunların cevapları hep tarihte gizli ve biz okumuyoruz
okusak bile hep bir tarafları tutmak zorunda hissediyoruz kendimizi
karşı tarafı anlamaya çalışmıyoruz
fanatik bir taraftarın takımını tuttuğu gibi taraf tutuyoruz
bu topraklarda yüzyıllardır hep yabancıların entrikalarının kurbanı olduk
şimdi ise bu entrikalar birbirimize düşman olmamız için devam ediyor
meydan okuması çok kolay
başta birbirimizi tekrar anlamaya ve birbirimize tekrar değer vermeye başlayalım
birbirimize saygı gösterelim
geçmişimizi öğrenelim ve gurur duyalım
bir bütün olmaya tekrar başlayalım
biz bütün olabilirsek gücümüz kat be kat artar
bu topraklarda çocuklarımız mutlu ve huzurlu olur
başkalarının cehenneme gidip gitmeyeceği ile ilgilenmez sadece kendi cennetimiz için çalışırız

Shaman
18 June 2008 - 10:55 pm

Öbür dünyadan bahsetmeyin her fırsatta.Ben Tanrı Dağı’na yükselirken göreceğim hepinizi.Neyse sonuçta çoğunuz Türk’sünüz en azından kandaşımsınız,bu bakımdan biraz sevgim var size,ama giderek asimile olmaya devam ediyorsunuz.İçim kan ağlıyor gerçekten.Acıyorum ırkımın bu denli yozlaşmasına…

Shaman
18 June 2008 - 11:01 pm

her türlü yorum yukarıda duruyor.silinmemiş vaziyette.verilen cevaplar da aynen orada duruyor.Ama nedense yazdıklarım siliniyor.Hoşgörü dini dediğiniz bu mu lan.iki çift laf yediğiniz de sil yorumu yazıyı oohh rahat Allah’ı da koruduk peygamberi de içimiz rahat..

yigit
19 June 2008 - 6:09 pm

Allak rızası için kimse bu mübarek üstadı kötülemesin. Vicdanınız bunu izlemenize rağmen nasıl olurda bu lafları yazmanıza izin verir anlamıyorum. Kimse sevmek yada inanmak zorunda değil ama saygı gösterin lütfen. Allah üstadımızdan razı olsun. Emeğinize sağlık….

yigit
19 June 2008 - 6:09 pm

Allah rızası için kimse bu mübarek üstadı kötülemesin. Vicdanınız bunu izlemenize rağmen nasıl olurda bu lafları yazmanıza izin verir anlamıyorum. Kimse sevmek yada inanmak zorunda değil ama saygı gösterin lütfen. Allah üstadımızdan razı olsun. Emeğinize sağlık….

karaca
19 June 2008 - 6:44 pm

allah razı olsun.saygılar

yasmin
24 June 2008 - 7:19 pm

said nursi gibi mübarek insanların ülkemde yasaması bile benim için büyük bi zevktir

yasmin
24 June 2008 - 7:27 pm

evet yaa bu mübarek zatı kötülemeyin lütfen arkadaşlar bu gibi insanların duaları sayesinde hala ayakta duruyoruz biraz düşünelim bence…

emre
25 June 2008 - 12:24 pm

bence kimse bilip bilmeden yorum yapmasın yok ülkeyi bölmek istemiş yok kürt devleti kurmak istemiş gibi sacma sacma şeyler yazmayın da bari okuyanlarda bi şeyler bildiğinizi sansın bi insanın karalamak kolaydır kendi görüşlerinizle farklı olabilir üsatadın düşünceleri ama eğer hakkaten insansanız en azından saygı duyun bari

OSMANCIK FATİH KEMAL
28 June 2008 - 9:49 pm

ÖNCELİKLE C E N A B I A L L A H SAİD NURSİ HAZRETLERİN DEN RAZI OLSUN.BİZLERE YANİ TÜM MÜSLÜMANLARA
BIRAKTIĞI BÖYLE DEĞERLİ BİR ESER İÇİN NE KADAR ŞÜKRETSEK AZDIR.

BİZ LER BÖYLE MUHTEREM ZAATLAR SAYESİN DE TÜRK KÜRT ARAB

KÖKENLİ OLMASI FARKETMEZ, BU ÜLKEDE, DÜNYADA ŞU AN BİR NEFESLE ALLAHIN İZNİ İLE YAŞAYABİLİYORSAK.UNUTMAYALIM Kİ BİZLER ALLAHIN SEVDİĞİ KULLARIN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE BU FANİ DÜNYA DA YAŞAYABİLİYORUZ.

ÜÇ KURUŞLUK MENFATİNİZE .YETERLİ OLMAYAN BİLGİNİZE VE HENÜZ 3/2 Sİ BİLE ÇALIŞMAYAN BEYNİNİZ İLE ALLAH VE RESULLULAH EFENDİMİZİN YOLUNDA MEMLEKETİ İÇİN

HER TÜRLÜFEDAKARLIĞI YAPMIŞ SAİDİ NURSİ HAZRETLERİ BİR PEYGAMBER SABRI İLE
KENDİSİNE EZİYET ETMİŞ KİŞİLERİ BİLE AFFEDEN VE BEDDUA

ETMİYEN MUHTEREM BİR ZAATA SAYGI VE HÜRMET EDİNİZKİ
NANKÖR KİBİRLİ VE IRKÇI VB …LIK YAPAN TOPLUMLARIN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ KÖTÜ DURUMUNA DAHA FAZLASI İLE DÜŞMÜYELİM

DİĞER SÖYLEMLER DOĞRUDAN UZAK CEHENNEME YAKIN OLUR

A L L A H TAN TÜRKİYE Yİ VE MİLLETİNİ KORUMASINI
DİLİYORUM. UNUTMALIM Kİ BİRLİK BERABERLİK ÖNCE : MİLLETİ SONRA : DEVLETİ VE SONRA : ÜLKEYİ BÜYÜK GÜÇLÜ ZENGİN VE DAİM KILMIŞTIR.

(——-gerilere baktığımız da GENÇ OSMANCIK DAN BAŞLIYAN BÜYÜK OSMANLI İMPARATORLUĞU BÖYLE KURULMADIMI VE FATİH SULTAN MEHMET İ S T A N B U L U BÖYLE FETHET MİŞTİR VE BÜYÜK ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINI DA BİRLİK VE BERABERLİK SAYESİN DE KAZANMIŞTI.

A L L A H RIZASI İÇİN SADECE DOĞRULARA HOŞGÖRÜ İLE TARAF OLALIM

irfan
29 June 2008 - 9:24 pm

BİLİYORUM DYE ÖTENLER NE BİLİYO SAİT NURSİ ADINA MİLLETİN GOZUNU BOYUYOSUNUZ BU ADAM ATATURK KARSITI KURT MİLLİYETCİSİ Bİ ADAM BOYLE Bİ HERİFİ ÖVÜYORSUNUZ BİDE OKUDUK ARAŞTIRDIK SİZİN GOZUNUZU BURUMUŞ BU DOLANDIRICILAR BEN NUR CEMAATİN İÇİNDEN GELEN BİRİYİM ÇOK KİŞİDEN DAHA ÇOK BİLİYORUM BU ADAMI YETER ARTIK BOYLELERİNİ EL ÜSTÜNDE TUTMAYIN

osman
30 June 2008 - 6:59 pm

Bence bu üstadı kötüleyenlerin %99 abdesti namazı olmayan dini bilmeyen ve bilmek istemeyen kişiler diye düşünüyorum.Bu çamur atma yolunu sırf içlerini rahatlatmak için seçiyorlar.Ya Allah aşkına evinize eşinize sadık olun demek ,helal kazanın demek Kuran a ve Peygamberin sünnetlerine riayet edin demek din istismarcılığı mı oluyo.Hem bu şahsiyetlerin sözlerine uymuyoruz hem de kötülüyoruz ve ne yazık ki gün geçtikçe kötüleşiyoruz .Allah sonumuzu hayır eylesin…

oku
01 July 2008 - 2:15 pm

duaları sayesinde ayakta durmak mı? ah güzel kardeşim bir düşün 21. yüzyıldasın..Biraz kitap oku, insanlık tarihine bak..Senin gibi etten kemikten biri dua etti diye senin geleceğin garantiye alındı öyle mi? yapma gözünü seveyim..Allah inancını sorgulamak bana düşmez ama yok hazretmiş, efendim mübarekmiş..Sen bu saf duygularınla o hainden daha mübareksin..daha insansın

tarihiokuyun
02 July 2008 - 11:33 am

dini görüş ve düşüncelerine saygım sonsuz
beni Allah’a yakınlaştıran her düşüncenin başımın üzerinde yeri var
“gerçek düşmanın hep dışarıda olduğunu zannediyordum, ama gördümki gerçek düşman içimizdeymiş” ne demek?
bir ülkeyi bölmeye çalışmak için başka ne yapmak gerekir?
Peygamberimizin (s.a.v.) ve okumamız gereken kitabın dışındaki şeyleri okumak; bizi farkında olmadan, Allah yolunda ama Allah’ın hiç te istemediği bir yöne sürükleyebilir mi acaba?
sırf petrolü var diye çeşitli bahanelerle iyilik(?) yapmak için afganistana, ıraka, kuveyte giren ülkelere kendi toprağımızda beraber yaşadığımız insanlardan daha fazla nasıl güveniriz?
yabancılar şunu dedi diye doğru kabul ediyoruz birçok şeyi
bizi birbirimize düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar
her demeçleri ayrı komedi
yurdumuzda oluşturdukları iki kutupta onların oyununu oynamaya devam ediyor ve daha çok nemalanıyor bu kavgadan
1000 yıldır bu topraklarda çok oyuna geldik
biz bu oyunlardan kurtulmayı öğrenemedik ama onlar bizi daha iyi oynatmayı öğrendiler maalesef

bir fıkra var:
koyunların lideri bir uçurumun yanında durmuş
yanına bir koyunu çağırmış
-bak, demiş. şu gördüğün koyunların hepsi aptaldır. ben atlayayım hepsi benim arkamdan atlar bu uçurumdan.
yanındaki koyun atlamış söze
-ben de atlarım. ben de.

tartışmaları okuyorum
iki tarafında haklı yönleri olduğunu görüyorum
ama kimse diğer tarafı anlamaya çalışmıyor
çok üzücü

burning churches
04 July 2008 - 9:01 pm

zavallı turbanlı kadınlarımız kızlarımız ,dıncı ve fasıst yurdum ınsanı.bu memlekette kendınıze ornek alıp fıkırlerını benımsyecegınız hıc ınsan kalmadı da bu beynı orumcek tutmus dusuncelerı ve fıkırlerı asırlar oncesıne aıt bu adamın fıkırlerını benımsemıssınız. sız ve sızın gıbı hayatta tek amacları otekı dunyada kendımıze nasıl cennetten yer kaparız dusuncesınde olanlar dunyada ne oldugunun farkında deıl.su anda ustunde yasadıgınız topraklar bu adamın zıhnıyetınde olan kısılere karsı ıcerde kazanılmıs zaferlerle ayakta durmakta.sizler kendınıze dusuncelerıne sıgınacagınız bırılerını arıyorsanız oncelıkle kıtap okuyun cagdas kıtaplar.kulaktan dolma cemaat sohbetlerınde duydugunuz seylerı burda soylemeyın.bu ve bu gıbı adamların dusuncelerını benımsemeden once bu memleketın yetıstırdıgı cagdas aklı fıkrı dıne deıl bılıme dayanan yazarlarımızı saırlerımızı okuyun.nazım hıkmeti azız nesıni can yucelı ve bu gıbı saır ve yazarlarımızı.gercek ustad bunlardır ve belkı bu ınsanların dusuncelerı sızın ufkunuzu genısletebılır ve dunyaya bakısınızı deıstırır.

cevizkabuu
06 July 2008 - 8:29 pm

burning churches arkadaş , anlatmaya çalıştığın şeyleri zannediyorumki nikinde özetlemişsin , fakat müslümanların çoğunlukta yaşadığını düşündüğünden mi olsa gerektir yoksa mescidin ingilizcesini hatırlayamadığından mı veyahut belki de saygından da olabilir , kiliseleri yakmak “burning churches” demişsin kendine… şunu önce bi söylemek lazım , ister sinagogu ister kilisesi isterse camisi veya cemevisi tüm ibadethaneler bizim için birdir , buralara namerdin ellerini asla değdirtmeyiz… tamam , diyebiliriz ki tahrif olmuşlardır o eski dinler , fakat bilesiniz ki , hepsi de bize emanettir peygamberlerinden ve yüce peygamberimizden… zaman zaman mücadelemiz olmuştur , fakat hepsi kullara karşı kulları arasında ALLAHIN… sen ne diyorsun ? senin ve senin gibilerin elleri hiç bir ibadethaneye erişemez… bizim ortak savaşımız ATEİZME VE ŞEYTANİSTLERE karşıdır . SON SAVAŞIMIZDA DECCALE KARŞI OLACAKTIR… HRİSTİYANI , YAHUDİSİ VE MÜSLÜMANI HEP BİRLEŞECEKTİR… BUNU DA UNUTMAYINIZ…

LoRd CiHaN
08 July 2008 - 8:42 am

soydan arkadaşım sana bişey sölemek istiyorum şeyh sait isyaninda bediüzzaman hazretlerinin hiçbir alakası yoktur. sadece isim benzerliğidir.hatta isyanı çıkaran kişi bediüzzaman hazretlerinden yardım istemiştir ama bediüzzaman hazretleri onu uyarmış ve yardımda etmemiştir.şunu bilesinizki yaşadığı yüzyılda en zeki insanı konuşuyoruz ve böle bi insanın elin gavürlarına nasıl yardım edebileciğini merak ediyorum.bu insan bu yüzyılın son mücettitidir.

LoRd CiHaN
08 July 2008 - 8:46 am

burning churches sen aziz nesin denen adamın neresini savunuon ki adam tam ateist

TÜRKİYE
08 July 2008 - 8:39 pm

arkadaşlar bize ne oluyor…

TÜRKİYE
08 July 2008 - 8:46 pm

Kürdistan Teali Cemiyeti’nin (KTC) kurucu üyelerinden olan Şefik Arvasi 1919 yılında, KTC yayın organı olan Kürdistan gazetesinin başyazarlığını yapmakta ve makalelerinde Kürt kimliğini desteklemektedir.
Cumhuriyet Türkiyesi’nde, önce Eyüp’te bir Nakşibendî tekkesi kurmakla meşgul oldu. 1971 yılında, ölmeden önce daha önce amcası Aldülhakim’in oturduğu makama, Sultan Ahmet Camisi’ne baş imam olarak atandı.
Şeyh Şefik’in yeğenlerinden olan Abdülhakim Arvas, Cumhuriyet Türkiyesi’nde milletvekilliği yaptı.

Said Nursi (1876-1960) Bitlis’in Nurs köyünde doğdu. Hakan Özoğlu’na göre, 1920′lere kadar yani 44 yaşına kadar Said-i Kürdi olarak tanındı.
Prof. Şerif Mardin’in yazdığına göre,İçtimai Reçeteler sayfa 52′de, Said Nursi, İstanbul’daki Kürt hamallara hitaben: “Bir buçuk senedir burada Kürdistan’ın neşr-i maarif için çalışıyorum, ben bir hamalın oğluyum\’85″ diye ifade eder.
Dr. Hakan Özoğlu’nun ifadesiyle; “Said Nursi, bir Kürt önderi olarak otoritesini çoğunlukla kendi dini kimliğinden aldı”.
Said Kürdi-Nursi Osmanlı Türkiye’sinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne de(İTC) katıldı.
1914 yılında, Enver Paşa tarafından oluşturulan Teşkilat-ı Mahsusa (Eski MİT) da görev aldı.

Kürtçülüğe ilgi

Diğer taraftan Said Nursi Kürt Teali Cemiyeti’nin de faal bir üyesiydi.
Yine Chicago Üniversitesi’nden Dr. Hakan Özoğlu’nun “Kurdish Notables and the Otoman State: Evoling Identities, Competing Loyalties, and Shifting Boundaries” adlı çalışmasında yer alan ifade özetle şöyle:
“Said Nursi’nin her ne kadar Türk müritleri, onun Kürt kimliğini arka planda bırakmaya çalışsalar da Said Nursi, gençlik yıllarında, Kürtçülüğüne dikkatli bir şekilde ilgi göstermiştir.”
“Kürdistan’da okullar açılması ve Kürt dilinin eğitim dili olarak geliştirilmesi için padişahtan yardım istemek maksadıyla İstanbul’a gitti.”
İngiliz belgeleri ve Vakit gazetesinin 15 Mayıs 1925 tarihli sayısında yer alan bir makale, Said Nursi’nin KTC’de faal olduğunu belgelemektedir.
Tarihçi Tarik Zafer Tuna’ya göre Said Nursi 1919′da KTC üyelerince kurulan Kürt Neşri Maarif Cemiyeti’nin üyesiydi.
Said Nursi’nin yazdığı makaleler KTC üyeliğinden önce, 1908 yılında kurulan Kürdistan Terakki ve Teavün Cemiyeti’nin yayınladığı, “Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi”nde yayınlanmıştı.
“Belgeler, Said Nursi’nin Kürtlerin Osmanlı Türkiye’sindeki “kültürel haklarını” canı gönülden desteklediğini ve Birinci Cihan Savaşı’ndan sonra Kürtçülük faaliyetlerine katıldığını göstermektedir\’85 Kürtlerin idari özerklik fikrini aşikâr biçimde yaydı ve KTC içindeki özerklik yanlısı kampta yer aldı. Hiç evlenmeyen Said Nursi, Fener Rum Patriğini ziyaret eden ilk Cumhuriyet dönemi tarikat lideridir.
Osmanlı Türkiye’sinde ve Cumhuriyet Türkiye’sinde Kürtçülüğün iki ana kola ayrıldığı görülüyor.

Doğu Kültür Ocakları

Birincisi ve en fazla taraftar toplayanı Nakşibendî Tarikatı şeyhlerinin başını çektiği ÖZERKLİK yanlıları olduğunu belirtmiştik.
İkincisi ise, başını Osmanlı Türkiye’sinde Bedirhan aşiretinin çektiği Cemilpaşazadeler ve Babanlar’ın desteklediği Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra yeraltına çekilen, 27 Mayıs 1960 Anayasası’nın gölgesinde “Doğu Kültür Ocakları” , muhtelif sosyalist gruplar ve nihayet PKK’nın başını çektiği TAM BAĞIMSIZLIK yanlıları.
Bedirhan aşiretinin Kürtçülük faaliyetlerini ayrı bir makale olarak ele alacağım. Bu aşiretle ilgili Mahmut Çetin’in “Bedirhan Aşireti” ni anlatan kitabında oldukça detaylı bilgi vardır.
Bedirhan aşiretine mensup çak sayıda şöhretli isim günümüz Türkiye’sinde siyasi, akademik, sanat, sanayi ve ticaret arenasında yerini almıştır.
Prof. Emre Gönensay ile Cüneyt Zapsu ilk akla gelen isimlerden.
Gönensay, Tansu Çiller’in Başbakanlığında Dışişleri Bakanlığı görevinde bulundu.
Cüneyt Zapsu ise R.T. Erdoğan’ın “aklımın yarısı” dediği baş danışmanı.
Cüneyt Zapsu ve ailesini biraz daha yakından tanıyalım.
Esma Gündoğdu’nun, Yeni Aktüel dergisin 25 Ekim 2005 tarihli sayısında yer alan yazısına göre, şöhretli Bedirhaniler’den bazıları;
Eski Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar, tarihçi yazar Cemal Kutay, eski Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Tevfik Ali Çınar, senarist Ayşe Şaşa, -Şaşa eski Marksist sonradan dinci-,
İbrahim alaaddin Gövsa, Menderes dönemi Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Ürdün Kralı Hüseyin’in amcaoğlu Rakan Haşimi gibi isimler. İbrahim Alaaddin Gövsa, “Sabatay Sevi” adlı kitabın yazarıdır. Sevi Yahudi Mesih’i olduğunu iddia etmişti. Sabataycılık, Müslüman görünen Yahudiler için kullanılan bir tanımlamadır.
Yeni Aktüel dergisinin ifadesiyle Türkiye’nin farklı toplum katmanları için farklı “Zapsu”lar var.

Zapsu’la

Cüneyt Zapsu’nun ağabeyi Aziz Zapsu, BİM’in yönetim kurulu başkanı. BİM’in büyük ortağı ise Amerika merkezli Yahudi sermayesinin başarılı finans şirketlerinden Merrill Lynch.
Aziz ve Cüneyt Zapsu’nun anneleri Gaye Zapsu tezhip sanatçısı.
20 Eylül 1992′de, Diyarbakır’da faili meçhul bir siyasi cinayete kurban giden Kürtçü Musa Anter Zapsu ailesinin eniştesi.
Musa Anter’in İsveç’te yaşayan oğlu Dicle Anter’in Vatan Gazetesi’nin Kürt asıllı yazarı Ahmet Tulgar’a 30 Ekim 2005 tarihinde verdiği röportajdan öğreniyoruz ki Musa Anter 49′lar davası sırasında, 1959 yılında Kürtçe şiir yazmış. Bu 1938′den beri Kürtçenin ilk kez gündeme gelmesiymiş.
Vatan gazetesine göre, Cüneyt Zapsu’nun ve Dicle Anter’in dedesi Abdürrahim Zapsu, Şeyh Said’in dava arkadaşı ve ilk Kürtçe tiyatro eserinin sahibi.
Suadiye’de plajın yakınlarında bir köşkte büyüyen Dicle Anter babası Musa Anter’i; “Şık giyinirdi. Saçları bozulmasın diye yatarken kafasına annemin bir çorabını geçirirdi” diye anlatıyor.
“En çok köyümüzde mutlu oluyorum. Çünkü babamın mezarı orada ve onun her ölüm yıldönümünde mezarının başına gidip Votka içiyoruz.
Biraz da mezarına döküyoruz” diye sözlerine devam ediyor Dicle Anter.
Musa Anter öldürüldüğünde Abdullah Öcalan başşağlığı mesajı yayınlamıştı.
Babaanne Hidayet Zapsu, Bedirhan Paşa ailesinden.
Baba Mustafa Pertev Zapsu’nun babası ise, Said Nursi’nin talebelerinden ve Dar-ül Hikmet-il İslamiye üyesi, yazar, şair ve Birinci Dünya Savaşı’nda Ruslara esir düşmüş Abdürrahim Zapsu.
Abdürrahim Zapsu’nun annesi Zeliha Hanım Arvasi aşiretinden Seyyid Muhammed Arvasi’nin oğlu Muhyiddin Arvasi’nin kızı, babası ise, Seyyid Pertev Bey.
Van’dan İstanbul’a Said Nursi ile gelen Abdürrahim Zapsu çeşitli Kürt derneklerinde görev aldı.

cevizkabuu
09 July 2008 - 8:04 pm

sevgili TÜRKİYE rumuzlu arkadaşım , bene enteresan geldiğini itiraf etmem gereken bazı bilgiler nakletmişsin. bu naklettiğin bilgileri acaba kendin mi derledin? öyle ise arşivlerde epey çalıştığını tahmin etmek pek zor değil… sana şunu sormak istiyorum : sn. TÜRKİYE , bu bilgileri arşiv belgelerinden mi transkribe ettin ? gazete- dergi-internet(google) gibi kaynaklardan mı faydalandın( bu tip kaynakları bazıları müthiş kullanıyor da…!!) ? yoksa hatırat(biyografi) türü kitaplardan mı faydalandın? belki de bizzat kendin o zamanlarda yaşamış da olabilirsin( tabii yaşının bir hayli ilerlemiş olduğunu anlarız , o zaman da sen aktarmış olabilirsin , yanında bulunan birisi de bunları yorum sayfasına nakletmiş olabilir…bilmiyorum… acaba bu bilgileri hangi kaynaklardan elde ettin…? lütfen gayet güzel derlenmiş izlenimi veren MAKALENİZİN kaynaklarını da aktarabilir misin?

cevizkabuu
09 July 2008 - 8:07 pm

sn türkiye nickini kullanan arkadaşım, aşağıdaki yazımın kısaca özetini yapayım : bu MAKALE ismini verdiğin yazının KAYNAKLARINI lütfen aktarır mısın?

cevizkabuu
09 July 2008 - 8:34 pm

Said Nursî (Günümüz Türkçesi: Nurslu Said) [1] [2] (nüfus kaydında Sait Okur) (d. 5 Ocak – 12 Mart 1878 [3] – ö. 23 Mart 1960) İslam âlimi, Risale-i Nur Külliyatı’nın yazarı ve Risale-i Nur hareketinin kurucusu. Medrese hocası Molla Fethullah Efendi tarafından verilen “Bediüzzaman” (Zamanın en iyisi) lakabı[4], zamanla ismiyle beraber anılarak Bediüzzaman Said Nursî olarak söylenmiştir.

Konu başlıkları [gizle]
1 Hayatı
1.1 Eski Said Dönemi
1.1.1 Tahsil hayatı ve I.Meşrutiyet Dönemi
1.1.2 Gençlik hayatı
1.2 Yeni Said Dönemi
2 Fikirleri
3 Tartışmalar
4 Mahkeme kararları
5 Kronoloji
6 Ayrıca bakınız
7 Kaynakça
8 Dış bağlantılar

Hayatı [değiştir]1878 yılında Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğdu. Babasının adı Mirza, annesinin adı Nuriye’dir. Said Nursi, hayatının Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said olmak üzere üç dönemden oluştuğunu ifade eder. Eserlerinde, 45 yaşına kadar olan hayatını Eski Said dönemi olarak adlandırmıştır. Eski Said, İslamiyete siyaset yoluyla da hizmet edilebileceği fikriyle hareket etmiştir. Daha sonra, zamanın gelişen olayları onun bu fikrini değiştirmiş ve siyasetten tamamiyle çekilmiştir.[5] Eski Said’in Yeni Said’e geçişinde, Said Nursi’nin, Abdulkadir Geylani’nin Fütuh’ul Gayb isimli kitabından aldığı ders önemli rol oynamıştır.[6] Risale-i Nur külliyatının büyük kısmı Yeni Said döneminde yazılmıştır. Said Nursi, Eski Said ile Yeni Said dönemlerini şu cümlesiyle özetlemektedir:

“Eski Said, daha ziyade akli gidiyordu, Yeni Said ise ilhama da mazhardır, akıl-kalp ittifakıyla hareket eder.”
Afyon hapsinden sonraki hayatını ise “Üçüncü Said” dönemi olarak ifade etmiştir.[7] Bu dönemdeki vazifesinin sosyal ve siyasi konulardaki vazifelerinin tamamlanması şeklinde olduğunu ifade etmiştir.[8] Bu dönemde, yazımı tamamlanmış olan Risale-i Nur eserlerinin farklı kesimden insanlara ulaştırılmasıyla ilgilenmiştir. Bu amaçla muhtelif şehir ve köylerde el ile yazılan risalelerin okunması, okutulması, bazı merkezlerde risalelerin daktilo ile çoğaltılması, Ankara, İstanbul ve doğu illerinde risalelerin farklı halk tabakalarına ulaştırılması işleri ile meşgul olmuştur. Yine bu dönemde mahkemelerden iade edilen nur risaleleri ve bazı illerde bir kısım nur talebelerinin mahkemeye verilmeleri dolayısiyle resmi makamlarla münasebetlerde bulunmuştur. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti Hükümetinin risalelere olumlu bakması ve yayılmasına engel olmaması sebebiyle, risaleler bu dönemde matbaalarda basılmış ve gerek Anadoluya gerek Mısır, Pakistan, Amerika, Roma gibi çeşitli ülkelere gönderilmiştir.[9]

Eski Said Dönemi [değiştir]
Tahsil hayatı ve I.Meşrutiyet Dönemi [değiştir]Zamanın harikası anlamına gelen Bediüzzaman ismi ile meşhur olmuşsa da, Molla Said, Molla Said-i Meşhur, Said-i Kürdi, Said-i Nursi gibi isimler kullandığı bilinmektedir. İlk eğitimini Nurs köyünde, ağabeyi Molla Abdullah’tan almıştır. Tağ Köyü’ndeki Molla Mehmed Emin Efendi’nin medresesinde öğrenim hayatına başladığında Said Nursi dokuz yaşındaydı.Tarihçe-i Hayat isimli eserinin İlk Hayatı kısmında, izzetine çok önem verdiği ve âmirane söylenen en küçük bir söze bile tahammül edemediği bu nedeniyle Tağ köyü medresesinden ayrıldığı ve köyüne geri döndüğü yazılmıştır. Köyüne döndükten sonra, haftada bir ziyaretlerine gelen ağabeyi Molla Abdullah’ın verdiği dersleri takip etti. Beş yıl süren tahsil hayatı boyunca Molla Mehmed Emin Efendi Medresesi, Mir Said Veli Medresesi, Molla Fethullah Efendi Medreselerinde eğitim aldı. Risalelerinde, bu süre zarfında Kur’an’ı hatmettiğini, sarf ve nahiv kitaplarını İzhar’a kadar okuduğunu, Doğu Beyazıt’ta bulunan Şeyh Mehmet Celali’nin medresesinde üç ay süren bir eğitim gördüğünü, bu eğitimi sırasında her gün günde üç saat meşgul olarak yüze yakın kitabı okuyup ezberine aldığını, medreselerde eğitimi yapılan kitaplar dışında pek çok başka kitabı da okuduğunu yazmıştır. [10] [11] [12] [13] [14] [15] Daha sonra icazetini aldığı ve sonra Doğubeyazıt’tan ayrıldığı bildirilmektedir.[16]

Arkadaşları ve bazı hocalarıyla olan tartışmaları ve kavgaları sebebiyle medrese eğitiminde aksamalar olmuştur.[17] Bir gün Said Nursi’yi öldürmek için Cezire Ağa’sının hizmetçisi hançerine davrananınca Said Nursi silahına davranır fakat muhatabında hareket görmeyince onu soğuk suya batırıp çıkarır. [18] Daha sonra köyüne dönen Said Nursi kışı köyünde geçirir. Bir gün rüyasında kıyametin koptuğunu görür, sırat köprüsünün başına gidip durmak hatırına gelir: Rüyasında “Herkes oradan geçer, ben de orada beklerim” diye düşünür, ve sırat köprüsünün başına gider. Bütün peygamberleri teker teker görür ve nihayet Muhammed’i ziyaret ettikten sonra uyanır. [19] Bu rüyadan etkilenerek tekrar eğitimine devam etmek istediğini babasına söyler, babasının izniyle Müküs ocağındaki Mir Hasan Veli Medresesine gider.

Anlaşılması en zor konuları kolaylıkla anladığı, okuduğu kitapları kolaylıkla ezberine aldığı ve ilmi münazaralardan galip ayrıldığı gibi özelliklerinden etkilenen Molla Fethullah Efendi’nin, Molla Said’e “Bediüzzaman” lakabını vermiştir. [20] [21] [22] [23]

Risalelerinde, bu dönemden sonra Bitlis’e gelen Said Nursi’nin ilmi alt yapısı ve farklı kişiliğinin, Bitlis Valisi Ömer Paşanın dikkatini çektiği ve Vilayet konağında kalarak çalışmalarına devam etmesi için ona bir oda tahsis edildiği yazılmıştır.[24] Risale-i Nur kitapçıklarından alınan bilgilere göre burada iki yıl ilmi çalışmalar yapan Said Nursi daha sonra Van Valisi Hasan Paşa tarafından Van’a davet edilmiştir ve Van’da on yıl kadar ilmi çalışmalarına Vali Konağı’nda devam etmiştir. Hasan Paşa’nın valilik görevini bırakmasından sonra İşkodralı Tahir Paşa da Said Nursi ile ilişkilerini devam ettirmiş ve Said Nursi konağın kendisine ayrılan bölümünde çalışmalarına devam etmiştir. [25] Valinin konağında ilmi çalışmalarına devam ederken, kendi medresesi olan Horhor Medresesi’nde de talebelerine ders vermekte olduğu da kendi eserlerinde anlatılmaktadır. [26] [27] [28]

Said Nursi, fen bilimleriyle İslami ilimlerin birlikte okutulacağı, idealindeki üniversite düşüncesini hükümete iletmek için 1907 yılında İstanbul’a gelir.Mısır’daki Ezher Üniversitesine kardeş olarak tarif ettiği bu üniversiteye Medresetüz-Zehra adını vermiştir. Bediüzzaman kendi deyimi ile İslam coğrafyasının merkezi olan Kürdistan’da bu üniversiteyi kurarak din ilimleriyle fen bilimlerinin birlikte okutulmasını hedeflemiştir. Medresetüz-Zehra’nın Arapça, Türkçe ve Kürtçe olmak üzere üç dilde eğitim yapacağını belirtmektedir. [29] İstanbul’da ilk önce Ferik Ahmed Paşa’nın evine yerleşmiştir. [30] Doğu’da kurulmasını istediği üniversite ile ilgili bir dilekçeyi padişahın özel kalem dairesi olan Mabeyn-i Hümayun’a sunan Said Nursi’nin bu talebi için hükümet bir teşebbüste bulunmadı. İstanbul’a gelişinden iki ay sonra Fatih’te bulunan Şekerci Hanı’na yerleşen [31] Said Nursi, odasının kapısına “Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz” şeklinde bir yazı asarak ilmi bilgisini kanıtlamak istedi. [32]

Gençlik hayatı [değiştir]Van’da Medresetü’z-Zehra isimli bir okul kurma fikrini gerçekleştirebilmek için 1907 yılında II. Abdülhamit’e istida vermek amacıyla selamlık törenine üzerinde yöresel kıyafetleri, başında sarığı ve hançeri ile katıldı. Bu hareketi neticesinde önce tutuklandı daha sonra akıl hastahanesine kapatıldı.[33] 1907′de serbest kaldıktan sonra keskin bir Abdülhamit muhalifi olarak İttihat ve Terakki Cemiyetiyle irtibata geçmek için Selanik’e gitti. Selanik’te cemiyetin önde gelen isimlerinden daha sonra Selanik Mebusu olacak olan Emanuel Karasso ile ve cemiyetin diğer önderleri ile görüştü. [34] Selanik’de Meşrutiyetin İlanı’ndaki kutlamalarda II. Abdülhamit idaresine karşı hürriyet nutukları söyledi. Nutuklarında hürriyet’in gelmesinden önce Gebermiş İstibdadı muhafaza için şeriat meselesinden geri adım atılmış olduğunu söylemişti. [35] Bu dönemde Osmanlı Devletinin güvenlik ve istihbarat kurumu olan Teşkilat-ı Mahsusa’da görev aldığı, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olduğu yazılmıştır. [36] [37] [38] Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 1915 yılında Bitlis’de Rus Cephesinde görevlendirildiği, Libya’ya gönderildiği tarihçi Cemal Kutay tarafından yazılmış ancak bu görevlendirilme bilgisinin doğru olmadığı yönünde itirazlar olmuştur. [39]

1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanından hemen önce İstanbul’a geldi. İstanbul’da Derviş Vahdeti’nin Volkan Gazetesi’nde yazdı. İslamcı bir siyasal parti olan İttihad-ı Muhammedi Fırkası’nın kuruculuları arasında yer aldı. Volkan Gazetesi bu fırkanın yayın organıydı. 13 Nisan 1909 (Rumi 31 Mart 1323) tarihinde 31 Mart Vakası patlak verdi. Selanik’ten gelen Hareket Ordusu aradan 11 gün geçtikten sonra isyanı bastırabildi. Bazıları İttihad-ı Muhammedi Fırkası’nın ileri gelenleri olmak üzere isyanı çıkaranlar ve Derviş Vahdeti ile birlikte Divan-ı Harp’te yargılandı, Derviş Vahdeti ve 16 kişi idam edildi, Said Nursi davadan beraat etti. Serbest kaldıktan sonra Serbesti Gazetesi’nde ordunun ruhu ve ülküsünün okullu subaylar olduğunu, bunlara isyan etmenin cinayet olduğunu yazmıştır. [40] İsyanın ardından Batum üzerinden Van’a gitti. 1911 yılında tekrar İstanbul’a döndü. 1915-1917 arasında Osmanlı-Rus Savaşında Kafkas Cephesinde esir düştü. 1917 yılında Kostroma Esir Kampı’ndan kaçarak yurda döndü. Dar-ül Hikmet-ül İslamiye’de görev aldı. Kürt Teali Cemiyeti’nin üyeleri arasında olduğu tarihçiler tarafından yazılmış [41] [42][43] ancak Said Nursi’nin bu cemiyetin kendisine gönderdiği teklifi mektupla verdiği cevapta reddettiği ifade edilmiştir. [44] [45] Said Nursi’nin etnik ayrımcığa karşı olduğu ve Kürt Teali Cemiyeti’ne yazdığı mektupla bunu açıkladığı belirtilerek Kürt Teali Cemiyeti üyeliği bazı tarihçilerce kabul edilmemektedir. [46] 15 Şubat 1919 tarihinde sonradan Teâli-i İslâm Cemiyeti adını alan Cemiyet-i Müderrisîn’in kurucu azaları arasında yer aldı. [47] [48] Kurtuluş Savaşı sırasında milli mücadeleyi destekledi. 9 Kasım 1922 tarihinde Milli Meclis’te 2. oturuma dinleyici olarak katıldı. [49] Cumhuriyet ilan edildikten sonra hükümetin islami esaslara riayet etmediğini düşündüğünden Ankara’yı terketti ve Van’a gitti.

Yeni Said Dönemi [değiştir]1925 yılında Şeyh Said Ayaklanması patlak verdi. Halkı islam dini adına ayaklanmaya çağıran Şeyh Said ve ayaklanmaya katılanlar tutuklandı. Şeyh Said ve suçlu bulunan ayaklanmacılar İstiklâl Mahkemesince idama mahkûm edildi. Şeyh Said isyanı ile ilgisi olduğu iddiasıyla Burdur’a sürgün edilen Said Nursi, [50] [51] aşağıdaki sözleriyle kıyamı başlatan Şeyh Said’in baş kaldırısına karşı çıktığını ifade etmiştir.

“Yaptığınız mücadele kardeşi kardeşe öldürtmektir ve neticesizdir. Türk milleti İslâmiyete bayraktarlık etmiş, dini uğrunda yüz binlerle, milyonlarla şehid vermiş ve milyonlar veli yetiştirmiştir. Binaenaleyh kahraman ve fedakar İslam müdafiilerinin torunlarına, yani Türk milletine kılınç çekilmez ve ben de çekmem.” [52]

1934 yılında kendisi ve bazı talebeleri Eskişehir’de tutuklandı. Eskişehir ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararla kendisi ve bazı talebeleri 11 ay hapis ve Kastamonu’da mecburi ikamet cezası aldı. 1935 senesinde yargılama süresi 11 ayı geçtiği için tahliye oldu bazı talebeleri ise zaten beraat etmişti. [53]1943 yılında Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nde Said Nursi ve öğrencilerinden oluşan 126 kişi yargılandı. Mahkeme 16/6/1944 tarih ve 199/136 sayılı beraet kararı ile neticelendi. Temyiz mahkemesi beraet kararını 30/12/1944 tarihinde onayladı.[54] 1948 yılında siyasi amaçlı dernek kurma suçundan Afyon’da 20 ay hapis cezası aldı. Bazı kaynaklara göre[55] bu cezası temyiz edilerek bozulmuştu bazı kaynaklara göre ise 1950 yılında çıkarılan genel aftan yararlanarak serbest kalmıştı.[56] Cumhuriyete ve çağdaş rejime karşı olduğu, siyasi amaçlı dernek kurduğu ve benzeri iddialar ile sırasıyla önce Isparta yakınlarında Barla adında bir köye sürüldü, ardından Eskişehir (1935), Kastamonu (1936), Denizli (1943) ve Emirdağ’a (1945) sürüldü. Risale-i Nur Külliyatı adı altında topladığı eserleri kaleme aldı. 23 Mart 1960 yılında Şanlıurfa’da vefat etti. Cenazesi önce Şanlıurfa Halil-ür Rahman dergâhına defnedildi. Daha sonra 1960 darbe yönetimince mezarı yıktırılarak, na’şı bilinmeyen bir yere taşındı. 2006 yılında halka açılan Yassıada arşivleri arasında Said Nursi’ nin defin tutanağı da bulundu. Tutanağa göre Said Nursi’nin na’şı Isparta şehir mezarlığına nakledilmişti.[57]

Fikirleri [değiştir]İnançsız Fikirlerle Mücadele
Said Nursî bir eserinde kendi hayat tarzını şöyle özetlemiştir: “Kur’ân-ı Hakîm mürşidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, rehberimizdir.”…. Bu bakış açısına göre insan, Allah’ı ve İslamiyet’i tanımak ve O’na iman ve ibadet etmek için yaratılmıştır. İlim, meşruiyet, hürriyet, dürüstlük, ümit, çalışmak, sebat gibi faziletler ise, İslam çerçevesi içinde insanın hayatına anlam veren değerlerdir. Ona göre bunlar hem dünya, hem de âhiret saadeti açısından insanın olmazsa olmaz gerçekleridir. Bu fikirleri sebebiyle 6000 sayfa veya daha fazla olan eserlerini din, iman ve fazilet üzerinde yoğunlaştırır. Said Nursî, inançsız insanlara ve din dışı fikirlere özellikle dikkat çekmiş ve talebelerine ve insanlara bunlardan uzak durması ve mücadele etmesi hakkında devamlı telkinlerde bulunmuş ve yönlendirmiştir.

Doğu Anadolu’ya Medrese kurma fikri
Eğitimin yeterince dine ağırlık vermediği konusundaki düşüncelerini Sultan Abdülhamid’e arz etmek üzere İstanbul’a gelmiş, selamlık töreninde belinde kaması ve yöresel kıyafetleri olduğu halde doğuda Kürtçe tedrisat yapacak bir medrese kurulması isteğini Sultan Abdülhamid’e iletmişti. İlk önce eylemi nedeniyle derdest edilip hapse atıldı daha sonra Toptaşı Akıl Hastalıkları Hastahanesine kaldırıldı ve burada 3 ay yattı.[58][59] [60] Aynı teklifi daha sonra Sultan Reşad’a götürmüş, Doğu Anadolu’da Medresetü’z-Zehra adında hem dinî hem de müspet yani pozitif ilimlerin okutulmasını düşündüğü bir medrese kurmak için hazineden ödenek ayrılmasını önermiştir. İsteği Sultan Reşad tarafından onaylanan Said Nursi’ye, üniversiteyi kurması için hazineden 19 bin altın ödenek verilmiştir. [61] Bu ödenekle Van / Edremit’te göl kenarında üniversitenin temeli atılmış fakat 1. Dünya savaşının patlak vermesiyle bu girişim geri kalmıştır. 1. Dünya savaşı ve milli mücadele bittikten sonra kurulan yeni hükümete bu isteğini tekrarlamış ve teklifi içlerinde Mustafa Kemal’in de bulunduğu 163 millet vekilinin imzasıyla kabul edilmiştir. [62] Bu kez Said Nursi’ye Şark Üniversitesi’ni kurması için 150 bin banknot ödenek tahsis edilmiştir. Fakat daha sonra medreselerin kapatılması ile bu çalışma bir kez daha atıl kalmıştır.

Esaret, Hürriyet ve İman hakkındaki fikirleri
“Ben ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam. İman ne kadar gelişirse hürriyet de o kadar parlar. İşte asr-ı saadet!” sözleriyle dini ve milli hürriyete dair görüşlerini ifade etmiştir.Birinci Dünya Savaşında esir düşerek iki buçuk yıl Rusya’da esaret hayatı yaşamıştır. Daha sonra İstanbul’un işgalinde işgalci güçlere karşı mücadele ederek ilim adamlarını ve halkı uyarmıştır. 25 Eylül 1919 tarihinde Teâli-i İslâm Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Müderrisîn) üye oldu. Üyesi bulunduğu cemiyetin, 26 Eylül 1919 tarihinde İstanbul’da yayınlanan İkdam gazetesinde de yayınlanan Kuva-yı Milliye ve Kurtuluş Savaşı aleyhinde beyannamesini derneğin azası olmasına rağmen, “İşgal altındaki bir yerde bulunan sorumluların verdiği fetva irade özgürlüğü bulunmadığı için mualleldir(sakat ve tutarsızdır)” gerekçesiyle karşı çıkmıştır. 1922 yılının sonunda Mustafa Kemal’in ısrarlı daveti [63] üzerine Ankara’ya gelmiş ve daha sonra mebuslara hitaben bir bildiri yayınlayarak yeni Türkiye’nin şekillenmesinde dini dinamiklerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etmiştir.

Hayatını üç döneme ayırmıştır: Doğumundan Risale-i Nur’u telif etmeye başlama tarihi olan 1926 yılına kadarki hayatını Eski Said, bu tarihten 1950′ye kadar olan kısmını Yeni Said, 1950′den sonraki hayatını da Üçüncü Said diye adlandırmıştır. Bu ayrımları fikri bir değişiklik değil metod değişikliği olarak tanımlamıştır. Divan-ı Harbi Örfi isimli eserinde bu konuyu şu şekilde açıklamıştır:

Gazetelerde neşrettiğim umum makalatımdaki umum hakaikte nihayet derecede musırrım. Şayet zaman-ı mazi canibinden, Asr-ı Saadet mahkemesinden adaletname-i şeriatla davet olunsam, neşrettiğim hakaikı aynen ibraz edeceğim; olsa olsa, o zamanın ilcaatının modasına göre bir libas giydireceğim.Şayet müstakbel tarafından üç yüz sene sonraki tenkidat-ı ukala mahkemeşinden tarih celbnamesiyle celb olunsam, yine bu hakîkatleri tevessü’ ve inbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamalamakla beraber, taze olarak orada da göstereceğim. Demek, Hakîkat tahavvül etmez; hakîkat haktır. [64]
İttihad ve Terakki Fırkası hakkında;
“Herkesin şevkini kıran ve neş’esini kaçıran ve ağrazlar ve taraftarlıklar hissini uyandıran ve sebeb-i tefrika olan ırkçılık cem’iyat-ı avamiyeyi teşkiline sebebiyet veren ve ismi meşrutiyet ve manası istibdad olan ve “İttihad ve Terakki” ismini de lekedar eden buradaki şube-i müstebidaneye muhalefet ettim.
Herkesin bir fikri var. İşte sulh-u umumî, aff-ı umumî ve ref’-i imtiyaz lâzım. Tâ ki biri bir imtiyaz ile, başkasına haşerat nazarıyla bakmakla nifak çıkmasın.” [65]

Tartışmalar [değiştir]Ana madde: Said Nursî hakkındaki tartışmalar
Said Nursi ve eserleri hakkında çeşitli tartışmalar meydana gelmiştir. Gerek eserlerindeki imani, sosyal ve siyasi konulardaki yaklaşımı; gerekse eğitimini ve bilgisini ilgilendiren konularda farklı yorumlar ve karşıt fikirler söz konusu olmuştur. Fethullah Gülen İddianamesi’nde adı geçen ve Risale-i Nur’un eleştirildiği Nurculuk Hakkında isimli eserde [66] [67], risalelerin içeriğinin “müslümanlık esaslarına göre dini ve ilmi kıymeti olmadığı” ifade edilmiştir. Risale-i Nur’un ilhamla yazıldığı, müellifince gaybden ihtarlar alındığı, Kuran tefsirine “mananın tahammül edemeyeceği tarzda batıni ve indi manalar” verildiği eleştirilerini ortaya çıkarmıştır. Her ne kadar ilham kavramı özellikle tasavvuf literatürü içerisinde İslam yazınında kendisine yer bulmuş olsa da, Kur’an’da bariz bir şekilde yer almamaktadır. Bu gibi tartışmalar günümüzde de yazılı ve görsel yayın organları aracılığıyla devam etmektedir. Çeşitli suç unsuru iddiaları mahkemelere yansımış olsa da Said Nursi’nin yaptıkları, söyledikleri ve eserlerinde bir suç unsuru olmadığı mahkemeler ve resmi raporlar ile ortaya konmuştur. Nitekim, Atatürk’e hakaret, bölücülük, halkı isyana teşvik etmek, şeriat devleti kurmak gibi konulardan açılan davalardan beraat etmiştir.

Örnek olarak resmi kaynaklardan; Diyanet İşleri Başkanlığının 2.7.1963 tarih, 18746 sa­yılı yazı­sında, Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulu’nun 29.6.1963 tarih, 326 sayılı kararında, Nurcuuğun bir tarikat veya yeni bir mezhep olmayıp Said Nursi isimli bir kişinin dinsizlik akımına karşı Kuran ayetlerini ele alarak yazdığı eserlere maledilen bir akım olduğu bildirilmiştir.

Mahkeme kararları [değiştir]Risale-i Nur’un herhangi bir suç unsuru içerip içermediği tartışma konusu olmuştur. Bununla birlikte, mahkeme kararlarında Risale-i Nur’da herhangi bir kanun ihlali olmadığı ifade edilmiştir. Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin Risale-i Nur hakkındaki en son kararlarından olan 20 Kasım 1984 tarihli karar metni aşağıdaki gibidir:

“Said Nursi’nin yazdığı Risale-i Nur kitaplarının incelenmesinde gerek T.C.K. 161-163,311 ve 312. maddelerini ihlal eder bir durum mevcut olmadığı gibi, 1353 sayılı, 677 sayılı ve 6187 sayılı kanunları da ihlal eder bir husus tespit edilemediği anlaşılmış bulunduğundan Risale-i Nur Külliyatı hakkında soruşturma yapılmasına mahal olmadığına karar verildi.” (İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Basın Bürosu,1984/558-Karar No:1984/173 sayı ve 20 Kasım 1984)

Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1956 yılında almış olduğu karar metni:

“Diyanet İşleri Müşavere Kurulu’nun 23/5/1956 gün ve sayısız ehl-i vukuf raporuna istinaden Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’nce Bediüzzaman Said Nursi’nin kitap ve evraklarının kanuni mevzuata muhalif siyasi ve idari hiç bir mahzuru görülmemiş olmakla, sözü geçen eserler 23/6/1956 gün, 954/278 esas ve 955/218 karar sayılı ve kaziye-i muhkeme haline gelen beraet karariyle ve yine Isparta Sorgu Hakimliği’nin 11/9/1956 gün, 954/28 esas ve 1956/65 karar sayılı ve aynen kazıye-i muhkeme haline gelen men-i muhakeme karariyle bilumum Nur Risaleleri sahiplerine iade edilmiştir.”

Kronoloji [değiştir]1878 – Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesinin Nurs Köyünde dünyaya geldi.
1888 – Medrese eğitimini tamamladı.
1894 – Van’a giderek orada coğrafya, matematik, jeoloji, fizik ve kimya gibi müsbet ilimleri öğrenmeye başladı. Kendisine Bediüzzaman lâkabı verildi (Hadisesi ise şöyleydi: Molla Fethullâh ismindeki alim Said Nursi’ye çalışmalarındaki üstün başarıyı ve zekasına şahit olunca Hafıza gücünü de test etmek istedi. Makamat-ı Haririye ismindeki çok karmaşık ifadeleri olan eserin iki satırını iki sefer okuyup ezberlemesini istedi. Said Nursi de tam sayfayı bir kez okuyup ezberledi. Molla Fethullah iyice şaşırarak “Zeka ile hıfzın ifrat derecede bir kimsede tecemmuu nadirdir” dedi. Ve bu ancak asrın Bediüzzamanı yapabilir dedi. Bu onun için lakap oldu.).[68]
1907 – Toptaşı akıl hastalıkları hastanesine yatırıldı. [69]
1907 – Eğitimle ilgili islam ve bilimi eksen alan projelerini padişaha sunmak üzere İstanbul’a geldi. Van’da kurmayı planladığı Medresetü’z Zehra padişah tarafından kabul gördü ve ödenek ayrıldı.
1909 – İttihad-ı Muhammedi Fırkası (Fırka-i Muhammediye)kuruluşunda kurucu üye olarak yer aldı.
1909 – 31 Mart Olayı sebebiyle Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı. Beraat etti.
1911 – Şam, Emevîye Camii’nde büyük bir hutbe okudu. Bu hutbe daha sonra Hutbe-i Şamiye adıyla kitaplaştırıldı. Münâzarat ve Muhakemât gibi eserlerini telif etti.
1915 – Birinci Dünya Savaşı’na katıldı.
1916 – Bitlis savunması esnasında yaralanarak Ruslara esir düştü.
1918 – İki buçuk yıl süren esaretten, bir Rus askerin yardımıyla firar etti. İstanbul’a geldi. Devrin tek İslâm Akademisi olan “Dar-ül Hikmet-ül İslamiye”ye üye oldu.
1919 – 19 Ocak 1919’da Mustafa Sabri, İskilipli Mehmet Atıf Hoca, Ermenekli Saffet efendi gibi din ve eğitimcilerle birlikte daha sonra Teâli-i İslâm Cemiyeti adını alacak Müderrisler Cemiyeti’nin (Cemiyet-i Müderrisîn) kuruluşuna üye olarak katıldı.
1919 – Mesnevî-i Nuriye adlı eserini yazmaya başladı.
1920 – İstanbul’un İngilizler tarafından işgali üzerine Hutuvât-ı Sitte adlı bir eser yayınladı. Bu eser yüzünden işgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi.
1922 – Zaferden sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara’ya TBMM’ye dâvet edildi. Burada mebuslara hitaben hazırladığı on maddelik beyannamede İslam değerlerine sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. [70]
1923 – Ankara’yı terkederek talebe yetiştirerek münzevi bir yaşam sürmek üzere Van’a yerleşti. Öğrencilerine ders vermeye başladı. Erek Dağı’nda iki senesini geçirdi.
1925 – Şeyh Said İsyanı’ndan sonra Burdur’a sürüldü ve Burada Nur’un İlk Kapısı isimli eserini yazdı.
1926 – Barla’ya sürüldü. Burada Risale-i Nur’u telife başladı. Sözler ve Mektubat’ın tamamı, Lemalar’ın da büyük bölümünü burada yazdı.
1934 – Barla’dan Isparta’ya sürüldü.
1935 – “Gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak” iddiasıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dâvâ açıldı ve mahkeme neticesinde Tesettür Risalesi’nden dolayı on bir ay, on altı öğrencisi de altı ay hapse mahkum edildi. Eskişehir Hapishanesinde tutuklu kaldı ve orada tecrid altında tutuldu. [71]
1936 – Hapis cezasının bitiminden sonra 7 yıllığına Kastamonu’ya sürüldü.
1943 – 126 talebesiyle birlikte tekrar “rejimin temel düzenini yıkmak” suçundan tutuklanarak Denizli Hapishanesine sevk edildi. 9 ay tutuklu kaldı. Beraat etti.
1944 – 9 aydan sonra Emirdağ’a götürüldü ve burada zorunlu ikâmete mahkum edildi.
1948 – Aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak 54 talebesiyle birlikte Afyon Hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık 20 ay hapiste kaldı. Buradan tekrar Emirdağ’a götürüldü.
1952 – Gençlik Rehberi eseri hakkında açılan dava münasebetiyle İstanbul’a geldi ve bu davadan beraat etti.
1953 – Emirdağ’a döndü. İkinci defa İstanbul’a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta’da geçti.
23 Mart 1960 – Şanlıurfa’da vefat etti. Urfa Halil-ur Rahman Derhahı’na defnedildi.
12 Temmuz 1960 – 27 Mayıs ihtilali sonrasında hükümetin emriyle mezarı yıktırıldı. Na’şı Ispartaya nakledildi, Isparta şehir mezarlığına defnedildi.[72] [73]

Ayrıca bakınız [değiştir] Vikisöz’de
Said Nursî ile ilgili özlü sözler bulunur.
Risale-i Nur
Nur Cemaati
Fethullah Gülen

Kaynakça [değiştir]^ Said Nursi’nin, Said Kürdi ifadesi hakkında Risale-i Nur külliyatındaki ifadesi
^ Said Nursi’nin imzasının (isminin bulunduğu bir mektubu
^ Köprü dergisinde doğum tarihiyle ilgili makale
^ “Bediüzzaman: Bir Ümit Süvarisi.” Ailem – Zaman gazetesi eki. s. 9. URL erişim tarihi: 3 Haziran 2008.
^ Said Nursi, Şualar – On Dördüncü Şua s.426
^ Lem’alar – 8.Lem’a – Envar Neşriyat s.49
^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı – Isparta Hayatı – Envar Neşriyat s.525
^ Said Nursi, Şualar – On Dördüncü Şua s.340
^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı – Isparta Hayatı – Envar Neşriyat s.527
^ Risale-i Nur Külliyatı, Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı
^ Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Germany 1994, s. 68.
^ Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Reçeteler, İstanbul 1990, C.1, s. 10.
^ Bediüzzaman Tarihçesi, Abdurrahman, İstanbul 1919, s.10-12
^ Sikke-i Tasdik-i Gaybi Osmanlıca, s.62
^ http://arsiv.sabah.com.tr/2004/12/12/gnd109.html
^ 4. Sadık Albayrak, Son Devrin İslam Akademisi, İstanbul 1972, s. 198.
^ Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk Enstitüsü, Said Nursi biyografisi
^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 38
^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 30
^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 41
^ Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Reçeteler, İstanbul 1990, C.1, s. 23
^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C.1, s.76
^ Emre Aköz, Sabah, 2004
^ Said Nursi, Emirdağ Lahikası, s.229
^ Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s.41
^ Horhor Medresesi’nin varlığı hakkında
^ Horhor Medresesi hakkında
^ Horhor Medresesi
^ Abdurrahman Nursi, Bediüzzaman’ın Hayatı, 1993, s. 45
^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, 1990, C.1, s. 142
^ Bediüzzaman Said Nursi, Asar-ı Bediyyât, s.331.
^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 45
^ Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları
^ Tarihçe-i Hayat – İlk Hayatı
^ Tarihçe-i Hayat – İlk Hayatı
^ Tempo Dergisi, 8 Nisan 2003
^ Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları
^ haber5 internet sitesi, Taha Kurutlu
^ Latif Salihoğlu, Yeni Asya, Teşkilât-ı Mahsusa yalancıları
^ Mevzuat Dergisi, 1998-08-02
^ Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler
^ F.Gülen Davası, Savcılık iddianamesi, Nurculuğu Tarihsel Gelişimi
^ Kürtçülük, 1787-1923, Bilal Şimşir
^ Mustafa Nezihi Polat, Mülâkat, Erzurum 1964, s. 30-34
^ Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, İstanbul 1979, s. 214-216.
^ Yanlış tanıtılmaya çalışılan bir dahi:Said Nursi, Ahmet Akgündüz
^ Tunaya, Tarık Zafer, Türkiye’de Siyasal Partiler, Hürriyet Vakfı Yay., İstanbul, 1988, cilt 2, s.182.
^ Köprü Dergisi, 72. Sayı, İslâm’ın Siyasallaşma Sürecinde Cemiyet-i Müderrisin’den Teâli-i İslâm’a
^ Vahdettin, M.Kemal ve Milli Mücadele, yalanlar, yanlışlar ve yutturmacalar
^ Din Işığı Altında Nurculuğun İçyüzü, Faruk Güventürk, Okat Yayınevi, İstanbul 1964.
^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=5722 – Beyanat ve Tenvirler s.19
^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=5722 – Osmanlıca teksir Asa-yı Mûsa , s. 250
^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C.2, s. 832
^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=4432 – Said Nursi – Tarihçe-i Hayatı – Denizli Hayatı s.350
^ Risale-i Nur Enstitüsü, Said Nursi biyografi
^ Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk Enstitüsü
^ http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=25249 – Aksiyon dergisi’nin Yassıada Arşivler Hakkındaki haberi
^ Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları
^ Risale-i nur enstitüsü, tımarhaneye atılması
^ Türkeli dergisi, Ocak 2005 s.106
^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=4175 – Tarihçe-i Hayat – İlk Hayatı s.93
^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3861 – Emirdağ Lâhikası s.439
^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=4206 – Said Nursi Tarihçe-i Hayatı – İlk Hayatı
^ Divan-ı Harb-i Örfi, İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi, s.50, Yeni Asya Neşriyat
^ Divan-ı Harb-i Örfi s.32, Envar Neşriyat
^ (1964) Nurculuk Hakkında. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı.
^ Fethullah Gülen Savcılık İddianamesi
^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 41
^ [Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Said Nursî, Yeni Asya Yayınları, 1974]
^ TBMM Zabıt Ceridesi’nin 9 Kasım 1338/1922 Perşembe tarihli nüshası
^ Mevzuat Dergisi, Sayı:8, Ağustos 1998
^ Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivi “13311/22/32″ nolu belge
^ http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=25249

Dış bağlantılar [değiştir]Risale Forum
Said Nursi.de Portal
Cenazesi denize atıldı iddiası
Talebeleri, naaşını askerden gizli Davraz Dağı’na gömdüler iddiası
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Hareketi ile ilgili doktora tezi çalışmaları
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Hareketi ile ilgili lisans tezi çalışmaları
Bediüzzaman Said Nursi Hayatı ve Gayesi İle İlgili Bir Çalışma: Gönüller Senin Mezarın
Selsus.Com Said Nursi Biyografisi
Risale-i Nur Enstitüsü
Boğaziçi Üniversitesi, Kim Kimdir, Said Nursi
‘Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye’deki tarikatlar ve dini akımlarla ilgili hazırladığı rapor’ haberi
Said Nursi ve Risale-i Nur konulu çalışmalar, olaylar
Sabah gazetesinden Emre Aköz’ün 2004′deki yazı dizisi
“http://tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nurs%C3%AE”‘dan alındı

doğrucudavut
09 July 2008 - 8:56 pm

SAİD NURSİ nin KÜRTÇÜLÜĞÜ İFTİRASINA CEVAPTIR :

Türk’e kılıç çektirmem

Şeyh Said destek istediğinde, Said Nursi şöyle demişti: “Türk milleti asırlarca İslam’ın bayraktarlığını yapmıştır. Onlara karşı kılıç çekilmesine izin vermem..

Said Nursi 1923′ün mayıs ayında sadece Ankara’yı değil eski yaşamını da geride bırakarak Van’a gelmişti. Artık yeni bir Said olacaktı. İki yıl boyunca yazları Van’ın Çoravanis köyünde ve Erek dağındaki bir manastır harabesinde geçirdi. Kış aylarında Van’da oturan kardeşi Abdülmecid’in yanına gidiyordu. Kendini dini düşünceye ve derslerine vakfetmişti. Savaş arkadaşı Ali Çavuş ve Molla Hamid ona hem talebelik ediyor, hem de yardımcı oluyordu.

SİYASET YAKASINI BIRAKMADI
Molla Hamid o günlerle ilgili anılarını anlatırken birkaç ilginç noktaya değinmiştir. Mesela bir keresinde hocası şöyle demişti: “İstanbul’dayken arkadaşlarım beni takip etmiş. ‘Bakalım söylediği gibi mi davranıyor’ diye… Sonunda benim özü sözü bir insan olduğumu anlamışlar. İstanbul’da onca sene kaldım, bir kere dahi kadınlara bakmadım.” Bir başka gün ise Van gölündeki Akdamar adasına uzun uzun bakmış ve kendinden emin bir biçimde, “Şu adada 10 yıl boyunca 50 talebe yetiştirsem, İslam’ı bütün dünyaya yayabilirim” demişti. Bu iki olayı birbirine bağladığımızda şunu görüyoruz: Said Nursi dünyevi zevklerden uzak durarak, bütün enerjisini kendi İslam yorumuna verecekti. Zaten öyle de oldu. Said Nursi içine kapanmıştı ama tarih devam ediyordu. 3 Mart 1924′te Hilafet kaldırılmıştı. Din yerine milliyetçiliği öne çıkaran, laikliğe doğru ilerleyen yeni rejim Kürt grupların hoşuna gitmiyordu. İsyan hazırlıkları vardı. Günün birinde Kürt aşiret ağalarından, zamanında İkinci Abdülhamid’in kurduğu Hamidiye Alayları’nda görev yapmış olan Kör Hüseyin Paşa kapısını çaldı.

“TÜRK İLE KÜRT KARDEŞTİR”
Said Nursi’ye para getirmişti. “Adamlar ve silahlar hazır; emrini bekliyoruz” diyordu. Niçin? “Mustafa Kemal ile savaşmak için!” Bediüzzaman köpürmüştü: “Asker vatanın evladıdır. Senin benim akrabamdır. Müslüman Müslüman’a silah çeker mi?” Kör Hüseyin Paşa fena halde bozulmuştu. “İtibarımı beş para ettin” diye söyleniyordu. Said Nursi geri adım atmıyordu: “Kullar arasında beş para ol. Allah katında makbul ol.” Ayaklanmaya hazırlanan Kürt gruplar Said Nursi’nin manevi gücünü arkalarına almak istiyordu. Derken Şeyh Said’den bir mektup geldi. Özetle “İsyanımızda bize yardım edin” diyordu. Said Nursi yine bir mektupla ona cevap verdi: “Türk milleti asırlardan beri İslam’ın bayraktarlığını yapmıştır. Bu yolda çok şehit vermiştir. Böyle bir milletin torununa kılıç çekilmez. Biz Müslümanız. Türk-Kürt birdir, kardeştir. Bizim asıl büyük düşmanımız cehalettir. Teşebbüsünüz bir işe yaramaz. Olan masum insanlara olur.” Tabii Şeyh Said, adaşına kulak asmadı. Dini temalarla, Ağlasun Çeltikçi İstanbul Isparta Ankara Yakaören temalarla, Kürtçülük temalarının iç içe geçtiği ayaklanma 13 Şubat 1925′te başladı. Asiler Elazığ kentini ele geçirdi. Ardından Diyarbakır’a doğru indiler. Ankara hükümeti olayın ‘yerel’ olduğunu düşünüyordu. Ancak isyan yayıldı. Bunun üzerine Fethi Okyar başbakanlıktan gitti, yerine İsmet İnönü geldi. Takrir- i SükKanunu devreye girdi. Devlet bir yandan bütün

gücüyle Şeyh Said’in üstüne giderken, diğer yandan ülkenin diğer bölgelerindeki, özellikle de İstanbul’daki muhalefeti susturdu. Sonuçta Şeyh Said yakalandı ve idam edildi. Said Nursi açısından tarih tekerrür ediyordu. Hem Kürt’tü, hem de din adamı. Aynı 31 Mart’taki gibi, değil isyana katılmak, tersine engellemeye çalışmasına rağmen hükümetin kararı ona da uygulandı: Diğer Kürt ileri gelenleri gibi o da Batı’ya gönderilecekti. 1926′nın şubat ayında askerlerin eşliğinde yola çıktı. Önce Erzurum’a, sonra da Trabzon’a geldiler. Gemi ile İstanbul’a vardılar. Said Nursi bir süre İstanbul’da kaldı. Sonra tekrar gemiye binip İzmir’e, ardından da Antalya’ya ulaştı. Yedi ayı burada yaşadı. Ardından Burdur’a götürüldü.

MAREŞAL KORUMAYA ÇALIŞTI
Bu dönemde Said Nursi siyasetten uzaktı. Sadece okuyor, düşünüyor, ibadet ediyor ve dersler veriyordu. Ancak bu kadarı da yönetimde rahatsızlık uyandırıyordu. Mesela Burdur valisi, Bediüzzaman’ı Mareşal Fevzi Çakmak’a şikâyet etmişti: “Bizi dinlemiyor, din dersleri veriyor.” Mareşal “Ona ilişmeyin, bir zararı olmaz” demişti ama devletin kuşkusu devam etmekteydi. Sonunda Said Nursi, Burdur’dan alındı ve Isparta’nın Eğirdir ilçesine götürüldü. Burada jandarma eşliğinde Eğirdir gölü yelkenli bir kayıkla geçildi ve Barla’ya ulaşıldı. Bediüzzaman, Barla’ya vardığında bir elinde içinde çay demliği, iki üç bardak, bir seccade bulunan bir sepet; diğer elinde ise bir Kuran vardı. Bir de parmağında gümüş yüzük… Tüm eşyası bundan ibaretti. Artık zorunlu olarak burada oturacaktı. Takvimler 1927′nin mart ayını gösteriyordu. Barla’da, Said Nursi’ye bağlı olan kişilerden biri de marangoz Mustafa Çavuş’tu. Bediüzzaman için bir ağacın üstüne küçücük bir kulübe yaptı. Said Nursi burada hem ibadet ediyor, hem de tefekküre dalıyordu. Said Nursi yıllarca Barla’da kaldı. Fikirlerini kah kendi kaleme alıyor, kah Şamlı Hafız Tevfik, Hafız Halit, Muallim Galip Bey gibi talebelerine yazdırıyordu. Önce ‘Sözler’ isimli kitabını tamamladı. Ve ilk kez çalışmalarına ‘Risale-i Nur’ adını koydu. (Ara notu: Risale kelimesinin iki anlamı vardır: 1. Mektup, 2. Küçük kitap. Her iki anlam da bu yazılar için geçerlidir. Çünkü Said Nursi sadece ‘kitap’ değil, ‘mektup’lar da yazmıştır ve külliyata tümü dahildir.)

12 SAATTE 150 SAYFALIK KİTAP
Risale-i Nur’un yazılış süreci de ilginçti. Mesela Hz. Muhammed’in ortaya koyduğu ‘mucize’yi anlattığı 19′uncu Mektup, 12 saatte yazılmıştı. Said Nursi talebeleriyle birlikte dağda bayırda dolaşıyordu. Yağmur yağdığında bir şemsiyenin altına sığınıyorlardı. Hoca söylüyor, talebeleri bunu kayda geçiriyordu. Bediüzzaman sıra dışı hafızasıyla, hiçbir kitaba başvurmadan ‘alıntıları’ belleğinden yazdırıyordu. Böylece ortaya 150 sayfalık bir kitap çıkmıştı. Daha sonra Said Nursi yazılanları okuyup düzeltiyordu. Ayrıca kendisine gönderilen mektuplarda sorular oluyordu. Said Nursi bunlara da cevap veriyordu. Böylece Barla’da, bugün ‘Nur Hareketi’ diyeceğimiz oluşum başlamış oldu.
Emre AKÖZ- Nevzat ATAL

TÜRKİYE
10 July 2008 - 10:14 am

said nursi’nin yazdıkları risale-i nur adı altında derlenerek yayınlanmıştır. bunlar said nursi’nin başlattığı nurculuk tarikatının temel kaynaklarını oluşturmuştur. said nursi, kuran’ın çeşitli ayetlerinde risale-i nurların haber verildiği kanısındadır.
said nursi risale-i nurları kuran ile eşdeğerli veya onun benzeri bir kaynak olarak belirlemektedir. risale-i nur’un said nursi’ye allah tarafından verildiği ileri sürülmektedir. oysa, islam’da tanrı tarafından verildiğine inanılan kutsal kitapların sonuncusu kuran’dır ve islam’ın peygamberine verilmiştir.

said nursi’ye göre “kuran’ı kerim’in ruhu, risale-i nur’un cesedine girmiştir.”* ve “risale-i nur kuran’ın bir aynasıdır.”* risale-i nurlar hakkında ortaya konulan bu değerlendirmelerin, tanrı kelamı olan kuran’a eşit veya ortak olan bir bir başka şeyin varlığına inanmak anlamına geldiği açıktır. böylece, peygambere ve kuran’a şirk koşulmuş yani islamiyet’in en büyük günah saydığı bir fiil işlenmiş olmaktadır.

şerif mardinin said nursi hakkında 1989 yılında amerika’da ingilizce olarak çıkardığı ve 1992 yılında türkçe’ye çevirilen kitap* akıllara ziyan bir kitaptır. birçok insan bu kitabın birileri tarafından “ısmarlanarak” şerif mardin’e yazdırıldığını düşünmektedir.

kitapta şerif mardin said nursi’den hayranlıkla bahseder. hatta şerif mardin said nursi’nin bazı kerametlerini bile anlatır. kitabı okurken çok açık bir biçimde bir nurcunun kitabının okunduğu izlenimine varılabilir.

şerif mardin, din ve siyaset, adlı kitabında laikleştirici reformları “kişiyi söndüren islami ahlak ve emirler” karşısında ve “batı toplumunun özgürlükçü ve yaratıcı kimliğine” ulaşmanın yolu olarak görmekteyken, atatürk’e “günahkar”, “süfyan”, “nefreti ammeye layık adam”, “deccal”, “islamın en büyük fitne-i diniyelerinden biri…” demiş bir adamın düşüncelerine bu kadar saygı duyması çelişki değildir de nedir?

said nursi eylem çizgisinin tümü boyunca egemenlerle işbirliği içinde olmaya büyük özen göstermiş ve amaçlarını gerçekleştirmede esas olarak egemen konumda olanlardan sağlayacağı desteğe güvenmiştir.
1890′larda van valisinin yanındadır.
egemenlerle işbirliğine gösterdiği özen, 1913′te bitlis’te patlak veren bir isyanı bastırarak güçlerini kanıtlamalarından hemen sonra jön türklerin gizli servisine katılmasında açıkça görülür.
1950′den sonra iktidara geçen demokrat parti yöneticileriyle omuz omuzadır.
1960′da ölümünden sonra izleyicilerinin mspyi değil de egemen güçlerin partisi niteliğini taşıyan apyi desteklemiş olmaları da daima egemen çizgi doğrultusunda belirmiş olan temel yönelişinin bir uzantısı gibidir. bu desteğin 12 eylül’den sonra büyük ölçüde özal’a ve çiller’e kaydığı bilinmektedir.

doğrucudavut
10 July 2008 - 8:20 pm

said nursi… yaşadığı dönemde , karşıt çağdaşları tarafından dışlandı. mahkeme mahkeme , celse celse gezdi… sürgünler , hapisler gördü… defalarca ve defalarca İFTİRALARA uğradı… kendisine atılan iftiraların haddi hesabı yok… yaşarken iftira atıldığı gibi vefatının ardından da iftiralar devam etti. hala da devam ediyor. şunu biliyorum ki , toplumumuzun hassas değerlerini ve terbiyesini gerçekten alarak yaşantısına aksettiren BİR ANADOLU EVLADI VEFAAT EDEN KİŞİNİN ARDINDAN VEYA YANINDA MUHATABI OLARAK BULUNMAYIP KENDİSİNİ SAVUNMA DURUMUNDA BULUNAMAYAN KİŞİNİN ARDINDAN KONUŞMAZ… KONUŞMAMASI GEREKİR. sana mı kaldı ahkam kesmek ? hayatın bpyunca bu milletin menfaatine olacağını düşünüp de milyonlarca kişinin hayatını etkileyebilecek hangi işi yaptın? kendi düşünce tarzına yönelik hangi mücadelelerde bulundun? mücadelende ayağına kaç kere diken battı? laf salatasını kes , MASUMLARA İFTİRA ATIP DURMA…iftiralarına dayanak olarak da o kutsal ismi kendine rumuz olarak kullanma…

cevizkabuu
11 July 2008 - 5:14 pm

” türkiye ” rumuzunu kullanma cesaretini kendinde bulan kişilik… öncelikle doğrucu davut arkadaşın dikkat çektiği üzere kullanma cesareti gösterdiğin nickten ötürü ( muhammed ismini mehmete çeviren yüce milletimizin bu konudaki duyarlılığına sebeb olan düşüncenin aynısından dolayı) seni kınıyorum… ikincisi , iki gün geçti sana sorduğum KAYNAK mevzusunu hala cevaplamadın… milyonların önünde rahat rahat iftira salladığın vakit , milyonların hayranlığını ve rabıtasını kazanmış kişilerle alakalı söylediğin şeyler sana hiç bir ŞÖHRET kazandırmaz. ayrıca insanlar sana KAYNAK sorarlarsa hazırlıklı olman gerekir… ikinci olarak da bu sbebpten dolayı seni kınyorum… sallarken dikkatli ol…

sinan525
28 August 2008 - 8:12 am

Allah bu belgeseli yapandanda buraya ekleyendende razı olsun kendi forum siteme ekledim

birol
30 August 2008 - 5:47 am

yukarIDA Kİ BAZI YAZILARI HAYRETLE OKUDUM. İNSAN BU KADAR YALANI NASIL BİR ARAYA GETİREBİLİR. DİYE. BEDİÜZZAMAN HAKKINDA ATIP TUTANLAR ONUN ESERLERİNİ HİÇ OKUMAMIŞLAR BELLİ. BİRİLERİN SÖYLEDİKLERİNE BALIKLAMA DALMIŞLAR. BELKİ 100 MEKTUBUNU OKUMUŞUM DER Kİ. BİR MÜSLÜMA TÜRK KARDEŞİMİ 1000 TANE DİNİNİ YAŞAMAYAN KÜRT KARDEŞİME DEĞİŞMEM. BU İNSAN NASIL KÜRTÇÜ OLABİLİR. YİNE DER Kİ. İSLAMIN BAYRAKTARLIĞINI YAPMIŞ ŞANLI TÜRK MİLLETİNİN AZİZ EVLATLARI….. AÇIN KASTAMONU VE EMİRDAĞ LAHİKALARINI KENDİNİZ OKUYUN. 3 – 5 SAYFADA BİR GÖRECEKSİNİZ. BU MEMLEKET VE İNSANLARI İÇİN ÖMRÜNÜ HEBA ETMİŞ BİR İNSANI ARAŞTIRMADAN ETMEDEN KAFANIZA GÖRE YARGILADIĞINIZI DÜŞÜNÜYOSUNUZ Dİ Mİ. İNSANLIK ONU DÜNYANIN EN ÇOK OKUNAN KİTAPLARINI YAZDIĞI İÇİN YARGILIYOR. İDEOLOJİLERİ BİR YANA BIRAKIN DA BİRAZ OKUYUN. ÇOOOOK FARKLI HİSSEDECEKSİNİZ. ONUN ESERLERİ MUAAZZAMDIR ARKADAŞLATR. SADECE OKUYUN.

ÖZÜRK
30 August 2008 - 8:28 pm

EMEYİ GECEN HERKEZDEN ALLAH RAZI OLSUN.BU TÜR OLAYLARI MEDYA KURULUŞLARINDA YAYINLAYA BİLSEK GÜZEL OLUR.İNSANLARIMIZI BİLİÇLENDİRESEK TANITSAK DAHA GÜZEL VE DOĞRU OLURLAR.ALLAHA EMANET OLUN.

Tamam S
02 September 2008 - 7:47 am

[...]

fırat
02 September 2008 - 7:20 pm

ulen keşke hristiyanlığı seçseymişiz köşeydik ne güsel.isimleri bile güsel george eva clara micheal angelina…bizimkilere bak ayşe fatma hayriye kazım feriştah…

özgür
06 September 2008 - 6:31 pm

LÜTFEN OKUYUN.ayşeutku’ya yorumları için teşekkür ederim(orta alanlarda)KİMSE BENİM YOĞURDUM EKŞİ DEMEZ.bunu unutmayın.Ve araştırma yaparken lütfen objektif olun ve olaylara tek yönlü bakmayın.ve tartışırken üslubunuza dikkat edin.ve size emre kongar’ın TARİHİMİZLE YÜZLEŞMEK adlı kitabını öneriyorum.(olaylara objektif yaklaştığı için)

ozan
07 October 2008 - 3:05 pm

adam 1925 yılında isyan cıkartiyor turkıye.ye karsi.sizde hazretleri,efendi diyorsunuz.su an ulkeyi bunların torunları yonetiyor.bunların hepsı vatan haini.said.in devami fettullah abd.de yasıyor guya turkıyeye sahip cıkıyormus.polıs teskilatını ele gecirmisler.her sene torpılleri gaztelere manset oluyor.bunların ve benzerlerinin belgeleselini koymayın.koyacaksaniz ataturk.ün,hz muhammet.in belgesellerini yasamlarını koyun sizden ricam

yeliz:D
08 October 2008 - 12:51 am

ARKADASLAR BENİM HİÇ BİR BİLGİM YOK EVLİYAĞMIDIR DEĞİLMİDİR HİÇ BİLMİYORUM BUNU İLK DEFA DUYUYORUM AMA Bİ KERE DAHA GÖRMÜŞTÜM

yeliz:D
08 October 2008 - 12:53 am

EYER VATAN HAİNİYSE YAZIKLAR OLSUN İZLEMEME GEREK YOK SAĞOL OZAN

saygısızlar
09 October 2008 - 10:40 am

yaa ne insanlar var sanki bu zatın hayatı okudunuzda yorum yapıyorsunuz bilmiyorsanız konuşmayın şeytan o söyletiyo bunları

yasin
09 October 2008 - 9:09 pm

s.a peygamber efendimiz hz. muhammed (sav) çocuklar onu taşladılar, o ne dedi peki düşünün… sen söyle yerle bir edelim dedi melekler… ama o hayır bilseler yapmazlardı… onun için arkadaşlar biz hz. muhammed(sav) ümmetiyiz… onun yolundan gidelim.. onun yolu en güzel yol:)::) islamiyete yararı olan tüm gelmiş ve geçmiş tüm insanlığa dua ve saygı ile… bizde peygamber efendimiz gibi hoşgörülü olalım… birgün bu kötü sözleri yazn arkadaşlarda anlarlar kim bilir… biz bize düşeni yapalım gerisini allah cc takdiri…

önder
28 October 2008 - 6:48 am

ne evliyası ya! mürtedin biri işte. İnsanları Allah’ın ipine sarılmaktan men edenlerden biri.hizbuşeytandandır, ne evliyası.

“inner recüle yühibbü kavmen”
-Adam dediğin Milletini sever.-
(Hz. Muhammed SAV)

erdemmm
29 October 2008 - 4:02 pm

bu belgeseli buraya koyandan allahh razı olsunn boyle önemli zat ları tanıyoruz seyenizde sa olun

koray
06 November 2008 - 3:30 am

arkadaşlarr bu saatte yaniii08:25 te bile yorum yapma gereği duyuyosam ve ben bir milliyetçi isem size ve yaptığınız yorumlara yürekten katılıyorum bu varsın iyi olsun varsın kötü olsun bilesiniz ki en iyi yücelten en kötü sözlerdir yaygaranın azı çoğu olmaz babında söylenen sözler güngelir kendisine döner bunun için kendinden başka dostun ve düşmanın olmasın derim sizlere böyle bir sitede muhabbeti hicaz etmemm gereklimi bilmiyorum aa sizler için özürdilerim kedimden bende sizdenn.. rumuz militan

AlparslanTürkeş
08 November 2008 - 3:41 pm

“Ben müslümanım kandırılabilirim ama kandırmam.”
Acımasızca eleştiri yapan arkadaşlar ve onlara cevap verenler.Ya siyasal islamcı cihad naraları atıp kızlarla sinemalarda gezersiniz.Yada Türklükte neymiş deyip milletini samimiyetle seven vatan severlere salyalarınızı akıtırsınız.Yada marks lenin Çe peşinde koşarak okuduğunuz kitaplardan ezberlediğiniz anekdotlarla kızları tavlayıp yıldızların altında özgürlük provaları yaparsınız.
Hazret yada değil üstad yada değil tarihi kişileri anlamak istemenin amacı fikri gelişmemizi tamamlamak ve nihayetinde insanlığa faydalı olmak ise hazret yada üstad olan okişilerin öncelikle eserlerine bakmamız gerekir.önce risale i Nuru okursun sonra çok merak ediyorsan yazarın bu eseri hangi şartlarda yazdığını hangi tarihi olayları yaşadığını araştırırsın.Ben şahsen Said i Nursi ile ilgili çok fazla bilgi sahibi değildim.Bu belgeseli merak ettiğim için izledim.Eleştirmek gerekirse üstadı değil belgeseli ve okunan metni eleştirebilirim.Belgeseli üstad hazırlamamışki o sadece Allah ın kendisine verdiği hayatı dolu dolu yaşamaya çalışan ve onun rızasını kazanmaya çalışan bir müslüman kul.(Acaba biz nasıl yaşıyoruz hayatı?)Yapımcıyı eleştirecek olursam bazı anlatımlarda abartıya kaçmış.Ancak Risale i Nur çok güzel bir eser.Bir insan hayatına sığmayacak kadar büyük bir eser.
Arkadaşlar namaz kılın milletinizi devletinizi çok sevin.Bu toprakların dışından gelen hiçbir ideolojiye kapılmayın.Allah tan hakkıyla korkun.Allah a emanet olun.

yazıkyazık!
12 November 2008 - 10:57 pm

Herkese selamlar öncelikle.saat sabahın 4 ü başından sonuna kadar tüm yorumları hayretler içerisinde okudum. Bundan aylar önce yoğun ısrar üzerine hiç haz almadığım nurcu arkadaşların sohbet dedikleri ortamına girdim. yaşananları aynen aktarıyorum. hepsi pırıl pırıl zengin çocuklar bir evde toplandık.yer istanbulun lüks bi semti.. sayı arttı en sona hoca diye tanımladıkları bir arkadaş geldi. hoca bir koltuğa oturdu herkes karşısına geçti. meraba hoş beş sohbet derken yemek geldi. herkes yemeğini yedi.sonra tatlı geldi herkes tatlısını yedi derken çay geldi çaylar içildi.yaklaşık 1 2 saatte bu hadiseler yaşandı. hoca bir kitap çıkardı ve okumaya başladı. hocamız şöyle demiştir hocamız bunu anlatmıştır cümlelerinden oluşan 1 sayfalık bir metin okudu. Okudu dedim özür dilerim, okumaya çalştı çünkü arkadaş Türkçe konuşamıyordu bile.. Dikkatimi çekti yarım saatlik sohbet esnasında ne bir kez Kuran’ı Kerim den ayet ne de Hz.Muhammed S.A.V efendimizden bir hadis söylemedi anlatmadı. varsa yoksa saidi nursi diyodu.. bir olay daha dikkatimi çekti önüne çay geliyordu hoca sıfatındaki bu şaklaban çayı almıyordu bile ordaki çocuklar alsın ve ona hizmet etsin diye gözlerine bakıyordu. herkes gitti gecenin sonunda. 4 5 kişi kaldık. ve beklenen cümle geldi…. satışlar iyi gitmiyo daha fazla satmamız lazım dergileri… ben böyle bir anı yaşadım bunu sizinle paylaşmak istedim. ne tarihten bahsedicem size ne de kopyalayıp yapıştırıcam buraya…bizatihi yaşadım ben bunu. he ben kimmiyim. 25 yaşında bi ünv mezunu aklını mantığnı kullanabilen dininin temelini bilen bi insanım. nitekim Hz. Muhammed S.A.V buyurur ki ; ben bu dünyaya güzel ahlakı yaymaya geldim.. ve hocayada şunu sordum bir hadis derki ; kendin yapabileceğin işi başkasına yaptırma..yüzüme baktı ve kızardı. demem o ki arkadaşlar nurcu cemaati denilen ortam yada adı neyse maalesef gençlerimizin beyninin yıkandığı bi oluşum..said nursiyle ilglenmiyorum ben ama bu yardakçılara prim vermeyin…Önce Kuran sonra Hadis war bırakın risalie nuru falan…

akyolcu
16 November 2008 - 10:23 am

arkadaşlar öcelikle hepinizin allah yar ce yardımcısı olsun. içimizde üstadı sevenler ve azda olsa hoşlanmayanlar var görüyorum yalnız anlamadığım şey neden bu denli üztada karşı tepkililer.kendilerine bi zarırımı olmuş onu merak ediyorum. yapılan işleri nasıl görmezden gelirler oda ayrı bir merak konusu.insan parmağıyla gözünükapadımı kocaman dağı göremez ben onlara hidayet nasip etmesi için dua edicem biz muazene insanıyız üstadda dava insanıydı bide kalp kırmak yol kesmek olmaz.ne güzel demiş a benim canım üstadım şu istikbali kıblede en gür seda islamın sedası olacaktır diye bunu anlamak işin yapılanhizmetleri görmek gerek.herkese vesselam.

orhan_Ca
17 November 2008 - 5:56 pm

bir olayı bilmeden etmeden bedduzaman nedir ve o zaman içerisinde yaşananları bilmeden.Adamı resmen hain eden insanlara sesleniyorum.Birşeyi araştırmadan etmeden kulak duyma laflarla burada yazı olsun diye yazıyorsanız hiç yazmayın.Önce araştırın edinin ondan sonra bilginizde yeterli diyorsanız gelip burada fikir tartışmasına girin.Şayet yok maksadınız laf kalabalığıyısa bu penceryi açmakta kolay kapatmakta

birisi
18 December 2008 - 10:41 pm

Allah razı olsun arkaslar..

asil türk
25 December 2008 - 4:26 pm

onu sevenlerden ve nefret edenlerdende allah razi olsun bu belgeseli burya koyanlardanda

figen
01 January 2009 - 8:00 pm

ben bu yazıyı soydan denilen arkadasa yazıyorum çunku kendisi sacma sapan cahilce yorumlar yazmıs cunku şeyh said ile said Nursi yi birbine karıştırıp kendini de küçük düşürmüş … hadi bilmiyo madem şeyh said in said Nursi hazretleri olmadıgını bari video yu dikkatlice izleseydi de o cahil beynine soksaydı şeyh said isyanını kimin cıkardıgını ve said Nursinin seyh saide olan öğüdünü dinleseydi keşke de hem bu buyuk zaatın gunahını almasaydı hem de kendi cahilligini cümle aleme duyurup rezil olmasaydı ..

ecem
02 January 2009 - 9:11 am

yazık yazık !!!

bakın arkadaslar said Nursiyi elestirirken cidden madem cok bilincli aklı basındasınız ben size şöyle ifade etmek istiyorum ben ne nurcuyum ne de fetullahcıyım ama yazık yazık diye baslık atan arkadasın neden bahsettigini cok iyi bilen ben de sahit olmus biriyim ama bu said Nursinin sucu degildir bosu bosuna ilim icin hizmet etmekden baska gayesi olmayan bu peygamber ummetine camur atıp gunahını almayın.. bikere hoca hoca diye sohbette söylenen kişi said Nursi degildir Fetullahcılar sohbetlerinde herzaman hocamız hoca efendimiz sunu der die bahseder.. ben de bundan hoslanmadıgım gibi zaten ne ALLAH ne peygameber efendimiz sav ne de said Nursi böyle TARIKAT olaylarını onaylar.. aksine bunun yanlıs oldugu hem kuranda hem hadislerde hem de said Nursinin yazılarında dile getirilmiştir..

ve hocamız hocamız diyen grupta cidden maddi acıdan dini alet eden insanlar var elbette bu inkar edilemez ama bunun sorumlusu said Nursi asla degildir kaldıki zaten o gruplar Nurcu adi altinda risaleleri degil fetullah hocanın tekrar kendi basitlestirilmis dilinde anlattıgı kitaplarıdır.

bide şunu söylemek de yarar var.. diyelimki o sohbet deki hoca said Nursi olmus olsa bile ki o kesinlikle degil ben de sahit oldum bulundum o ortamlrda hem yurtdısında hem de tr de .. simdi kulakdan kulaga oyununu hepimiz biliriz .. ilk basta ufacık basit bir cumle en sondaki kişiye gelene kadar öyle farklı bi cumleye donusmus olurki bastakinin dedigi ile tek bir kelime bile uyusmaz.. bastakinin dedigi ile sondaki kişiye gelene kadar algılama farkıyla kelimeler degisir.. kişinin duygusuna ve anladıgına gore ..bundan en bstaki sorumlumudur hyr dimi …

bu olayda ona benzer… said nursi de en az bizim kadar peygamberimizin ve kuranın dediklerinden ote asla bişey dememistir kendisi de peygamberimizin sunnetlerine gore yaşayan bi zaattırki sohbetlerde kendine hizmet ettiren dini alet eden insanlarla ne dediklerinde ne de yaptıkları ile bi parelellik vardır.. eger said nursi yaşasaydı da gorseydi eminim o da cok uzulurdu ..ben size böyle mi dedim diye.. said Nursi öleli yıllar olmus ve bugun kişilerin yanlıslarından said Nursiyi yargılayamayız.. ornegin Ataturk ü ele alalım.. ataturk de bir suru devrim yapmıs ve biz gencler ataurkcu gencler bile onun dedigi seylerden cok farklı yol izleyip ataturkculuk budur diye yanlıs yorumlayabiliyoruz .. yani bu nerde hangi konuda olursa olsun herzaman olan seylerdir.. her seyde kişiye gore saptrıma ve algılayışa gore yanlıs uygulama herzaman olur.. bunu arastrımadan kişilere camur atıp gunaha da girmeyelim.. lutfenn!!!!

gökhan
15 January 2009 - 8:46 pm

ALLAH şefaatine nail eylesin amin diyeni kıyamette beraber haşr eylesin.

despot
15 January 2009 - 9:28 pm

Böyle adamların, kitapları, ülkeye yaptıkları yetmezmiş gibi birde belgesi…

Hala şu devirde;şeyhim,hoca efendi,evliya,şıh…yahu divane misiniz?

Bunun bir üst versiyonu ABD’de elinde ”yeşil kartı”var.Bu kart ile amerikada paşalar gibi yaşarsın.Gel görki bu kartı almak bir o kadar zorken nasıl oluyorda Fetullah efendi,fbi veya cia elinden bu kartı alabiliyor.

Düşünün bakalım…din bezirganları

RaBia_
02 February 2009 - 11:10 am

muhtesem bir hayat..Allah üstadımızdan ebeden razı olsun..siteye koyanlardan da Allah razı olsun büyük bi hizmet.Üstadı tanımaıp anlamayanları da onu anlamaya ve eserlerini okumaya davet ediyorum,faydası olucaktr inş..

xx
13 February 2009 - 7:46 pm

yazık bu sitede bu kadar çok tarikatçı var demek

ekrem
14 February 2009 - 9:03 pm

s.a

Allah herzaman ve her yerdedir dindar arkadaslarim. yasasin cehennem zalimlere karsi. AMIN. avrupa avrupa diyen akadaslar, alinda basiniza calin. ølenlerin hepsi gencimi øluyorlar, azrail herzaman 1 calise kadar yakininizda bilmiyormusunuz. adamin ølusunden bile korkanlar, hani kaldmi size fani dunya?? idam edilecek namaz kildi ve bir musluman olmayan komandan af etti. siz kim oluyorsunuzda laf atarsiniz.Allah sizi ve sizin gibilerini islah etsin. ugrunda canimi verirdim, hadi size kalsin fani dunya. bunun yarini da var. ve ahireti. hangi yuzle cikarsiniz. vatan haini olsaydi savasalara evet derdi. okuyun kitablarida bakin. yeter artik sizlerin dusunceleri pkk yi cikardi ve bizi dindende etti. yaziklar olsun. nasil vereceksiniz o kadar akan kanin hesabini. dilerim rabbimden tez tum dunyaya hak dini islamiyet icin buyuk bir savas, ve ugrunda kanini caninni feda edecek muminler yetistirsin. ALLAHU EKBER. S.A

ahmethasım
08 March 2009 - 10:42 am

bu konuda ıyı ve kotuı yorum yapanlardan allah razı olsun ıyı dusunenden allaha razı olsunkı dınıne dınıne onem verenlere sahıp cıkıyorlar kotu yapanlardanda allah razı olsunkı gunahlarımızdan alıyorlar

Ronesans
12 March 2009 - 12:05 pm

Kürt’ün faşisti işte. Atatürk İlkeleri ve devrimlerinin düşmanı. Allah bildiği gibi etsin mekanını. Tarikatler zaten DP ile hortladı hala başımıza belalar işte. Banu Avar’ın 04.03.09 da yayınladığı Nato ve Türkiye adlı kısa belgeselini izleyin derim. O zaman ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız sanırım. Amerika istediği için bugün tarikat denen belalar var bu ülkenin başında ve hepside Amerika’nın hizmetçileri. Ülkesinden, milletinden, bayrağından vazgeçmiş bunca yorumcu görmek hakikaten üzücü.

Gökhan Ocak
27 March 2009 - 7:48 pm

AHMETHASIM ….. KOCUM KİMSE KİMSENİN GUNAHINDAN ALMAZ GÖTÜRMEZ SENİ YEMİŞLER ASLANIM BU BİR. İKİNCISI GÖZÜNÜZDE BÜYÜTTÜGÜNÜZ BU ŞAHSİYET CUMHURİYETE KARŞI CIKMIŞ DOGU VE GÜNEYDEKİ KARDEŞLERİMİZİ KISKIRTMIS DÖNEMİN BİR NUMARALI HAİNİDİR. TARİHİNİ BİLMEYEN MİLLETLER YOKOLMAYA MAHKUMDURLAR. SİZLERDE İŞTE BU SONA YAKLAŞIYORSUNUZ MALESEF ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUMKİ BİİZM GİBİ VATANINI VE BU VATANIN KURTARICISI OLAN ULU ÖNDER ATATÜRKÜ SEVEN GÜNAHSIZLARI DA YANINIZDA BATIRIYORSUNZU. CÜNKÜ BU GEMİDE HEPİMİZ VARIZ. AMA BİRAZ AKLINIZ OLSA GERCEK DİNİNİZİ YAŞASANIZ KURAN-I KERİMDEKİ OLAN, BÜTÜN BU SAPKINLIKLARINIZDAN SAPIKLIKLARINIZDAN KULA KULLUK ETMELERİNİZDEN KURTULACAKSINIZ AMA NAFİLE GÖZÜNÜZÜ CEHALET BÜRÜMÜŞ BENLİĞİNİZ KOCA BİR SIFIR. SİZLER KENDİNİ MÜMİN ZANNEDEN GAFİLLER. ZAMAN BURADA TÜKENDİĞİNDE ÖTEKİ TARAFTA GERCEĞİ İDRAK EDECEKSİNİZ AMA GEC OLACAK. ARASTIRIN OKUYUN İNCELEYİN İRDELEYİN, AT GÖZLÜĞÜ İLE BAKMAYIN HAYATA OLAYLARA, SİZİN BİLDİĞİNİZ GERCEKLİĞİN ÖTESİNDE DE GERCEKLİKLER OLABİLİR.

figen
30 March 2009 - 8:30 pm

Gökhan Ocak bey !

aynen sizin dediklerinizi kendiniz icin de düşünmenizi öneriyorum … birkere Said Nursi Şeyh felan degildir .. şEYH SAİD ayaklanmasını bizzat engelleyendir.. bunu bilmemeniz de sizin cahilliginizdendir.. gel gelelim kula kulluk etme konusuna kardeşim biz zaten Kuran-ı kerimden başka Allahu tealadan başka SAV efendimiz peygamberimizden baska şeye inanmıyoruzki .. Said Nursi de zaten Allahın emretigi islamiyeti kuran da ne yazıyorsa aynısını turkce mealleştirmiş kitaplar yazmıştır… Kuran ı kerimi okuyan bilir hadisleri de her Allah bildirmiştirki son peygamber sav efendimizdir ama ondna sonra da insanlar azacak yanlıslıklar yapacak diye islamiyeti peygamberimizin islamiyet bayragını taşıması icin önemli zaadlar evliyalar gönderecegini bildirmiştir .. biz said Nursiye tapmıyoruz ona haşa tovbe secde etmioruz biz onunda izledigi yol olan kuranı kerimi anlamaya çalısıyoruz .. kitaplarında ayetlerin turkce mealleridir .. aksi asla yoktur.. boşua gunAH almayın.. fettullah hoca ile de asla ve katiyen alakası yoktur .. fetullah hoca da onun kitaplarını okumustur o ayrı mesele… herkes kendi bacagından asılır bu dunyada.. peygamberimizin sunnetlerini anlatan kuranı anlatan bir zaad nasıl tarikatcılık yapıp kendine kula tapma zihniyetini sokar akıllarımıza .. öyle bir şey yok.. biz said nursiye evliya gibi saygı duyuyoruz kitapları ile kuranın tevsirleridir bilgilenioruz aksini iddia edenler kitaplarını okusun öyle konussun… kitabı okusaydınız kendi dediginizden siz de utanırdınız..ALLAH RAZI olsun said Nursi den bize yeniden kuranı kerim tevsirlerini yazdıgı icin..

ömer
11 April 2009 - 7:32 pm

islamiyeti en güzel şekliyle yaşayan ve bize yol gösterenlerden ALLAH CCH RAZI olsun ALLAHA EMANET OLUN

MUSTAFA
28 April 2009 - 8:09 am

YAZANLARDAN VE YAYINLAYANLARDAN ALLAH RAZI OLSUN ….

MUSTAFA
28 April 2009 - 8:25 am

ARKADAŞLAR, YORUMLARA BAKILIRSA (BULUNDUĞUMUZ ZAMANIN EN BUYUK ALİMİ)ni TANIMAYAN BAZI ARKADAŞLAR VAR…ONLARI HOŞ GÖRÜYORUM… BİLMEDEN KONUŞTUKLARI İÇİN …. VE DİYORUM Kİ BU ARDESE GİRİN VE
http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyatı okumaya başlayın….

bu adrese girin ve ne sorununuz varsa size kitaplar anlatsın …. bir daha da bilmeden konuşmayın lütfen…

figen
03 May 2009 - 6:52 pm

Mustafa bey
Alah bin kere razı olsun sizden risalie nurlar ile ilgili verdiigniz site icin..

spectateur
29 May 2009 - 11:04 am

-ilimime,bilime,insanlığa hizmet edenlere ancak hürmet beslenir,Ama metin yazarı biraz destan,biraz mucizeler ile belgeseli sulandırmamış mı? Üstadın müridlerine tercihleri için saygı duymakla beraber şu konuları bana açıklarlarmı ? 1.abdest(gusül değil)sadece namaz için farz değilmidir,24 saat abdest kimin emridir?2.evlenmek Allah ın tavsiyesi ve peygamber sünnet iken (13 eşi olduğu belirtiliyor)niçin üstad bekardır ve hiç karşı cinse bakmaz,bu nasıl sünnet üzerine yaşamaktır?biz evlenerek,cocuk sahibi olmakla hata mı ettik?3.Atatürk batıyı üstad ifadesiyle taklitmi etmiştir,yoksa kısa sürede devrimleri hayata geçirmek için bir kısmını örnek mi almıştır? 4.Peygamberimizde ayakları yara olana kadar ibadet etmişmidir,yoksa daha verimli ibadet için sağlığa dikkat mi etmek gerekir,din de aşırıya kaçmak ,ifrat varmıdır? 5.Üstad bu kadar fakir yaşamışken müritlerin şatafatlı yaşamı nereye oturmaktadır,israf,gösteriş,kibir günah değilmidir?6.Cemaatler etrafında toplanmak neredeyse çoğunluk için bir ikbal,mali kazanç ve sitatü meselesi değilmidir? 6.Neden 1984 sonrasında şehit edilen 5000′e yakın asker ve sivilin en az 1000 kişisi Bitlis,Hizan,Mutki,Bölükyazı,Kavakbaşı,Güroymak ve civarında PKK ve milislerince yapılmıştır,mum dibine ışık verememiş midir?müritler niye seyretmişlerdir?Üstadın eserlerini farsça ve arapça kelimelrden arınmış şekilde okunacak wep adresi varmıdır,(Mustafa beyin adresinden pek istifade edemedim)?7.Ümreye gittiğimde (özel firma)her toplu duanın içinde “HACA EFENDİYE”de selam ve selavat gönderiliyordu,kimdir bu hoca efendi?Said-i nursi mi Fetullah Gülen mi? Bu kasım da nasip oldu hacca gideceğim eşimle(inşaallah),hac da zat-ı muhteremleri anmassak bir kusur işlemiş olurmuyuz? 8. İnsanları önce insan kabul edip kutsallaştırmasak,mucizeler eklemesek,illaki kadir gecesin de ölmeseler olmaz mı? Gereksiz sıfatlar ilave edip üstad’ı diğer tarafda Allah huzurun da zor durumda bırakmasak daha iyi olmaz mı ?şimdiden cevaplarınıza ve emeği geçen herkese tşk ve saygılar….

ESFENDİYAR-I ZÜLKANDİL
05 June 2009 - 3:08 pm

Öncelikle yorumların birçoğnu okuduğumu belirtmeliyim!
Ve şunu söylemeliyim Şu yaşadığımız dünyada ister hristiyan ister Müslüman Hangi dinden olursak olalım … Adam olalım .. yani Hacı Bektaş-i Veli nin
dediği gibi “Elimize , Belimize vede Dilimize ” sahip çıkalım işte o zaman herşey bitermi bitmez ama mademki 1 dini inanmakla kendinizi 1 yola koymuşsunuz … o dinin kitabıysa kitabına peygamber iyse peygamberine inannında bu iş bitsin…. boşuna oranızı buranızı yırtmayın tek geldik tek döneriz….

fatih kıral
12 July 2009 - 4:50 am

herşeyden önce bu belgeseli bu siteye koyanlardan allahrazı olsun birkere bedizzaman hazretlerini şeyh said isyanıyla karıştıracakkadar ondan haberi olmayan cühela takımına yazıklarolsun eyer bi yaranvarsa önce araştır o isyanın çıkmaması için çalışan bi insandı eyer destek vermekisteseydi verirdi ve o isyanın en az 100 katı olurdu çünki zamanında okadar etkisi vardı ama haksızyere 28 yıl eziyet çekti ve sonunda eziyeti yapanlara hakkını helal edecek kadar insanı seven bi zatdı kurtuluş savaşında aly kumandanı olarak vatanı için savaşan esirdüştüğü ruskumandanına bile ayağa kalkmayarak hem türkün hem islamın şerefini koruyan bizat herhalde burada onu eleştirecekkadar küçülen cüheladan daha fazla saygıyı hak eder . islami yönden eleştiren fikri bozuk arkadaşlarda bilsinki şiddetli mesul oluyorlar çünki üstad hapıste koğuş arkadaşlarını öldüren özellikle hocaları hiç sevmeyen bi katilin yanına koyuluyoki onuda öldürsün ama 1haftasonra okatil öyle dersler alıyoki üstadın yanına gelerek

hasan hüseyin
16 July 2009 - 1:20 pm

bnce bu önmsiz adamı koymaları çkk saçma… izlemee bile değmezz tam bir zamn kaybı görntü zevkim bile bozulduu :(

Seyyah
18 July 2009 - 3:55 am

acaba bu olumsuz mesajları yazanlar hayatı hakkında bilgi sahibi midir. veya izledinizde mi bole seviyesiz yorumlar yapmışsınız .
burda arkadaşlar bunu paylaşmış isteğen izler zoraki bi durumda yokken bu fuzuli cvblar yanlışlıklar olmaz
- bir alim inkar edilebilir mi
- bir alime ırkçı gözüyle bakılır mı
akıl – fikir var duşunmeniz lazım
bilmediğiniz şeyler hakkında sırf laf olsun diye konuşmak uygun olmaz
ben farklıyım imajı yaratmak mı amacanız

Uğur uysal
26 July 2009 - 5:05 pm

bediüzzaman said nursi hazretlerinin mekanı cennet olsun allah ondan razı olsun din alemi insana hakaret etmememeliydi her ne olursa olsun allah cümlemizden razı olsun bu belgeseli buraya koyan arkadasimiza ve yapan kişilerin ellerine sağlik cok güzel bir duygusal bir o kadarda güzel bir paylasım ellerinize sağlik arkadaslarim allah hepimizin yar ve yardımcısı olsunn amin.

faruk_nl_18
11 October 2009 - 1:21 pm

yorumlarınızı birer birer okudum ve su kanıya vardım hepiniz dersini iyi calısmısınız amac savunmakla aslında çokgüzel bişey savunmakla deyil yolundan gidebiliyomusunuz yok sa laba laba laba bizde o cematteniz gibilerinden yolundan gidiyoruz felan filan bediüzzaman said nursi hazretleri bicemat kurmamıstır yasamıstır yasatmıstır geriden gelenler sahiplenmiştir zamanı ticarete dokülmüştür.bende üstadım olarak gordüm zatlardan biri ama ben onun yolundan gitmeyi isterim ona inanların yolundan deyilll ben ona inanıyorum ona inananlara deyil gaflete düsmeyin para içinde kendinizi kandırmayın biz hizmet yapacazdiye bediüzzaman said nursi hazretlerinin bide kimseyle karıstırmayın karıstırılamaz

Husrev
20 December 2009 - 6:37 pm

akinciya cevab :
sakalsiz evliya olmaz diye kuranda bir ayetmi var? yada hadismi var? senin muhakemen ustadin evliya olmadigina olcu olamaz. Kimin evliya olduguna ve olacagina Allah karar verir. Ve evliya olmanin sartlari kuranda ve hadisde beyan edilmisdir. Kim o sartlara uyarsa takva sahibi evliyalardan olur.Said nursi hazretleri Allahin rizasinda baska ne dunyevi nede uhrevi bir menfaat gozetmemis iki sunnet haric butun sunnetleri yerine getirmisdir. bunlar evlenmek ve sakal birakmakdir. sakal sunnettir ama birakdiktan sonra kesmek haramdir. Eger biraksa idi ona zulmedenler onun sakalini keseceklerdi. baska alimlerde yaptiklari gibi. buna bediuzzaman said nursi gibi bir sahsiyet tahammul edemezdi. cunku sarigini zorla cikarmak isteyen icisleri bakanina karsi bu sarik bu basla beraber cikar cevabini vermisdi. Simdi kendi nefsim basda olmak uzere akinciya ve herkese soruyorum kac sunneti yerine getirdiniz? Nereden evliya cikacagina Allah karar verir ve diledigi yerden evliya cikarir. Evliya olmanin yer ile alakasi yok. Her kim yalniz Allahin risasini kazanmak icin yasar ve olurse o evliya olur isterse bu afrikadan bir zenci kole olsun. olcu budur. Said nursi bu memlekete en az yuzbin polis kadar hizmet etmisdir. Hapisdeki katillerin islahina vesile olmusdur. Hatta 6 insani acimasizca olduren bir katil onun irsadindan sonra tahta kurusu denilen bocekleri oldurmek caizmi diye said nursiye sormusdur.Boceklere bile zarar veremez hale gelmisdir. Boyle bir insana nasil Allahdan korkmadan kalbin urpermeden vatan haini demeye cesaret ediyorsun. Onu vatan hainligi ile itham edene ne bediuzzaman ne ben nede diger muslumanlar haklarini helal etmez. Bilmiyorsan bilene sor. soz vardir cennete goturur soz vardir cehenneme goturur. Arastirmadan bir sey soyleme kulakdan duyma sozlerle hareket etme.

kocayusuf
23 December 2009 - 10:40 am

KLASİK TARTIŞMALAR, ELEŞTİREN DE SAVUNAN DA AYNI DEĞİŞMEDİ YÖNTEMLER…

ADAM GİBİ OKUYUN YAZDIKLARINI BU İNSANIN SONRA TARTIŞIN…

KARŞI ÇIKAN GOOGLE DA ARAMIŞ BAŞKASININ DÜŞÜNCELERİNİ YAZMIŞ

SİZİN BİRİNİZ BİRKAÇ ESER YAZSANIZ KİMSE OKUMADAN KABUL ETSE SİZİ YADA AĞZINA GELENİ SAYDIRSA SİZE, SİZCE HANGİSİ SİZİNLE AYNI GÖRÜŞTEDİR? HİÇBİRİ…

ÖNCE OKUYUN SONRA ELEŞTİRİN KULAKTAN DOLMA KABUL VE REDLERELE BOĞUŞMAYIN ….

GOOGLE DA SİZDEN ÇOK VAR :)

CIMBIZ
23 December 2009 - 10:59 am

HA BİR DE TUHAF Kİ HAPSE ATIP DURUYORLAR NİYE Bİ KURŞUN HARCAYIP ÖLDÜRMEMİŞLER?..

…Kuran okumayan birilerinin dini tartışma yapması, hakkaten tuhaf adam Kuran ı yutmuş sıra risalelerde sanki…

bence atıp tutmadan araştırın azıcık ve bulduğunuz yazıları kimlerin yazdığına bakın…

haa hiç unutmam geçen atan tutan birini okudum gene bu adamı kaynak site veriyor

ula bi baktım aynı medyanın sitesi bi site kaynak öbürü duyurucu :) bombalar yahu

herkes önce kendini tanısmaya çalışsın ne yapacaksınız başkalarını kendinizi bilmeden önce

:)

önce kendinizi eleştirin sonra başkalarını olumlu yada olumsuz

olumsuz eleştiriciler belli
kemalist
ateist
sol
komunist

olumlu eleştirenler
cemaat ehilleri
cemaat üyeleri
abiler
ablalar
….

birilerinin düşüncelerini öğrenmeden kabul etmeden kendinizin derinliklerine inin…

hayatı kendiniz sorgulayın ne kadar öznel havada olsa da biraz nesnel bakın

şu yukarıda grupladığım 2 topluluğun ortak yönü yok mu

biri oksijenli biri azotlu solunum mu yapıyor :)

kafanızı ellerinizin arasına alın ve düşünün azcık

yaşınız+1 yıl önce nerde olabileceğinizi :)

yaşınız yıl önce nasıl şeyler olupta cuk bi yere geldiğinizi yaşınız+x yıl sonra ne olacağını bilemeyişinizi

Yaşınız+y= son…. yılında ne olacağınızı

yaşınız+y+1 yıl sonra nasıl olabileceğinizi

yaşınız-1 yıl önce ile aynı yerde mi olacaksınız acaba :)

kararınızı İNAT MI

ÖLÜM KORKUSU MU

ADANMA MI

BANA NE DERLER Mİ

YOKSA ŞUCU BUCULUK MU belirliyor

red eden de savunan da neye göre yaptığını iyi düşünsün…

hiçe saydığın kale alman gerekense zıçtın demektir :)

CIMBIZ
23 December 2009 - 11:01 am

****yaşınız+1 yıl önce ile aynı yerde mi olacaksınız acaba

düzeltme yapalım

by cımbız

Ali
04 December 2010 - 4:53 am

SAÇMALIĞIN DANİSKASI; insan öldüren ve öldürten kim olursa olsun yeri bellidir. hak dini hukuk dini olan MÜSLÜMAN lığı bunun gibi şerefsizler yüzünden hakkıyla yaşayaman ve dininden utanan bir nesilin doğmasına sebep olan adi bir yaratıktır bu sıfatsız.ALLAHIM c.c bu yaratıkları sizi imtihan diye göndermiştir ve hepiniz kalmışsınızdır o imtihandan. kuranla alakasız işler yaptığını itiraf eden vatan haini adilerin peşinden koşanlarında sonu bellidir. pozitif bilimleri hiçe sayan siz ki KURAN ımızda bilim ve ilimin kaynağı olarak gösterilir KURANI yorumlama hakkını size kim verdi yorumlamadan yaşıyacaksanız yaşayın yaşayamıcaksanız müslümanlıktan nasibinizi almamışsınız demektir. yaradılışınızı sorgularken ve yaşamınızı kendinizle barışık olamadıktan sonra ne yapabileceksinizki ben cevap vereyim size HİÇ. ne köy olur sizden ne kasaba. kardeşi kardeşe kestirten bir şerefsizdir sayın hocanız. siz hala kendinizle kendinizi yarıştırın ama yalan söylemeyin koyun olmayın kendiniz araştırın. madem hepimiz ALLAH ımıza c.c mecburuz ve tek yaratıcımız var bırakında onların cezasınıda ALLAHIM c.c. versin. buda ALLAHIMI c.c. kullanarak insanları kullanan bir yaratık insan demek gelmiyor içimden cezasını ziyadesiyle çekmeye devam ediyordur kıyamete kadar da devam edecektir. bırakın dinime daha fazla zarar vermeyi girmeyin ALLAH ımla arama rahat bırakın ben ve benim gibileri ve kardeşlerimi abilerimi ablalarımı dininden utanan insanlar haline getirmekten vazgeçin. bu şerefsiz gibi peşinden koşanlarında dinimizle alakalı işler yaptığını sanarken baktığınızda arkanıza sadece dinden uzaklaştırdığınız insanlar göreceksiniz. değirmenine çomak soktuğum ve sokacağım butür şerefisizlerden özür dilerim ama siz ve sizin gibiler varsa bu dünyada biz ve bizim gibilerde gereken cevabı size heryerde vermesini biliriz biz.

Hasan Hüseyin
07 January 2011 - 6:09 pm

üstad,a çok eziyet çekdirmişler ve bir çocuk hocam,hocam diyerek gediği yer çok güzel olmuş.Elinize sağlık ve arkadaşlar bizde üstad gibi yapalım diğil,mi ve televizyon,da saçmalıyorlar üstad,ın resmen hayatıyla dalga geçiyorlar.
ÜSTAD,DÜRÜST,CUMHURİYETCİLİK,HALK SEVERLİK.VB.
ÖZELİĞİ VARDIR.

HUSEYIN
01 February 2011 - 11:42 pm

ALLAH AKIL FİKİR VERSİN, KİMİ ATMIŞ, KİMİ TUTMUŞ

tunç
09 October 2011 - 5:02 am

beş para etmez hurafelerle dolu tam bir cehalet.beğenenlere lafım yok ama ben hiç beğenmedim.

Maarif
27 October 2011 - 9:02 pm

Allah(c.c.) bu filmi hayata geciren her kesten razi olsun Inshaallah. Vallahi gozlerim doldu, Allah Tebarekte ve Teala Said Nursi hazretlerinden razi olsun, kabrini nuruyla doldursun inshaallah. Allahu Teala bu yuce Valinin iman nurundan bizlere de kismet etsin Inshaallah. Amin, Amin, Amin!!!

suranu
14 February 2012 - 6:45 pm

açipta bakamadim bile laa.ama eminim ki süperdir bakin hää bakmasaniz küserim.ALLAHIN SADIK KULU

suranu
14 February 2012 - 6:45 pm

iyi bence bakin!!!!!

Etiketler